1. YAZARLAR

  2. Sibel Eraslan

  3. “Satın alındık”, Korkmaya gerek yok...
Sibel Eraslan

Sibel Eraslan

Yazarın Tüm Yazıları >

“Satın alındık”, Korkmaya gerek yok...

A+A-

Referandum sonrası, borsa tavan yaptı.

Hatta Anayasa Değişim Paketi hakkında menfi düşündüğünü, red vereceğini beyan eden pek çok zengin, bu “güneşli hava”dan güler yüzle çıktı... Sadece ret cephesindeki varlığı aşikar olan zenginler değil, Ümit Boyner gibi sürekli Türkiye sosyolojisi üzerinden fikir yürüttüğü halde iş anayasal değişime gelince susup ortadan kaybolanlar da kârlı çıktı referandum sonuçlarından...
Bu yazı, kârına kâr katanların kârını kıskanmak haleti ruhiyesi ile kaleme alınmıyor... Tam tersine, Merkez Bankası Başkanı’ndan ilhamla söyleyecek olursak; “güneşli hava”, “bulutlu hava”ya nazaran elbette hepimizin dileğidir... Ne var ki; bazılarına hep günlük güneşlik olan hava, bazılarımıza hep bulut, hep kar, hep kış... Sorun burada...
Güler Sabancı, Sakıp Bey’den sonra kapitalin yerli simasıyla ilgili olarak doğan sinerjik boşluğu, elinden geldiğince doldurmaya çalışıyor, babacan tavrı, esprili duruşu ile halka dönük yüzlü Sabancı geleneğini devam ettirmeye çalışıyor. Ümit Boyner’e göre çok daha sıcak bir görünümü var. Ne ki; paradan iyi anlayanlara has o altından kalkılamaz “gerçekçilik” vurgusu, sarf ettiği “satın almak” darbı meseliyle bizim böyle dışarıdan bakarak yorumladığımız fotoğrafları allak bullak ediyor.
“Arkadaşlar gerçekçi olalım” diyor Güler Hanım... “Bu referandum sonuçlarıyla piyasalar görüyoruz ki; Türkiye’nin yeni genel seçimlerini de satın aldı. Piyasalar, 2011’de de istikrarın devam edeceğini görerek, önümüzdeki genel seçimleri satın aldı. Bu gelişmeler, gelecek seçimlerde çok sürpriz bir sonuç çıkmayacağını gösteriyor”... Diye devam ediyor... Gazeteler, kendisinin sarf ettiği bu cümleler üzerinden; istikrarın satın alındığını başlık olarak atıyorlar. Evet; istikrar, zenginler tarafından satın alınmıştır sonucu çıkıyor...
%58’lik canhıraş evetçilikle, %42’lik canhıraş hayır’cılık, afallayıp kalıyor bu “gerçekçilik” karşısında... Her birimizin payına düşen şu “satın alınmışlık” gerçeği, dağ gibi ortada kalıyor...
Sabancı’nın büyü bozucu bu gerçekçiliği ile; 58’in içindeki fukara ile 42’nin içindeki fukaranın, aslında birbirinden pek de farklı bir hayatı olmadığını bir kere daha görüyorsunuz... Ne yani 42 dediğiniz Hayır cephesi baştan aşağı Bedri Baykam, ağzına kadar Kenan Evren mi zannediyordunuz? 58’in resmi de böyledir, baştan sona liberal, baştan sona jipli mütedeyyin mi, hiç de değil...
Güler Sabancı’ya, teşekkür etmek gerek aslında... Bizim haklar ve hürriyetler bağlamında gördüğümüz rüyanın ayaklarını suya vardırıyor bir anlamıyla... Ekonominin gözü, elbette paraya ve paylaşımına bakar, satar ve alır... Peki o neredeyse hukuk miladı olarak baktığımız haklar ve hürriyetler serencamına ne oldu? Kim sattı, kim aldı? Ben ekonomist değilim. Ama ekonomiye yön verenler söylüyor ki: Satın almışlar...
Ne zaman açacak hava bilmiyorum... Ne zaman kalkar bulutlar yetimlerin, dulların, işsizlerin omuzlarından... Sağlık ocaklarının önünde sabah erken saatlerden başlayan kuyruklara hiç baktınız mı? O kuyruklarda başı önde liseliler, beli bükük ihtiyarlar, yüzü solgun ev kadınlarının arasında sağlıksız yaşam koşullarından dolayı giderek yaygınlaşan ciğer hastalıklarından haberiniz var mı? “Zatürree o kadar yaygın ki” diye başlıyor sağlık ocaklarındaki hekimler... Yolunuz düşerse Yedikule’deki ciğer hastanesinin bahçesine bir uğrayıverin... Orada kim 58, kim 42 diye bir soru yok... Sessizce satın alınmış, sükut etmiş/ettirilmiş, hep bulutlu hep asık yüzlü havaya mahkûm bir kalabalık kaynaşıyor...
“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele” diye bir tirad atmak için Şekspir olmaya gerek yok...
Haklar ve hürriyetler, dün de fukaranın rüyasıydı, bugün de halen öyle...
Rüyayı biz görüyoruz...
Tabir edenlerse, onu satın alıyor...
Ne Kemalistler üzülsün... Ne liberaller sevinsin...
Hatta Tansel Çölaşan da korkmasın...
Kazanan “istikrar”...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT