Sakın Kapama Gözlerini

05.07.2008 21:37

İbrahim Sediyani

Uzak diyarlarından güvercinler uçur bana

gezmekle bitiremedim gurbet coğrafyaları

tırmanmakla aşılmıyor Alpler’in zirveleri

yalnız kaldığımda sen hep benimlesin

özlemler bilirim en uzaklardan haber bekleyen

ve sevgiler vardır hiç dile gelmemiş

bir kez olsun umuda yaslanmamış

şimdi bir haber gönder beni sevindirecek

sıladan sıladan

bir tebessüm et bitsin bu bitmez geceler

ve sakın kapama gözlerini

üşürüm sonra.

 

Gökyüzünü hep simsiyah gördüm

gündüzleri kördür gözlerim

maviyi seçemiyorum anla beni

ne göğün mavisini tanırım

ne denizlerin

ne de beklemenin

bildiğim tek mavi ateş mavisidir

onu da ancak yanabilenler görür

yangınlar var gözlerinde yangınlar

gözyaşlarında yangınlar var gûla jiyan

sakın kapama gözlerini

üşürüm sonra.

 

Sen kaparsan gözlerini

soğur bütün tonları turuncunun

kaybolur yeşil

karlara bürünür türkümüzü çağıran dağlar

yumma kapanmasın gözkapakların

bak, her bahar yeni bir yaşamdır memleketimde

çocukların buğday renkli saçlarına düşer günışığı

her biri bir tomurcuktur bebelerimiz

hep güneşe doğru bakar ayçiçeği yüzleri

dağlar yükselir, ırmaklar akar, berfinler açar

iki memelerinin arasında

ve yitik coğrafyaların haritasıdır

minik avuç içlerindeki çizgiler.

 

Selam olsun bahara

çiçekler açmış memleketimde

kuşlar cıvıl cıvıl ötmekte

özlemin sarısıyla vuslatın mavisi kucaklaşmışlar

ekinler yemyeşil bu yüzden

dört yön beş vakit çıkmıyor aklımdan söylediklerin

“benim yazarım”

haykırdım eteklerinde yankılansın diye

yüklenmiyor dağlar sevginin emanetini de

şimdi çırılçıplak ortasındayım kavganın

çırılçıplak, yani suskun ve kalemsiz

ben Kafkasya eteklerinde geçireceğim bu kışı

sırtımı Allahuekber dağlarına yaslayacağım bu mevsim

sevdiceğim kapama gözlerini

üşürüm sonra.

 

Bir gül kopardım gönül bahçesinden

parmaklarımda kan

bir gül kopardım dilara lehçesinden

takmak için saçlarına

gül kokulu hicaba bürünesin diye

devrimdir iç dünyanda yaşadığın med – cezir

kendine yabancılaşma sandığın duygular

aslında öze dönüştür

yeni bir hayata başlar benliğimiz

güneş topraklarımıza da doğar bir gün

bir gece ansızın parçalanır zincirleri nefretin

bir seher vakti kaldırırlar başlarını ayçiçeği çocuklar

bir sabah yeni bir hayata açar gözlerini şiir kokulu kadınlar

bambaşka bir ezan sesi duyulur İshakpaşa sarayından

“Hayâ’lel hayr’ul- âmel”

“Hayâ’lel hayr’ul- âmel”

ve uyanır oniki bin yıllık uykudan Yukarı Fırat havzası.

 

Nehirdir her bir şiir sana doğru akınca

her makale bir metropoldür sen dokununca sözcüklere

kalbin ayna tutar fikrime

yeniden ahitleşirim yaşlı bir ağacın altında dâvâmla

bir kez daha yürürüm Dara Hênê üzerine

bir daha kuşatır yüreğim Diyarbekir surlarını

yeniden sevdaya tutulur Murat suyu

darağacına çekilir benliğim, hüzün olur Haziran

ve aynı son sözleri mırıldanır dudaklarım:

“We lâ ubâlî bi sulbî fî cuz'u-ir râda

İn kâne mesre'i fî- Allâh'i we fî'd- Dîn”

sen “Çeşm-i Gazel” yazılarımın ilhâm kaynağı

Sediyan topraklarını besleyen Peri Çayı

sakın kapama gözlerini

üşürüm sonra.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

  • Yorumlar 23
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim