Şam’ın, Halep’in, Hama’nın, Lazkiye’nin çocukları! Affedin bizi!

03.10.2012 03:59

Muhsin Meriç

 

Suriye’de aylardır vicdanları kanatan, insanlığını kaybetmeyenleri utandıran, kahreden bir katliam yaşanıyor.

İslam dünyasının ittifaksızlığının acı neticeleri bir kez daha Suriye’de ortaya çıkıyor.

Her gün yüzlerce insan, çocuk, kadın, yaşlı demeden katlediliyor yanı başımızda.

Kabristanlar bile bombalanıyor!

Peki, niçin Türkiye başta olmak üzere İslam ülkeleri gereken yardımları yapmıyorlar?

Niçin, başka ülkelerde şahin kesilen bazı ülkeler burada ikiyüzlü davranıyor?

Niçin, siyasi ve insani inisiyatif almaktan geri duruyorlar?

Sivil toplum kuruluşlarının gündemine niçin giremiyor Suriye?

Elbette bu soruların makul cevapları var.

Elbette söylenecek söz çok ama faydasız şu an.

Sözün bittiği yeri aslında çoktan geçtik biz!

Bununla birlikte, “Nedir son durum şimdi?” diye soracak olursanız cevaben Suriyeli kardeşlerimden aldığım haberler neticesinde şu ‘acil’ maddeleri sıralamak mümkün.

1- Suriye’de, başta silah olmak üzere her türlü tıbbi malzeme ve gıda maddesi ile birlikte ‘acilen’ un ve mazot ihtiyacı var. Şu an, iyi planlanmış yoğun bir yardım kampanyası gerekiyor.

2- Akçakale hadisesinden sonra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun açıklamaları Suriye’deki Türkiye algısını zayıflattı. Elbette beklentileri tamamen karşılamak mümkün değil ama söylenen sözlerle icraatların da tenakuz teşkil etmemesi gerekiyor. Türkiye bu uyuşmazlığın ceremesini çekiyor.

3- Yardım kuruluşlarımız Suriye için yeterince aktif çalışmıyorlar, çalışanların da bölgenin ihtiyaçlarını tespitte bazı zaafları var.

4- Suriye muhalefeti kuvvetli bir çatı tesis edemedi bugüne kadar. Türkiye bu konuda daha çok inisiyatif almalı! Gerekirse belirleyici olmalı.

5- Yakın zamanda ‘el freni’ çeken Türkiye yeniden yardım ve desteklerini artırıyor, resmi kanallar yeterli olmasa da Suriye’ye duyarlı, bu sevindirici.

6- Suudi Arabistan ve Katar’ın dillendirdiği Arap Gücü gerçekçi değil, buna bel bağlamak boşuna; çözüm Suriyelilerin desteklenmesinde.

7- Rejim, askerleri motive etmek için şiddetli bir tecrit ve beyin yıkama faaliyeti yürütüyor. Ne yaptığını bilmeyen askerlere kardeşkanı akıtılıyor! Yüksek rütbeli askerler ise tehditlerle elde tutulmaya çalışılıyor.

8- Batılı bazı insan hakları kuruluşlarının ve Esed lobisinin iddia ettiği gibi muhaliflerin işkence yaptığı iddiaları mesnetsiz. Münferit bazı hadiseleri medya marifetiyle köpürtüp sistematik bir işkence varmış gibi gösterip devrimi itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.

9- Bazı ajansların servis ettiği gibi muhalif kanattan Esed tarafına geçen askerler haberi propaganda ustalarının marifeti!

10- “Bahar, sonbahar oldu, kışa döndü” diyenlere cevap: Sen baharda her fırtına koptuğunda kış geldi mi zannediyorsun be adam?!

11- İlkesel, insani, vicdani hata yapmıyor olabiliriz, ancak bu, stratejik hata yapmadığımız anlamına gelmez. Buraya dikkat!

12- Suriye devrimi/inkılâbı/direnişi İslam âleminin diriliş hareketidir. Şam, Kudüs’e giden yoldur. Mescid-i Aksa’nın kurtuluşudur.

Son söz şu: Şam’ın, Halep’in, İdlib’in, Der’a’nın, Deyrü’z-Zor’un, Lazkiye’nin, Kamışlı’nın, Hama’nın, Homs’un, Bab-ı Amr’ın çocukları!

Size sahip çıkamadık!

Affedin bizi!

YENİ AKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim