Sapla samanı karıştırmamak

25.01.2009 04:31

Gülay Göktürk

Son günlerde sapla samanın birbirine karışması gibi bir tehlike yaşıyoruz.

Ergenekon davasında yargılanan bazı kişilerin televizyon ekranlarından yaptıkları siyasi açıklamalardan sonra yazılan-çizilenlere bakınca kafalarda ciddi bir kargaşa olduğu anlaşılıyor.

Tuncer Kılınç'ın bir televizyon ekranından - eski fikirlerini tekrarlayarak- Türkiye'nin NATO'dan çıkması gerektiğini savunması, ABD'den uzaklaşarak Rusya- İran ekseninde yeni bir ittifak içinde yer alınmasını önermesi; yine bir başka Ergenekon sanığı Kemal Gürüz'ün "Avrasyacı değil, Amerikancı olduğunu" - sanki Ergenekoncu olmadığının kanıtı gibi- hararetle açıklaması, bütün bunlar eylemlerin yargılandığı platformun, fikirlerin de yargılandığı bir platforma dönüşerek lekelenmesi riskini gündeme getirdi.

Bir noktayı netleştirelim: Ergenekon denilen oluşumu daha iyi anlamak üzere, bu oluşumun fikri temelleri, siyasi tercihleri, ideolojik duruşu üzerine analizler yapmak başka şeydir; bu siyasi ya da ideolojik tercihleri "suç unsuru" gibi algılamak başka...

Son günlerde bu ikisinin sık sık birbirine karıştığı, bir takım insanların "Avrasyacı olmayı" suç gibi algılama, Ergenekoncu olmanın delili sanma eğilimi içine girdiği görülüyor. O yüzden altını çizerek belirtelim: Bütün Ergenekoncular Avrasyacı olabilir.

Ama bu, bütün Avrasyacılar Ergenekoncu demek değildir. Avrasyacı olmak, NATO'dan çıkılmasını savunmak, ya da Avrupa Birliği'ne karşı olmak son derece meşru bir pozisyondur. Mesele, bu arzuların hayata geçirilmesi için ne gibi yollara başvurulduğu, neler yapıldığıdır.

Dış politika perspektifinizi darbe yoluyla gerçekleştirmeye çalışırsanız Anayasa'yı ihlal eden ağır bir suçlu; bir düşünce kuruluşu aracılığıyla yaymaya çalışırsanız fikir adamı olursunuz. Bugün güncel olarak olayın en tehlikeli yanı bü tür kafa karışıklıklarının Ergenekon Davası'na vereceği zarardır.

Ergenekon sanıkları hakkında bu tür tartışmalara girmek, onların fikriyatını gündeme getirmek, bu davaya yapılacak en büyük kötülüktür. Zaten dava sanıklarının en çok istediği şey de budur: Türkiye ve dünya kamuoyunu fikirlerinden dolayı yargılandıklarına inandırmak...

Aynı hatanın; sapla samanın birbirine karışmasının bir başka örneğine son günlerde alevlenen Encümen-i Daniş tartışmalarında tanık oluyoruz. Encümen-i Daniş adlı düşünce kuruluşu 1994 yılında yaptığı bir toplantıda, Türkiye'de rejime ilişkin endişelerini ve kendince alınması gereken önlemleri Cumhurbaşkanı'na sunmuş. Bu düşünce kuruluşu içinde çok sayıda üst düzey emekli asker- sivil bürokrat ve eski politikacı varmış. Sundukları fikirler ve öneriler de birkaç yıl sonra bir yarı-darbeyle hükümeti yıkacak olan 28 Şubat'cıların eylem programıyla aynıymış...

Peki bu belgenin "Türkiye'yi sarsacak" nesi var? Bu bilgilerden Encümen-i Daniş'in 28 Şubat'çıların suç ortakları olduğu ya da Ergenekon'un parçası olduğu sonucu nasıl çıkar?

Türkiye'de Encümen-i Daniş'in hazırladığı bu metnin altına - hem o tarihlerde hem de şimdi- imza atmaya hazır milyonlarca insan olduğunu bilmiyor muyuz? Türkiye'nin ciddi bir irtica tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu düşünen, buna karşı tedbirler alınmasını isteyen, türban yasağını, katsayı kararını, İmam Hatiplerin kontrol altına alınmasını savunan herkesi Ergenekoncu diye mimleyecek miyiz?

Eğer fikir özgürlüğüne, sivil toplumun örgütlenme hakkına, düşünce kuruluşlarının toplumu ve iktidarları etkilemek üzere çalışmalar yapma hakkına inanıyorsak, Encümen-i Daniş denen bu oluşumun faaaliyetlerinin son derece meşru olduğunu da kabul edeceğiz. Encümen-i Daniş ile 28 Şubat darbesi ya da Ergenekon arasında organik bir ilişki, yasalara aykırı bir ilişki bulmadığımız sürece kimseyi karalamayacağız.

Fikri ne kadar zararlı görürsek görelim "fikir suçu" diye bir kavram tanımayacağız. Yoksa bu kısır döngüyü hiçbir zaman kıramayız. Gün gelir, TESEV'i "ihanet örgütü" diye damgalar, gün gelir Ercümen-i Daniş'i Ergenekoncu yapar, liberal bir demokrasiye bir türlü ulaşamayız.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim