1. YAZARLAR

  2. Abdulhamit Bilici

  3. Satıcı ulusalcı!
Abdulhamit Bilici

Abdulhamit Bilici

Yazarın Tüm Yazıları >

Satıcı ulusalcı!

A+A-

2007 yazını 367 krizinin hararetiyle geçirdik. Bu yaz ise Ergenekon operasyonu yaz rehavetine fırsat vermiyor. Olayı en sıkı takip eden ve bu yönüyle tarihe geçecek Taraf'ın tirajının neredeyse 100 bine dayanması ilginin en iyi göstergesi.

Operasyonun sıcaklığı kitap dünyasına da yansımış. Bir habere göre Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar'ın yazdığı Ergenekon kitabının satışı bir haftada yüzde 100 artmış. Küçük, Eruygur, Tolon ve Aygün gibi önde gelen ulusalcıların tutuklanması, ulusalcı çevrelerin başucu kitabı Çılgın Türkler'i de zirveden etmiş.

Yüzlerde, devlet adına hareket eden derinlerle yüzleşme adına şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük operasyon sayılan Ergenekon'un demokrasi adına bir yenilenmeye yol açacağı umudu var. Diğer yanda ise ulusalcı çevrelerin çürümüş yüzü.

Güya Cumhuriyet'i ve Atatürk'ü kurtarma adına insanları tahrik ederek SMS mesajlarıyla para toplayan Tuncay Özkan'ın ilk fırsatta davayı unutup kanalını satması örneğinde görüldüğü gibi maskeler bir bir düşüyor. Demokrasi karşısında aynı safta yer alan ulusalcı isimlerin ilk fırsatta nasıl birbirlerini sattığını ibretle izliyoruz.

Ergenekon terör örgütüne mensup olduğu için yurt dışı yasağı konularak, yargılanmak üzere serbest bırakılan Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay'ın, şimdi hapiste olan kankası Sinan Aygün'ün, Emniyet'te dudağından dökülen incileri aktarması ulusalcı kokuşmanın en güzel örneklerinden. İşte size sorgu sırasını bekleyen bir ulusalcı portresi: "Sinan Aygün'le yan yana oturduk. Gözlerini kapamış, kafasını duvara yaslamış, 'Beni başbakan yapacaklar, beni başbakan yapacaklar' diye mırıldanıyordu."

Şimdi öğreniyoruz ki, bir yandan esnaftan toplanan paralarla ayakta duran Ankara Ticaret Odası kaynaklarıyla AB'ye savaş açan Sinan Aygün, evinde 3,5 milyon Euro istif etmiş. Yani, gündüz AB karşıtlığı, gece kaynağı şaibeli Euro istifçiliği.

Eskiden sağ ya da sol bir davaya mensup insanlar, sorguda hayatları pahasına susarlardı. Bu bir erdem sayılırdı. Hapse düşmüş bu insanların hatıraları, böyle kahramanlık hikâyeleriyle doludur. Ama ulusalcı kampta, samimiyetsizlik paçalarından damladığı için onların böyle demode değerlerle işleri yok.

Balbay olayı, bu ahlakî çöküntünün bir örneğini daha gözler önüne serdi. Çevirdikleri dolaplar deşifre olduğunda, lahikalar manşetlere taşındığında veya kapalı kapılar ardındaki görüşmeler internete düştüğünde, "Dinleniyoruz. Bu işin ardında polisteki Fethullahçı yapılanma var" diye tezvirat yapanlar asıl dinlemeyi yapıyor ve birbirlerini bile dinletiyorlarmış.

Ergenekon'dan gözaltına alınıp bırakılan isimlerden biri olan Güler Kömürcü, 7 Mart tarihli "Gizli dinleme yapan hainler kim?" diye soruyordu: "Meçhul birileri, Türk Silahlı Kuvvetler'imizin dinlenmeye karşı kurduğu kalkan olan elektronik harp sistemlerinin başındaki komutanı 'GİZLİCE' dinledi ve vatanımızın, sizin güvenliğiniz üzerinde birinci dereceden tehdit oluşturarak, gizli dinlemeyle ele geçirdiği konuşmaları 'YouTube'da yayınlandı." Operasyon, Kömürcü'nün merak ettiği sorunun cevabını verdiği gibi bu işleri asıl kimin organize ettiğini de ortaya koydu. Çünkü Mustafa Balbay ile Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz arasındaki görüşmenin kaseti, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Eryugur'un özel arşivinden çıktı.

Ulusalcı kokuşma bununla da sınırlı değil. Tutuklu Orgeneral Hurşit Tolon'un arşivinde, Yaşar Büyükanıt'ı bitirmek için hazırlanmış kişisel ve ailevî bilgilerinin yer aldığı dosya bulundu. Tolon Paşa belgeler için şu doyurucu açıklamayı yapmış: "Büyükanıt'la ilgili kişisel ve ailevî bilgilerin bulunduğu belgeler, Ege Ordu Komutanlığım sırasında kimin tarafından gönderildiğini bilmediğim belgelerdir. Özel kalem müdürüm tarafından rutin arşivleme sistemine tabi tutulmuş, emekli olunca da evime intikal ettirilmiştir." Genelkurmay Başkanlığı'na giden süreçte Büyükanıt'ı yıpratmak için düzenlenen SMS kampanyasının da Gülen'e mal edildiğini hatırlatmaya gerek var mı?

"Ülke elden gidiyor" maskesinin ardındaki gerçek fotoğraf çok net: Sinan Aygün için vatan, başbakanlık. Şener Eruygur için ise Genelkurmay Başkanlığı. Tuncay Özkan için ise kandırılmış Atatürkçülerin SMS'leriyle toplanan milyon dolarlar. Bu tabloda asıl merak ettiğim nokta, fikirlerine katılmasam da Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı bir köyde doğan bir Anadolu çocuğu Mustafa Balbay'ın bu fotoğrafı gördükten sonra neler hissettiği.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT