Sakızlı muhallebi

03.10.2009 01:51

Atilla Özdür

Abdurrahman Dilipak, kriz çözücü reklamların sakızına takmış... Durgunluğu kırma çalışmalarında niye ‘ciklet alın’ deniliyor da kitap alıp okumanın gereğinden bahsedilmiyor...

Ardından da bu sualinin cevabını yine kendisi veriyor. Kitap, devlete karşı tehlike suçlarının en başlarında yer alan bir suç aleti... Sakız ise, çoban armağanı kabilinden çocuk işi ucuzundan bir avara kasnak oyuncak...

Probleme ideolojik perspektiften değil de iktisat politikası mantığından yaklaşacak olursak, kitap olsun, domates biber olsun ya da buzdolabı veya sakız, aralarında bir teki hariç, başka önemli bir farkın bulunmadığını görürüz...

Ciklet ile muhallebinin hammaddesi glikoz ve nişastadır... Her ikisinin de imbiklenerek rafine edildiği nesne mısır... Karaktersiz mısır... O mısır ki, istiklalimizin simgesi olması gereken yargı bağımsızlığımızın Gemlik ve Orhangazi ovalarında sırtını yere getiren Amerikan emperyalizminin iftihar kaynağı ve zafer silahı...

Kitap ve ciklet satıldığında karşılığının bir kısmına kağıt, mürekkep, glikoz girdileriyle işçi ve işverenin gelirleri üzerinden de vergi adı altında el konulacağı bilinir... Büyükçe bir kısmı da üretici ile pazarlama zincirindeki tüccar taifesinin kâr ve kazanç hanesine aktarılır. Geriye kalan küçük bir miktarı da üretici işçi ile ilim irfan ehlinden müellifine kalır... Ve sistem bir süre sonra yeniden tıkanır...

Tıkanan tüketim kanallarının yeniden açılarak ekonomiye bir kez daha kan verilmesi, “devrî periotlarla” tekrarlanır. Bu tekrarlarda çiçekli cikletli kampanyaların yeni versiyonları piyasaya sürülür.

Sömürgesi bulunmayan ve bilhassa kendisi sömürülen az gelişmiş ülkelerin “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez” kaderidir bu kısır döngü...

Piyasa ekonomisinin masumiyetine, iktisadi hastalıklarda her türünün eradikasyonu için alternatifsiz tek iksir olduğuna beslenen inanç, saflıktan olup besletilmesi ise şeytani kurnazlıktandır... Simit, ciklet ve çiçek satıldıklarında bunları üreten işçiler meydana getirdikleri katma ve artık değerlerinden yeterli paylarını alma mücadelesini veremediklerinde hasıl olan iktisadi canlanmadan da fayda göremezler... Kriz öncesinde ne ve nasıl idiyseler, yine aynen öyle kalırlar. Pay alarak büyüyenler yine eski büyüklerin aynen kendileridir.

Başbakan Tayyip Erdoğan kalabalık bir kurmay heyetiyle ‘Beş yıldızlı otel konforunda yeni bir hastanenin’ açılışında bulunmuşlar... Memleketimiz, serbest piyasa ekonomisinin hararetle ve umut dolu beklentilerle bir uçtan bir uca dünyaca meşhur zincir hastaneleriyle durmaksızın donatılırken, güvenceli hastaların da eczane, hastane ve sarf malzemeleri üzerindeki ödemekle yükümlü tutuldukları katkı payları insafsızcasına yükseltiliyor.

84 bin metrekarelik satış alanına sahip olacağı bildirilen ve ne gayeye hizmetse, ‘Anatolium’ adıyla açılmaya hazırlanan alışveriş merkezi, CarrefourSA, İKEA ve iki ayrı yabancı devin daha işbirliğiyle kurulup “Güney Marmara”nın en büyüğü olmaya namzet bu yabancılar ortaklığı, Bursa’nın küçük yerli esnafının temsilcisi sıfatıyla her merasime koştura koştura giderek, saftarunluğundan olacak, gövde gösterisinde bulunan Bursa Esnaf Odaları Birlik Başkanı Arif Tak efendiyi istihza yüklü saygı ile selamlamayı da ihmal etmiyor olmalı.

Umulur ki Başbakanımız buranın da açılışında bulunurlar...

Kırklı yılların mektep talebesiyken ucunu aça aça boyunu üç santime kadar küçülttüğümüz kalemlerimizi son açılışına kadar kullanabilmek için masuraların ucuna takardık. Şimdinin bahtı kara öğrencilerinin ceplerinde bir telefon ve çantalarında da boyları yarılandığında çöpe attıkları üçer beşer kalemler.

Erkekçe ve açıkça belirteyim. İsmet Paşa’yı, paşacı olmadığım için hiç sevmem. Sevip sevmemek ayrı bir şey olsa da, kırklı yıllarda onun zamanında iktisaden de siyaseten de daha asil idik. Boynumuz da dik idi.. Hanımları başörtülü politikacılarımızı bilmem amma ben bu halimizden utanıyorum...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim