Samanyolu Haber’de Yine Provokasyon Edebiyatı

19.03.2011 00:28
Samanyolu Haber’de Yine Provokasyon Edebiyatı
Samanyolu Haber 18 Mart Cuma günü 20.00 haberlerinde üniversiteye provokasyon amaçlı iki çarşaflı öğrencinin girmek istediği haberine yer verdi.

Samanyolu Haber 18 Mart Cuma günü 20.00 haberlerinde üniversiteye provokasyon amaçlı iki çarşaflı öğrencinin girmek istediği haberine yer verdi. Bu habere, aynı gün çok daha önemli ve aciliyeti olan Yemen'de Müslüman protestoculara karşı yapılan katliam ve Libya'da ateşkes ilan edilmesi haberlerinden önce yer verildi ve uzunca işlendi. Olayın hangi üniversitede ve şehirde geçtiğinin belirtilmediği gibi, haberle ilgili herhangi bir görsel malzeme de kullanılmadı. Kullanılan görüntüler farklı kampüsler önünde farklı zamanlarda çekilen geniş başörtülü veya siyah başörtülü ve giyimli öğrencilerle sınırlı kaldı.

Haberde, üniversitelerde kılık kıyafet serbestisinin sağlandığı bir dönemde, çarşaflı olarak üniversiteye girilmesinin provokasyon amaçlı olduğu belirtilirken, ilköğretim okullarına başörtülü olarak gidilmesinin de bir provokasyon olarak açığa çıktığı vurgulandı. Müslümanları ve başörtülü öğrenci ve memurları takip edip, tv ekranlarında teşhir etmeye çalışan 28 Şubat darbecilerini ve yobaz elitleri hatırlatan bu haber üzüntüyle karşılandı.

Samanyolu Haber'deki tutum 28 Şubat 1997 darbe sürecinde başörtüsü yasağı karşısında Fethullah Gülen'in başörtüsünün "füruat" olduğunu açıklamasını hatırlatmış ve ayrıca o dönemde özellikle büyük şehirlerde Gülen cemaatinin kurduğu kız öğrenci evlerinde ve yurtlarında kalan Müslümanlara okullarda başlarını açmaları konusunda yapılan telkinleri hatıra getirmiştir. Yine hatırlanacağı üzere o dönemde başörtüsünü İslami kimlik olarak algılayıp, Kemalist darbecilerle uzlaşmayan ve direnen öğrencilere de anarşist ve provokatör muamelesi yapılmıştı.

28 Şubat'tan bu yana ağır bedeller ödeyerek başörtüsü direnişini sürdüren Müslümanların kazanımı olarak nihayet üniversitelerde başörtüsü yasağı gevşemeye başladı. Bu hak ve özgürlük mücadelemiz için güzel bir gelişmedir. Aynı zamanda direnişçi Müslümanların da bir kazanımıdır. Ve bu direniş süreci içinde başörtüsü ve tesettür konusunun Rabbimizin emri olduğu için bir pazarlık aracı olamayacağı hep vurgulanmıştır.

Bugün de hak ve adaletten yana olan tüm Müslümanlar ve onurlu insanlar başörtüsünün her alanda şartsız olarak serbest olmasını istemeye devam etmektedirler. Bu serbesti ilköğretimde de, üniversitelerde de, memurluk, işçilik ve iş hayatında da söz konusu olmadıkça, Türkiye'de inanç ve düşünce özgürlüğünden bahsetmenin mümkün olamayacağı sürekli olarak tekrarlanmaktadır. İzleyicilerinin ana gurubunun dindar kesimden olmasına rağmen Samanyolu Haber'in bu gafı veya saçmalığı, Kemalistlere ve darbecilere karşı verilen tevhid, adalet ve özgürlük mücadelesinin saflarına ve diline yabancı olduğunu göstermektedir.

Fiziki kimliğini ifade eden yüz görünümü anlaşılır olduktan sonra herkesin tesettürün motif ve biçimini değerlendirmesi kendi tercihidir. Dekolte giyen bayanlara, küpe takan erkeklere, hatta eşcinselliği yaygınlaştıran çabalara ses çıkartmayan Samanyolu Haber'in fısıltı olarak elde ettiği ve görüntüleyemediği çarşaflı öğrenci haberini, haber gündeminin ön sıralarına taşıması hayret uyandırıcıdır. Abartı ve ağır ithamlar taşıyan çarşaflı öğrenci haberinin gündeme getirilmesi, ancak dindar insanları üzmüş ve dayatmacı laik elitleri ve liberalleri ise sevindirmiştir.

Haberi takip eden bir çok kişi, 28 Şubat darbecilerinin oluşturduğu komplekslerden ve korkulardan kurtulamamanın Samanyolu Haber'i ne gibi saçmalıklara sürüklediğini bir kez daha anlamış ve yaralayıcı bir şaşkınlığa düşmüştür.

Haksöz-Haber / Ali Gözcü

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hamiyet
23 Mart 2011 Çarşamba 14:16
yanlış
Kurandan delil diyorsunuz. Bugün günlük yaşantımızda dinimizi uygularken birçok mesele direk Kurandan değil Peygamberin uygulamalarından gelmektedir.Zira Kuran bir fihrist kitabı değildir. Ana mevzulardan bahseder teferruata girmez. Onun tercümanı Peygamber efendimizdir.Peygamber efendimizin döneminde de kadınların yüzleri dahil örtündükleri sabittir.Bu islami bir kimliktir.Bunu tercih edene bunun örtülmesi gerektiğini telkin eden mezheb imamına uyana bizim birşey söylemeye hakkımız yoktur.peçe yüzünden başörtülülerin dışlandığı falan da palavra.zira düşman bizim kimliğimize inancımıza düşman.peçeye örtüye değil.eğer öyle olsaydı 28 şubat döneminde bu kafirler peruğu da yasaklamışlardı.Hatta peruğun altında başörtüsü kontrolleri yapmışlardı.mesele sizin inancınızdan taviz verip vermeyeceğiniz.onun gözünde başörtülü de peçeli de hatta peruklu da bir. biz bunu gördük ve yaşadık.demek ki düşmanı tanımamanızdan kaynaklanıyormuş bu düşünceleriniz.Ben şimdi burada gerek hanbeli ulemasından gerekse günümüz selefi ulemasından peçe ile ilgli delilleri sunacak değilim.zira peçe daha bu hanefi toplum dediğimiz türkiye topraklarında 100 yıl öncesine kadar tümüyle kullanılan bir giyimdi.sadece hanberliye ya da selef akideye mal etmek yanlış olur.sizin gözünüz rahatsız oluyor olabilir bu birşey değiştirmiyor.bu bir hakikattır.velev ki dediğiniz gibi olsa dahi bunu takva niyetiyle yapan mütedeyyin insanlara hayır açacaksın mı diyeceksiniz?kimse farz olduğundan bahsetmiyor ancak şu kesin bir gerçektir ki kadını en güzel şekliyle KORUYOR. Şu lafınız hiç hoş değil "mezhepler bu dini bu hale getirdi". Mezhepler değil bu dini bu hale getiren ayrıca dinimize bir hal de gelmiş değil.Halden hale giren dinimiz değil biziz.Hakikatı anlatmayan başımızdaki alim gözükenler.Cemaatler, tarikatler, hareketler.Dinlerini çok ucuza satanlar.Cihadı unutup lightlaşmayı dayatanlar.Mezhep imamlarının zalim iktidarla karşı direnmeyi seçtiklerini anlatmayıp DİLENMEYİ anlatanlar.Onlardır suçlu.STVyidearadım
vedat
23 Mart 2011 Çarşamba 09:30
Kur'an delil değil mi?
Merhaba canlarım
Hamiyet fikrini belirtmiş.Yüzün örtülmesinden rahatsız olanları anlama çalışıyorum.Çünkü böyle görmüşler.İşin aslını sorgulamaya cesaret edememişler.Yüzü örtmenin farz olmadığını pekala kendileridde biliyorlar.Yüzünü örten bir bayan yüzünden yüzünü örtmeyen başörtülü kardeşlerimiz sıkıntı yaşıyorlar.Bir peçe yüzünden zalimlerin eline koz vermek ne kadar doğrudur?Nedir bu inat? Farzlara gösterilmeyen hassasiyet farz olmayan peçeye gösteriliyor.Bana mezheplerden delil getirmeyin.Kur'andan delil getiremeyenlerin mezheplere sarılması çok manidar.Mezheplerin bu dini ne hale getirdiğini,bazen ne kadar zorlaştırdığını örneklerle anlatsam sayfalar sürer.Gelelim STV'ye.Bu kanalın çoğu yayınlarından bende rahatsızım, gerektiğinde uyarılarımı yapıyorum. Rahatsız olduğunuz bir husus varsa Furkan'ın dediği gibi bu kanalı arar, ikazlarınızı yaparsınız olur biter.
Allah'a emanet olun.
hamiyet
22 Mart 2011 Salı 20:32
Vedat Out
Vedat Bey bu sizin görüşünüz ya da meşrebinizin görüşü.. Mesele burada yüz ya da çarşaf değildir. STV nin terbiyesizliğini manupule etmeye luzum yok. Pekala yüz örtmek de çarşafta islami bir kimliğin en belirgin simgelerinden biridir.Özellikle Hanbeli ulemasının bu konuda ciddi icması vardır.Bizim kimliğimiz örtümüzdür.Peçe takmayı arzu eden bir kadın için de bu kimliğinin bir parçasıdır.Zira suratın açık olması birşey ifade etmiyor çünkü o suratı makyaj ve estetik uygulamalarla da değiştirip farklı bir kimlikte gözükebilirsiniz.Peçenin yaygın uygulandığı ülkelerde kimlik tespiti konusunda bir sorun yaşanmamaktadır.Bunu tercih eden kadınlarımıza saygı göstermeliyiz ve onu peçesiyle de tanıyabileceğimiz teknolojik sistemler geliştirmeliyiz.parmak izi, göz irisi vs gibi..Ayrıca kızlarımıza itici geliyormuş..Ben hiç görmedim ve duymadım.ANCAK kalbinde hastalık olanlar da bu olabilir.Peçe de çarşaf da burga da pardesü de başörtüsü de bizimdir.Yasakçıların bizim tercihlerimiz hakkında konuşmaya hakkı yoktur.Mesele burada Pragmatik FG Cemaatı ve STV nin terbiyesizliğidir.Bilmem anlatabildim mi?Ayrıca STV nin bu terbiyesizliği ilk değil daha önce de kevser çarkır ve Nuray Bezirgan'a yönelik aşağılık haberler yapmış idiler.
Gureba
22 Mart 2011 Salı 15:52
Sedidler
Esselamünaleyküm Özelde anadolunun sakinleri ve genelde bütün bir dünya müslümanlari olarak bizler ne zaman icimizdeki kuzu postuna bürünmüs ac kurtlari iyi teshis edip, bu din kisvesi altinda islam dinini yikmaya calisanlari teshir edip bunlara karsi "La" kilicini cekip tavir almadikca sittin sene gecse ne memlekette nede dünyada ne birlik olur nede refah. Bizler Ümmet-i Muhammed olarak tarihi boyunca hep ne cektiysek icimizdeki münafiklardan cektik, kafirlerden degil.Tabiri caizse zaman gözümüzü dört acma zamanidir zira münafiklar kafirlerden daha sediddir.Slm.
Furkan
22 Mart 2011 Salı 13:57
Stv meselesi
Stv' nin yayını gerçekten hoş değil. Çarşaf giyen müslüman bacılarımıza "provakatör" diyerek incitmeleri kardeşlik hukukunun hiçe sayıldığının bir örneğidir.Daha önce buna benzer olumsuz örnekler yaşandı:Sevgi Engin olayı,Kevser Çakır olayı..vb

Arkadaşlara bir sorum olacak: Kaçınız Zaman'ı,Mehtap'ı,Samanyoluhaberi ve STV'yi bu haberinden dolayı arayıp kınadınız? Yapılan bu olumsuz haberin kardeşlik hukukuna zarar verdiğini ,bir müslümana "provakatör" deyip saldırmanın gazetecilik mesleği açısından ne kadar etik olduğunu sordunuz mu? E-mail attınız mı? telefon açıp ikaz ettiniz mi?

Kendimiz çalıp kendimiz oynamayalım, kendi kendimize söylenip duracağımıza uyarı vazifelerimizi yerine getirelim.Biz uyarımızı yaptıktan sonra ister dinlerler ister dinlemezler kendileri bilir.

Peki Vedat isimli yorumcu arkadaş haklı değil mi sizce? neden Vedat'ın yazdıkları görmezlikten geliniyor.Stv'nin yaptığı olumsuz haberi eleştirelim ama yüzü kapatma meselesini de Kur'ani açıdan sorgulayalım. Sorunlarımızı cesur bir şekilde çözmeye çalışmazsak bu sorunlar zamanla birikir ve fitneye dönüşebilir.

Allah'ın selamı üzerinize olsun.
selam
22 Mart 2011 Salı 10:19
kuranidir
uzatmaya gerek yok bırakalım edebiyat yapmayı..ALLAH aşkına çarşaf giyip yüzü örtmek kurani değil de,bunu yapana provekatör demek ne kadar kuranidir !!!ya provekatör dediğimiz inanlar bizaden daha samimiyse o zaman bizim onlar hakkındaki laflarımız iftira karalama değil de nedir??? çarşaf da burka da omuzlardan aşağı salınan türban da kuranidir....
Muhammed
22 Mart 2011 Salı 10:05
Provokasyon Mu...
Merhaba..
Sevgili Vedat Kardeşim;
Bu haberde yüzün kapatılıp kapatılmaması konu edilmiş değil.Konuyu başka yere çekip asıl eleştiri noktasını sulandırmanın anlamı ne..?

STV nin haber formatı hep böyledir zaten.İslama ve Müslümanlara karşı(kendi anlayışında olmayan) hep aynı üslubunu sürdürmüştür..Zalimlere yaranmak,hoş görünmek için bunu yapıyorsa eğer bu amelinin karşılığında ancak ateşi satın alıyor demektir.
Evet haklısın Vedat kardeşim.El ve Yüz müstesnadır ve örtülmesi farz değildir.Ama konu bu değil ki..

Konu,bir zannın gerçekmiş gibi haber yapılmasıdır.Zanda bulunulan kişiler gerçekten iman eden kardeşlerimiz iseler ve itham edildikleri niyeti taşımıyorlarsa bunun günahı bile bu camiaya yeterde artar bile..Yok eğer niyetleri gerçekten provokasyonsa ki bu bize gayb tır.Zannın çoğu günahtır...
Muhammed(A.S), kafirlerin indinde en büyük provokasyoncuydu.
Niye biliyormusunuz.
Çünkü onların batıllarına açıkça batıl diyordu...
Taguta tagut diyordu...
İlk iman ettiğinde "ben bu kelimeyi Kabenin orta yerinde müşriklere haykıracağım" diyen sahabe bu hareketiyle provokasyon mu yapıyordu...
Rasul neden bu mümine engel olmamıştı..
Zira bu müşriklerin hoşuna gitmeyip,zülümlerini artırabilecek bir sonuç doğurabirirdi..
Muhammed(AS)'ın, müşriklerin yüzüne açıkça o çok kıymet verdikleri ilahlarının değersiz olduğunu hiçbir tedricilik yapmaksızın ilk günden itibaren haykırması ve onlardan ayrılması ;Bu zihniyete göre en büyük provokasyon olsa gerek...
vedat
21 Mart 2011 Pazartesi 09:31
Sosyal ortam
Merhaba canlarım

Yüzün kapatılması doğru değildir.Allah yüzün kapatılmasını farz kılmamıştır. Allah'ın farz kılmadığı bir konuyu ısrarla savunmak bana pek Kur'ani bir tavır gibi gelmiyor.
Bakın yüzümüz bizim kimliğimizdir.Resmi dairelere giderken,veya insanlara tebliğ yaparken kim olduğunuz ve neci olduğunuz bilinmezse burada güvensizlik oluşabilir. Yüzümüz bizim kimliğimizdir, kim olduğumuzu İslam adına saklayamayız, aksine kim olduğumuzun bilinmesi çok önemlidir.
Lütfen tekrar tekrar vurguluyorum Allah'ın farz kılmadığı bir konuyu ısrarla savunmamın makul bir tavır olduğunu düşünmüyorum. Bilmem anlatabildim mi?
"Acaba yaşadığı sosyal ortamın din algılayışı, dine bakış açısı ve tasavvuru mu ona bunları söylettiriyor bilemiyorum." demişsin. Türkiye'de yaşıyoruz.İçinde bulunduğumuz ortamların farkındayız.Usülü dini,Sosyolojiyi ve Psikolojiyi iyi bildiğimiz için bu konuda sıkıntımız yok.Mustafa İslamoğlunu,Haksoz camiasını,İktibası, Nida Dergisi çevresini ve Kur'an araştırmalarında ciddi araştırmaları olan ilahiyatçı akademisyenleri takip ediyorum,eserlerinden notlar alıyorum.İslami yayınevlerinin çıkarttığı kitapları takip eediyorum.Yani anlayacağınız boş durmuyorum.Zaten boş durmak hiç bir müslümana yakışmaz.
Konuyu toparlıyorum ve tekrar vurguluyorum: Yüzümüz bizim kimliğimizdir,yüzümüzü kapatarak kimliğimizi gizlemek itici oluyor,özellikle genç kızların İslamdan soğumasına sebep oluyor.Bunu niye anlamak istemiyorsunuz.Yüzü kapatmak Kur'ani bir tavır değildir.
Allah'a emanet olun.
muallim
21 Mart 2011 Pazartesi 00:35
iğneyi de çuvaldızıda başkasına batırmak
insanlar birbirlerinin üslubunu beğenmeyebilir, insanlar birbirlerinden farklı düşünebilir, bu son derece doğaldır. Ancak,birbirimizi yanlış anlamak kadar zararlı bir şey olmasa gerek.Vedat kardeşi anlamaya çalışıyorum. Acaba yaşadığı sosyal ortamın din algılayışı, dine bakış açısı ve tasavvuru mu ona bunları söylettiriyor bilemiyorum. Biz de tesettürün sınırlarını, neyin farz olup olmadığını az çok bilen biriyiz hamd olsun. meseleyi bu boyuta taşıdığınız için söyleyeyim: Türkiyede yüzünü kapatıp çarşaf giyen müslüman bacılarımızın sayısı oldukça azdır ve bu genellikle doğu ve güneydoğunun bazı şehirlerinde gelenekseldir. ve kimse bu durumdan ürkmez ve korkmaz sayın vedat bey. ben doğuda yaşayan biri olarak bunu müşahede ediyorum. ama ben çarşafında bir tebliğ metodu olduğuna inanıyorum. yüzünü kapatır kapatmaz o onun bileceği şey, ve ben onada saygı duyar ve kabullenirim. asıl ben vedat bey, "Kara çarşaf giyip yetmiyormuş" gibi dışlayıcı ifadeleri, "gerçekçi olmak gerekir" realistliklerini,"Dar olmayan,şeffaf olmayan yüz ve eller hariç tüm vücudu örten,gösterişe kaçmayan sade bir kıyafet yeterlidir." gibi fetvaları sizlere yakıştıramadım. korkmayın vedat bey, çarşaflı ve hatta yüzünü kapatan çarşaflı bacılarımızdan bu davaya da, bu ülkeye de zarar gelmez.
vedat
20 Mart 2011 Pazar 11:40
muallim adlı şahsa bu uslübu yakıştıramadım
Merhaba canlarım
Bir bayanın yüzünü kapatmasının müslümanları ne kadar zor durumda bıraktığını bazı arkadaşlarımızın görmezlikten gelmesini anlayabilmiş değilim. Arkadaşlar insanın yüzü aynı zamanda onun kimliğidir.Yüzünü kapatanın kim olduğunu bilemezsiniz.Bu da güvenlik açısından sorun teşkil ediyor.Bunu neden ısrarla anlamak istemiyorsunuz.Yüzü kapatmak farz olsaydı Rabbim bunu Kitabında belirtirdi.Farz olmayan bir konuya sanki farzmış gibi yaklaşmayalım.İnsanların içine karışıyor,alışveriş yapıyor,bir resmi dairede işimizi görmeye gidiyoruz.Kim olduğumuz,neci olduğumuzun bilinmemesi sizce daha mı şık bir davranıştır.Lütfen yaşantımızın ,giyimimizin de tebliğin bir parçası olduğunu unutmayalım.Kara çarşaf giyip yetmiyormuş gibi birde yüzü kapatmak ne kadar tebliğe uygundur.Bir düşünün.Özellikle genç kızları bu kadar ürkütmenin,korkutmanın neresi tebliğ oluyor.Aksine İslamdan soğutuyor.Ben buna çok şahit oldum.Gerçekçi olmak gerekiyor.Muallim arkadaşın yaptığı gibi görmezlikten gelip alaycı yaklaşırsak ancak kendimizi kandırmış oluruz.Mesele STV değil,mesele yüzü kapatmanın karşı kişide bıraktığı İslam imajını nasıl etkilediğidir.Dinin tebliğini tebliğini zorlaştırmak ve insanları İslamdan soğutmak hakkımız olmasa gerek.Müslüman kadının farz olan giyiminin sınırları bellidir: Dar olmayan,şeffaf olmayan yüz ve eller hariç tüm vücudu örten,gösterişe kaçmayan sade bir kıyafet yeterlidir. Takvalı olacağım diye İslama laf söylettirmeyin,yeni yetişen neslin İslam algısını olumsuz etkilemeyin,buna yüzünüzü kapatarak sebep olmayın.
