Sâmirîleşenlerin Derdi Ne?

17.04.2015 01:37
Sâmirîleşenlerin Derdi Ne?
Mebuslar ve belediye başkanları siyasetteki vekilliklerini statükoyu devam ettirmek için mi, rant peşinde koşmak için mi; yoksa hak’ka ve halka hizmet için mi yapıyorlar.

Gözlerimiz, vekillik konumuna gelmiş veya seçilmiş kişilerin üzerinde olmalıdır. Çünkü onlar halk adına, taşınılan misyonlar adına bir konum üstleniyorlar. Üstlendikleri vekillik konumlarının asıllar tarafından denetlenmesi ve onların tavsiyeleşme/istişare hakkı tabii ki gereklidir.

Kur’an’ın uygulanmasında birincil örneğimiz olan Resul-ü Ekrem ‘İtaat ancak ma’ruftadır’ ve ‘Yaratıcıya isyan olan hususta mahluka itaat yoktur’ diye tüm Müminleri uyardıysa eğer; o zaman ‘kitlesel denetim ruhu’ tabii ki önemli olacaktır. Bu ruh korunmalı ve ölçülülük içinde yaşatılmalıdır.

Vekiller ne iş yapıyor;  statükoya eklemleniyorlar mı ya da rant peşinde mi koşuyorlar; yoksa adil ve fıtri olana yönelip temsilcisi oldukları misyonun  genişletilip güçlendirilmesine katkıda mı bulunuyorlar.

Hamza Türkmen, adil ve fıtri olana hizmet misyonunu yitirip, korku veya çıkar yüzünden tutsaklaşan yaklaşımlara da; içeriği netleşmemiş bir ‘hizmet’ anlayışının oluşturacağı yıkımlara da, Fethullah Gülen Hareketi örnekliği vesilesiyle eleştiriler getiriyor.

Yerel ve küresel cahiliyyeyi aşma niyet ve kararlılığı göstermeyen hizmet çabalarının, süreç içinde daha çok sığınmacılık ve uzlaşmacılık çukuruna düşeceklerini belirtiyor.  Karşıtına sığınmayı, eklemlenmeyi aşamayan, elbisesini temizleyemeyen hizmet hareketlerinin hasenat çabaları cahili sistemi aşmayı değil, kavileştirmeyi oluşturacağını belirtiyor. Ve köklü değişim bağlamında ıslah görevini hayatın içinde ve hayatın sorunlarıyla birlikte ele almamız gerekliliği üzerinde duruyor. Çünkü ıslah hedefi demek, cahili kuşatmayı aşacak fikri donanım çabası demektir.

Bugün Cuma: Sâmirîleşenlerin derdi ne? / Hamza Türkmen

“Musa, ‘Ya senin derdin neydi ey Sâmirî’ dedi.” (Tahâ, 20/95)

Sâmirî, Kitab-ı Kerim’de bir davayı saptırmanın sembolik ismi olarak geçer. Sâmirî, Musa’nın ardından doğru olanı veya doğruya yönelim sürecini, alışılmış yanlışlar ile değiştirmek istemiş ve Musa kavmini saptırmaya çalışmıştı.

Sâmirî, dinilik iddiasıyla vahyi öğretiden bir kısmını değiştirme/bozma gayretinin temsilcisiydi.

Sâmirî’nin derdi neydi? Ve tarihten günümüze bu misyonu veya kalp eğriliğini yaşatmaya çalışan içimizdeki Sâmirîlerin gerçekten derdi nedir?

Halkın refahı ve geleceğini îmar etmek, insani ve tarihi değerleri yaşatmak, tüm yasakların ürettiği dil tutulmalarını aşarak ‘hak’ olana hizmet edileceğini haykırmak vaatleriyle ‘emanet’i yüklenmek ve ‘vekillik’ konuma gelmek çabasındaki insanlarımız oldu ve oluyor.

Yazının Devamı >>>

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim