1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Sapanca’da Beled Suresi Semineri
Sapanca’da Beled Suresi Semineri

Sapanca’da Beled Suresi Semineri

Sapanca Bilgi Eğitim Dayanışma Derneği’nin “Hayat Kitabımız Kur’an Seminerleri” ne Hüseyin BOZKURT’UN sunduğu Beled Suresi semineri ile devam edildi.

A+A-

Hüseyin BOZKURT’UN seminerde sure ile ilgili olarak yapmış olduğu vurgular şöyle özetlenebilir:

— Okuyanı veya dinleyeni lafzındaki o harikulade belağatla kendisine cezbeden beled suresi insana kritik bir eşik öğretir. Kritik eşiği yani el-akabeyi öğretir. Akabeyi; yani sarp yokuşu dar geçidi öğretir. Beled suresine muhatap olduğunda insanın aklında yer eden ilk kelime işte bu akabedir.

—Bu belde''ye edilen 'yemin' ile hem insanın kalbine ve ruhuna ünsiyet takdim edilmekte, hem de insanın nefis ve hevasına gözdağı verilmektedir.

—Bu belde''den anlaşılan, öncelikle Mekke dir. Sure Peygamber (sav) Mekke'de iken nazil olmuştur zaten.

—Bu belde' ye yemin edilen ilk iki ayet, Mekke özelinde tüm bir dünyaya ve bütün bir kâinata, yani varoluşun 'mekân' boyutuna dikkat çekmektedir. Böylece 'mekân namına ne varsa benimdir ve benim içindir' mesajı verilmektedir.

—Üçüncü ayet ise dikkatleri 'zaman'a çeker. Dolayısıyla 'zamanı' da var edene.'Doğurtan ile doğana' yani baba ile oğula edilen yemin, geçmiş bugün gelecek derken bir bütün olarak insanlık tarihini içermektedir.

—İnsan 'Bir güçlük içinde' yani 'fi kebed' yaratılmıştır. Yani insanın varoluş serencamı diğer mahlûkata oranla düğümler ve açılışlar, zorluklar ve ardı sıra gelen sıçramalar içermektedir.

—İki gözünü gereğince kullanan, içinde yaşadığı kâinat adlı şu beldeden ve tarih adlı şu zaman gemisinden o 'Bir' ine dair işaretler devşirir. Yaratılmışlığını kavrar. Yaratılanın yaratana karşı asla güç yetiremeyeceğini kavrar. Elindeki malı kendisinin zannedip boş yere diklenmez. Dilini ve iki dudağını dosdoğru kullanır;'Yığınla mal telef ettim' gibi laflar edip meydan okumaya kalkmaz. Onun kendisini her daim gördüğünü de bilir.

—10.ayet bilhassa dikkat çekicidir. Zira bu ayet,'Biz insanı iki yola hidayet ettik' buyurarak, hidayetin çifte karakterine işaret etmektedir.

—Sarp yokuşu aşamadı. Bilir misin o sarp yokuş nedir? Boyunduruğu kırmak (köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır).Salgın bir açlık gününde akrabası olan bir yetimi veya açlıktan yerde kıvranan bir yoksulu doyurmaktır. Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. Ashab-ı meymenet işte onlardır. Ayetlerimizi inkâr edenler ise onlar da meşeme ashabıdır;(onlar için)kapıları üstlerine sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.''(Beled 11–20)

—İnsan zorluğun içine girip onun hakkından gelebilecek bir donanımlar yaratılmış haldedir. Kaldı ki 'ALLAH kimseye taşıyamayacağı yük yüklemez'.Sarp yokuşu aşamamak, buna güç yetirememekle, istidadı buna müsaade etmemekler, donanımı buna müsait olmamakla ilgili bir durum değildir.

—Beled suresi 'sarp yokuşu aşamayanı' tarif ederken sarp yokuşu aşanların vasfını da bize öğretmektedir.

—Bir insanın sarp yokuşu aşıp aşmadığı, öncelikle 'boyunduruğu çözme çabası içinde olup olmadığından; sonra da açlık ve kıtlık gününde akrabası olan yetimi ve açlıktan kıvranan fakiri doyurup doyurmadığından anlaşılır. Buna göre ortada bir gelir eşitsizliği varken ve birileri lüks içinde yaşarken birileri açlıktan kıvranıyor haldeyken kendi rahatının derdine düşen, açlığı ve açları umursamayan ihtiyacı olana değil de menfaat umduğuna yedirip içirmeyi seçen biri,'insaniyet' inin hakkını vermeyen biridir.

—Özetle, bir insanın 'sarp yokuşu' aşıp aşamadığı öncelikle iki göstergeye bakarak anlaşılabilir: (1) boyunduruğu kırmak, yani köle azad etmek, yani sosyal-siyasal düzlemde özgürlükten ve insanlık onurundan yana bir tutuma sahip olmak;(2) yetimi ve yoksulu doyurmak, yani sosyal-ekonomik düzlemde güç-eksenli değil merhamet eksenli tutuma sahip olmak.

—Sure imandan sonra, sarp yokuşu aşmanın son iki göstergesi olarak 'Birbirine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirine merhameti tavsiye edenlerden olmaktan' söz eder.

—Zayıfa 'sabrı' tavsiye ederken güçlüye 'merhameti' tavsiye edebiliyor olmak ta gerekir. Yani,'Sarp yokuşun' erlerinin önünde fiili sorumluluklarını ifa ettikten sonra, çifte bir tebliğ vazifesi vardır: Acze düşmüşleri sabra, muktedirleri ise merhamete davet etmek. Yapılan tebliğ, bu ikisi beraberce yapılabiliyorsa, gerçek bir anlam ifade etmektedir. 

HABERE YORUM KAT