gardaş
19 Mart 2011 Cumartesi 23:46
...
'müslüman, müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.' biz bunun neresindeyiz acaba.
muallim
19 Mart 2011 Cumartesi 15:26
herkesin maşallahı var
maşalallah, bakıyorumda müslüman kardeşlerimizin elinde samimiyetmetre var adeta.yok yüzü kapatmak çok şık değil atraksyonları,yok taktiksel açıdan yanlıştır gibi müthiş(!) analizler,yok şu anda zorlamanın ne anlamı var pragmatistlikleri, yok birilerinin eline malzeme vermeyelim aşağı komplekslikleri...kardeşim şunu bilin ki, yüzünü kapatan bacılarımız genç kızları değil, olsa olsa zalim egemen laik güçleri ürkütür. size ne oluyor anlamış değilim. öyle bir demdeyiz ki, samanyolunu, cemaati eleştirdik diye fitneci, akp yi eleştirdik diye ergenekoncu olduk.merak ediyorum lehimize dönen şeyler acaba bize ne kazandırdı ya da ne götürdü iyice muhasebe etmek lazım. biz müslümanlar gittikçe sistemin havariliğine soyunuyoruz sanırım. çünkü laik kemalist sistem tüm kurumlarıyla, değiştirilmesi dahi teklif edilemez yasalarıyla dimdik ayakta. ve akp ve gülen cemaati sistemin paslı çarklarını yine sistem adına yağlamakta son derece mahirler. Allah akibetimizi hayırlara tebdil eylesin.
vedat
19 Mart 2011 Cumartesi 12:44
Çarşafı nasıl anlamalıyız?
Merhaba canlarım
STV' yi bir kenara bırakalım.
Bu çarşaf konusunda bazı kardeşlerimizin yaklaşımı beni hayretlere düşürüyor. Özellikle şunu belirtmekte fayda var: Yüzün kapatılması,sadece gözlerin açık bırakılması farz değil.Bu konuda ölçü bellidir.Farzları korumak bize yeter.Daha takvalı olacağım diye yüzü kapatmak ne kadar doğru? Bunun sorgulanması gerekiyor.Çünkü yüzü kapatmak çok şık değil.Özellikle genç kızları ürkütüyor ve İslamdan uzaklaşmalarına sebep oluyor.Bunu yaşadığım tecrübeler ve gözlemlerimden yola çıkarak söylüyorum.Genç kızları İslamdan soğutmanın da vebali var.Lütfen daha şık,gösterişe girmeyecek sadelikte ve farzlara dikkat ederek giyinelim. Ayrıca yüzü kapalı çarşaf modelleri güvenlik açısından da çok riskli bir durum.Düşünün birileri müslümanları töhmet altında bırakabilmek için yüzü kapalı çarşafı bir kamufle aracı olarak kullanarak sansasyonel eylemler gerçekleştirerek suçu müslümanların üzerine yıkabilirler.
Sadece farzlara riayet etmek bize fazlasıyla yeter.Daha takvalı olacağım diye diğer örtülü kardeşlerimizi sıkıntıya sokmak doğru değil diye düşünüyorum.Zaten yavaş yavaş yumuşama emareleri varken böyle bir girişimde bulunmak taktiksel açıdan çok yanlıştır. Tedrici olmalı ve merhaleler gözetilerek adım atılmalıdır.Derin güçlerin başörtüsünün çözümünden rahatsız olduğu ve bu konuda provake edici girişimlerde bulunacağını zaten bekliyorduk.Bunu söylerken çarşaf giyen samimi bacılarımıza lafım yok.Bu konuda samimi çarşaflı bacılarıma da bir uyarım var:Lütfen iyi düşünün, birileri çarşafı kullanarak provake edici girişimler de bulunabilir.Bu konuda başörtüsünün özgürlüğüne kavuşabilmesi için bu süreçte hikmetli hareket etmeli ve yüzümüzü kapatmamalıyız.Yüzümüzü kapatarak birilerinin eline malzeme vermeyelim.Çözüme giden yollarda stratejik hareket etmeyip başörtü düşmanlarının tuzağına düşmek de bana çok acı veriyor.Müslüman uyanık olmalı,basiretli olmalıdır.
Allah'a emanet olun.
sami
19 Mart 2011 Cumartesi 10:26
aklıselim
ne tip duygularla bu haber kaleme alındı bilmiyorum ama Samanyoluhabere saldırarak ne başörtüsünün hakkını savunabilirsiniz ne de her zaman bahsettiğiniz birlik beraberliği sağlayabilirsiniz.

hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve müslümanların ne tür badireler atlattığını beraber görüyoruz.çok değil 7-8 sene önce telafuz dahi edemediğimiz bazı şeylerin Rabbimizin inayetiyle bir bir gerçekleştiğini görüp O'nun kudretinin büyüklüğü karşısında yine Subhanallah diyoruz.

yeni yeni bizim lehimize dönülen şu ortamda bazı şeyleri şu anda zorlamanın ne mantığı var? başörtülü kardeşlerimizin yeni yeni serbestlik kazandığı bir zamanda çarşafla zorlamanın tam da seçim sürecinde müslümanlara ne gibi bir katkısı var anlamakta zorlanıyorum.gerçi siz bu cümlemden(haşa)çarşafa karşı olduğum gibi bir kanıya da varabilirsiniz ama neyse.

daha fazla uzatmadan şunu söylemek istiyorum. müslümanda olması gereken en önemli hasletler sağduyu,basiret,aklıbaşındalık,plan-program ve strateji sahibi olma.Allah en başta kendime olmak üzere hepimize bu saydığım şeyleri nasip etsin.
muallim
19 Mart 2011 Cumartesi 01:03
izlerken üzüldüm
bugün bende bu haberi izlerken dilimden gayri ihtiyari "pes doğrusu bu kadar da olmaz kelimeleri" döküldü. samantv yi değilde ulusal tv yi izlediğimi zannettim birden. ama çokta şaşırmadım doğrusu. çünkü seçim öncesi, "aman fincancı katırlarını ürkütmeyelim" anlayışıyla her daim hoşgörünün numunei imtisali bir anlayışın "zaman"la nasıl horgörünün piri olduklarını müşahede ettim. olaya bu zaviyeden bakan şaşırmış zevatın bu kadar seviyesizleceğine ihtimal veremeyenlere bir çift lafım var: zaman, davanın değil cemaatin selameti ve maslahatının ve haddi zatında menfaatinin her daim sürmesi için bir şeyler yapma zamanıdır. sanırım biraz daha yazarsam samantv gibi saçmalamaya başlayacam:(
Zılal pali/ france
19 Mart 2011 Cumartesi 00:52
Fedî bikin..!
Haberi ben de izledim. Yanlis hatirlamiyorsam olayin Istanbul uni.de oldugu soylendi. Gercekten icim acidi Haberi izlerken...bir de utanmadan ortaogretimdeki başörtüsü talebinin provakasyon oldugunun ortaya ciktiginin altını çizdiler.. Bu hayasiz camianın yıllar önce sevgi Engin olayında sergiledikleri tavırları ne Rabbim ne de biz unuttuk. Rabbim yaranmaya çalıştıkları kesimlerle ahirette onları hasretsin.(âmin)
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 76 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim