Saldırı bitti, fitne başladı

25.01.2009 04:38

Mustafa Özcan

Başbakan Erdoğan, M. Haseneyn Heykel gibi konuştu. Heykel, Mübarek'in Sarkozy'ye: " İsrail'e söyleyin Hamas'ı bitirmeden operasyonu bitirmesin' dediğini aktarmıştı. Nedense Mısırlı liderler Sarkozy'ye hizmette sınır tanımıyor ve aralarında bu maksat için yarışıyorlar. Ezher Şeyhi Tantavi, içişleri akanı iken ona:  "Başörtüsü yasağı sizin hükümranlık hakkınızdır" diye çanak tutmuştu. Erdoğan da benzeri bir aktarmada bulundu ve İsrailli yetkililerin kendisine Hamas milletvekillerini Abbas'ın isteği doğrultusunda salmadıklarını söylediklerini aktardı. Bunlar doğruysa ayıp şeyler ve bir tekzip de gelmedi. Şu hengamede herkes hasmını yıpratacak ifşaatta bulunuyor ve tam bir psikolojik savaş uygulanıyor. Basın üzerinden bir atışma ve bir de hesaplaşma yaşanıyor ve bu, saldırıdan sonra kesif olarak fitnenin başladığının işareti. Savaştan önce aynı dili paylaşanlar savaştan sonra da aynı dili kullanıyorlar. Korkarım, Filistinliler arasında baş gösteren 2007 Temmuz kamplaşması, Gazze saldırısından sonra daha da derinleşecek. Galiba asıl savaş şimdi fitne ile başlıyor. Görev süresi bitmiş Abbas yarım ağızla seçim çağrılarında bulunsa bile fiili olarak bundan kaçınacaktır. Zira şu anda kendisi ve etrafı girecekleri seçimleri büyük bir hezimetle kaybedeceklerdir. İsrail tarafında da Netanyahu giderek güçleniyor. Korkarım süreç Abbas'ın tasfiyesine doğru gider ama bu arada Hamas taraftarları da kuşatmayı yaramazlar. Arap dünyasında kamplaşma daha da yoğunlaşabilir. Zira Kuveyt'te Arap zirvesinde liderler arasındaki gerçekleşen açılım zoraki bir mücamele olmuştur ve devamının gelmesi ihtimali çok zayıf görülmektedir. Suud tarafı zirvede ılımlı olmasına rağmen Kahire uzlaşmaz tutumunu devam ettirmiştir. Gerçi Hamas konusunda 'meşru Filistin otoritesinin bir parçası' gibi ifadeler kullansalar da Araplar arası ilişkiler Gazze saldırısından sonra daha da yara almıştır.

Bilindiği gibi İsrail, savaş kuralı tanımadı. Onlarca camiyi tahrip etti. Bu onların kadim geleneği. 'Adet halime ila adetiha el kadime' dedikleri gibi Halime yine eski adetine döndü.  Çocuk, kadın, yaşlı ve bedensel engellilerle birlikte ayrım gözetmeden ve çoğu kez kasıtla cami, kilise, mektep, hastane, mezarlık, silo aklınıza ne gelirse hepsini hedef aldı ve gerekçesi de cami ve hastanelerin silah deposu yapılması ve Hamas mensuplarının buralarda gizlenmesi idi. Şimdi daha kötüsünü Özerk Yönetim iddia ediyor. İleri sürdükleri yenilir yutulur cinsten değil. Middle East Times gazetesinden Sana Abdullah 'Palestinian Split Resurfaces After Israeli Military Pullout From Gaza (January 22, 2009)' başlıklı yazıda bu fitnenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Yazı bir gün önce Resul Tosun'la yaptığımız sohbette Saib Ureykat'tan aktardığı tabloyu tamamlar nitelikte. Gazetenin yazdığına göre Mahmut Abbas'ın yardımcılarından Yaser Abid Rabbo İslami Hareket'in yani Hamas'ın, Fetih mensuplarını gündüz gözü infaz ettiğini, tutukladığını ve dövdüğünü yani bed muamele ettiğini ileri sürüyor. Bu bağlamda teyit edilemeyen iddialara göre İsrail saldırısından sonra Fetih mensuplarından 30-40 kişi infaz edilmiş. Rabbo fitneyi kabartırcasına şöyle diyor: "Hamas has turned its guns from the enemy [Israel] to Fatah after the withdrawal of the occupiers from Gaza/ Hamas, İsrail'in Gazze'den çekilmesinden sonra silahlarını düşmandan çekti bizim böğrümüze doğrulttu." Buradan Ramallah yönetiminin Hamas'ı karalamak ve hesaplaşmak için sistematik bir propaganda yürüttüğü kanaatine varabiliriz. Maalesef mesele 2007 Temmuz'undan beri post kavgasına dönüşmüş durumda. Yaser Abid Rabbo'nun iddiaları İsrail'in iddialarından daha vahim. Devamında diyor ki: Hamas, İsrail 23 günlük saldırısında bütün güvenlik binalarını tahrip ettiği için hastaneleri ve camileri Fetih mensupları için toplama ve sorgulama kampları haline getirmiştir.

Hamas tabii ki bu iddiaları red ve tekzip ediyor. Ama 'çamur at izi kalsın' misali elbette bu kara propagandalardan hem Hamas'ın hem de umum olarak Filistinlilerin etkilenmemesi mümkün değildir. Savaş kadar hasar verici bir durum. Hamas bazılarını sorguladıklarını ve bazılarını da idam ettiklerini saklamıyor ama bunları Fetih mensupları oldukları veya kimliği taşıdıkları için değil de saldırı sırasında düşmanla işbirliği yaptıkları için infaz ettiklerini ifade ediyor. Sorgulanan isimlerin de saldırı sırasında İsrail'e bilgi verenlerden veya şüphelilerden oluştuğunu ifade ediyor. Amman'daki  MET kaynaklarına göre, Hamas savaş sırasında İsrail'le işbirliği yaptığı gerekçesiyle 20 Fetih mensubu infaz etmiş. Hamas'a göre bu bilgiler dakik değil. Aksine Fetih abartıyor. Ona bakarsanız Batı Şeria'da yüzlerce Hamas mensubu Fetih hapishanelerinde tutuluyor. Velhasıl Filistin'de fitne kol geziyor. Obama da pek umut vaat etmiyor. Obama'yı ilk arayan lider Olmert oldu. Obama'nın ilk aradığı isim de Mahmut Abbas oldu ve ona kalıcı barış için birlikte çalışma sözü verdi. İsrail'den Gazze'yi boşaltmalarını isterken Hamas'dan da Kassam füzelerini durdurmalarını talep etti. Obama iyi niyetli olsa bile yeteri kadar cesareti yok ve burada meseleyi çözecek irade ve cesarettir. The Independent, Obama'nın Gazze meselesinde kulağının üzerine yattığını ve havanda su dövdüğünü  ve savsakladığını yazdı. Halbuki İsrail meselesi kararlı ve cesur olmayı gerektiriyor. İsrail, uluslararası camianın pısırıklığından besleniyor. Bunun behemahal aşılması gerekiyor. Filistinlilerin de İsrail karşında ilk yapacakları manevi direniş, dahilde yekpare ve tek cephe olmaktır.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim