Sandalye, namaz ve cami

17.11.2011 00:05

Ahmet Kurucan

Sandalye, namaz ve cami kelimelerini birlikte okuyunca ilk etapta aklınıza gelen, hayalinizde canlanan nedir bilmiyorum ama bana intikal eden bir sorudan anladığım o ki, soru sahibi camilerde kiliseler benzeri bir düzenlemeye gidildiğini anlıyor. "Şimdi ve hemen" önlem alınmazsa, namaz formatının değişeceğine inanıyor.

Bu yaklaşıma komplo teorisi demenin ağır olacağını düşünüyor; onun yerine aşırı tepki diye nitelendiriyorum. Bununla beraber okurumuzun kaygısının bütün bütün yersiz olduğunu düşünenlerden de değilim.

Önce parçaları yerli yerine koyalım; namaz bir ibadet formu olarak bize Efendimiz'in fiili ve kavli hareket ve beyanları ile intikal ettirdiği şekliyle kılınır. Bu şekil üzerinde bir oynama yapma yetkisine hiç kimse sahip değildir. Bu bir.

İkincisi; namaz kılma formatında yapılacak değişiklikler ancak ve ancak zaruretle, zaruret miktarı ve sürecince sınırlıdır. Dolayısıyla hasta Müslüman, ayakları veya başka rahatsızlıkları sebebiyle hazık hekimin "secde etmemeli; çünkü..." türünden raporuna bağlı olarak verilecek fetvayı esas alır ve secdeyi doktorun tavsiyelerine uyarak kendisi için en uygun olan pozisyona göre yapar. Bu, kavameden sonra secdeye giderken sandalyeye oturup başını hafifçe öne eğme suretiyle yapılabileceği gibi, kıyama muktedir olmayan kişiler için başka şekiller de olabilir. Fıkıh kitaplarında bunların detayları olduğu gibi yeni durumlar için doktor görüşlerine müracaat şart.

Üçüncüsü; namazı cemaatle ve özellikle camide eda etmenin yeri herkesin malumu. Efendimiz'in (sas) sahih hadiste beyan buyurduğu gibi ikisi arasındaki sevap farkı 27 derece. Derecenin ne olduğu, ahirette bunun nasıl tezahür edeceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey sevabın fazlalığı. İşte bu sevabı kaçırmak istemeyen hasta Müslüman camiye geldiğinde namazı tabii ki kendisine uygun pozisyonda kılacak. Öyleyse hazık hekimin tavsiyesi ile sandalyeye oturarak secde edecek bir insana "Camiye gelme, başkalarına kötü örnek oluyorsun, geleneksel cami görüntüsünü bozuyorsun" deme hakkına sahip değiliz. Aksine onun da camiye gelmesi için teşvik etmeli, camide onun için gerekli olan düzeni hazırlamalıyız.

Ama problemin başladığı yer de burası; böylesi insanların çokluğu cami yetkililerini cami içinde sabit mekânlar düzenlemeye itmiş bazı yerlerde. Müezzin mahfillerinin yer aldığı mihraba uzak, giriş kapılarına yakın yerlerde iki-üç saf düzeni şeklinde sabit sıralar konulmuş. Bu ise ister-istemez asırlardır devam eden geleneksel camilerimizde olmayan bir manzaranın zuhuruna sebebiyet vermiş.

Bence bu sabit mekânlardan dolayı camileri kiliselere benzetmek yerine, meseleyi namaz kılan cami müdavimi Müslümanların hastalıkları ekseninde ele almak lazım. Kilise benzetmesinin yabana atılmaması için de sabit sıralar yerine doktor raporu ve yetkili alimin fetvası ile secde etmesi uygun görülmeyen Müslümanların taşınabilir sandalyelerle cemaatin en arka safında yerlerini almasının daha uygun olacağı kanaatindeyim. Böylece hem saflar arasında inkıta/kesinti olmamış olacak hem de kilise yaklaşımına hak verecek yaklaşımlara kapılar kapatılacaktır.

Konu ile alakalı bir başka husus; mevcut durumun başka Müslümanlar için teşvik unsuru taşıyıp taşımayacağıdır. Ben taşımaması gerektiği kanaatindeyim. Onun için yukarıda hazık hekim, doktor raporu, alim fetvası dedim ama realite hiç de böyle değil. Zaten dini mevzularda tıpkı sağlık, siyaset ve futbolda olduğu gibi kendini uzman sanan ve rahatlıkla "fetvalar" veren bir yapımız var bizim halk olarak. Dolayısıyla bu süreçte tıbben secdeye mani olmayan azıcık bir ağrı, hafif bir burkulma vb. sebeplerle kendi verdiği hükümle sandalyede namazı tercih eden Müslümanların varlığını unutmamak lazım.

Şahsen ben namazını kılan bir müminin ruhsat deyip namazda kolaylığı tercih edeceği ve suiistimalde bulunacağı kanaatinde değilim. Eğer yapıyorlarsa bilgi yetersizliğinden dolayı yapıyorlardır. Bunun için de ilmiyle amil yetkililerin vaazları, sohbetleri, fetvaları, makale ve kitapları ile yapılacak irşada ihtiyaç var.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim