1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Sakarya'da “İlk Vahiy ve Tepkiler” Semineri
Sakarya'da “İlk Vahiy ve Tepkiler” Semineri

Sakarya'da “İlk Vahiy ve Tepkiler” Semineri

Özgür-Der Sakarya Şubesinin “Peygamberin Örnekliği” üst başlığı ile planladığı seminerlerin ilki “İlk Vahiy ve Tepkiler” başlığı ile Yazar Mehmet Azimli tarafından dernek salonunda gerçekleştirildi.

A+A-

Sahih bir peygamber anlayışının ikame edilmeden O’nun örnek alınamayacağını belirten Azimli bu konudaki temel bakış açısının kendimizi peygamber dönemine götürmektense peygamberi günümüze taşımak gerektiğini vurguladı. Mehmet Azimli’nin sunumunun başlıkları aşağıdadır:

Kur’an bize peygamberi “insan” bir peygamber olarak tanıtıyor. Hz.Muhammed gerek 40 yaşına kadar ve gerekse 40 yaşından sonra aynı bizim gibi bir insan gibi yaşadı. Bizden tek farkı vahiy almasıydı. Müşriklerin sürekli tekrarlanan mucize taleplerine karşı Peygamber “Allah Allah bu nasıl bir talep ben bir insanım nasıl bir mucize gösterebilirim” diyor. Zaman zaman hata yapan zaman zaman Allah tarafından azarlanan yanlışları belirtilen birisiydi Peygamber.

Peygamberin yaşadığı hayata baktığımızda daha doğrusu peygamberlik geldikten sonraki döneme baktığımızda bazen galip gelen bazen de mağlup olan bazen dişi kırılan bazen üzülen bazen de sevinen bazen aç kalan bazen tok kalan bazen evleniyor bazen boşanıyor çocukları seven onlarla oynayan vatanına hasret duyan hanımları ile tartışan uykusu gelince uyuyan namazı geçirebilen yani her yönüyle vahiy alması hariç insan gibi beşer gibi yaşayan birisi Peygamber.

Bu masalcıların anlattığı Peygambere baktığımızda uzaktan kumanda edilen sürekli Allah’ın gözetiminde yeryüzünde bir robot gibi hareket eden birisi gibi anlatılıyor. Her televizyonun başına masalcı bir dede oturtulmuş peygamberimize ait ne kadar doğru varsa anlatılmıyor üzerinde durulmuyor bunun aksine ne kadar yanlış varsa ne kadar eğri varsa onlar halka anlatılıyor.

Bakın ben şunu söylemek istiyoru. Peygamberimizin hayatına ilişkin ne kadar bir uydurma sokarsanız bir doğruyu götürürsünüz. Yani her uydurma bir doğruyu yok eder. Uydurulan her anlatım peygamberin hayatından bir doğruyu götürür.

Peygamber vahiyden önce bir şey değildi. O vahiy ile beraber kişilik ve kimlik kazandı. Bugün tüm dünyada Hazreti Muhammed’den bahsediliyorsa bunu sağlayan vahiydir.

Ümmi bir peygamberdi vurgusu da sanki kara bir cahildi gibi anlatılır ama bu doğru değildir. Ümmi bir peygamber demek sadece vahiyden beslenen bunun haricinde herhangi bir şeyden beslenmeyen demektir.

İlk vahiy ile beraber bir kimlik ve kişilik inşası başlıyor. İlk vahiyde son dönem çalışmalarında da belirtildiği gibi Fatiha suresinin olması muhtemeldir. İlk müslüman azatlı kölesi Zeyd b.Harise’dir. İlk müslümanın Ali’midir Ebubekir midir gibi mezhebi tartışmalar bir üstünlük kurma tartışmalarıdır. Ali vahyi duymuştur sağa sola sormuştur. Ama Ali’nin Ebubekir’den önce müslüman olması gayet normaldir zira ev halkındandır.

İlk vahiy geldikten sonra rivayet edilen Hatice’nin meleği test etmesi hikâyesi anlamsızdır. İlk vahiyden kısa bir süre sonra fetret dönemi giriyor. Peygamber soru işaretleri ile kafası karışıyor. Bu Seyyid Kutub’un da söylediği gibi vahyi özletmek için o ana kadar gelenleri sindirmesi için kısa bir yani birkaç haftalık bir süredir.

Vahyin gelişi Peygamberimizde ve Müslümanlarda öyle bir talep oluşturuyor ki etraflarında bir sürü olay oluyor müslümanlar acaba Allah ne diyecek diye beklentiye giriyorlar ve vahiy onların adeta bir alışkanlığı oluyor. Hatta Ümmü Eymen Rasul öldükten sonra ağlayıp duruyor ve kendisine neden bu kadar ağlıyorsun hepimiz öleceğiz diye teskin etmeye çalışıyorlar Ümmü Eymen bunu üzerine Vallahi ben onun ölümüne ağlamıyorum bundan sonra vahiy gelmeyecek ona ağlıyorum diyor. Yani o hale geliyor ki sabah kalktıklarında peynir ekmek gibi kahvaltı gibi acaba ne oldu diye vahyi merak ediyorlar.

Peygamberin ilk üç yılına ilişkin anlatılan gizli davet döneminin sanki bir gizli örgüt gibi sunulması doğru değildir. İlk vahiyden itibaren Mekke’de herkes durumu biliyordu ve gözlemliyordu. Bu şudur: Müslümanlar bu dönemde bireysel daveti takip ediyorlardı. Üçüncü yılın sonunda anlatılan dağın başına çıkıp Ey Mekkeliler diye hitap ederek yapılan eylem gibi bir eylem olmamıştır. Mesela Ebuzer’in müslüman oluşu önemli bir delildir. Zira o Gıfar kabilesindendir ve Mekke’ye oldukça uzaktır. Vahyi ta oradan duyup gelip Mekke’nin ortasında müslümanlığını haykırmıştır. Bu bile gizliliğin olmadığının işareti olarak alınabilir.

Yine Yemen’den gelen tüccarın Abbas ile Kâbe’nin yanında otururken bir erkek bir kadın ve bir de çocuğun değişik bir şey yaptıklarını görünce Abbas’a: Bunlar ne yapıyorlar diye sorması üzerine Abbas: Bu erkek benim yeğenimdir. Peygamberliğini ilan etti. Allah’tan vahiy aldığını iddia ediyor. Demiştir. Ta Yemen’den gelen bir tüccarın dahi vahiyden haberdar olduğu bir ortamda Mekke’de gizli kapaklı işlerden bahsetmek imkânsızdır.

İlk vahiyden itibaren Peygamber sürekli Kâbe’de ibadet yapmış ve bunu hiç aksatmamıştır.

Daha sonra Mekke’de sosyal ekonomik ve politik yapının nasıl kurulduğuna ilişkin bilgiler aktaran Azimli’nin sunumundan öne çıkan diğer başlıklar şunlar:

Vahiy ile birlikte ilerleyen müslümanlar Mekke’de sayıları arttıkça ve gündemi belirlemeye başladıkça müşrikler Peygambere değişik tekliflerle geliyorlar fakat tüm bu ahlaksız tekliflerine karşı Peygamber hiç taviz vermiyor ve “bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz yine de davamdan vazgeçmem diyerek ilke ve ölçünün ne ve nasıl olması gerektiğini vurguluyor.

Zaten müşrikler en ufak bir beklentisi olduğunu sezseler veya bilseler oradan yaklaşırlar ve ona uygun bir talepte bulunurlardı. Peygamber bu yüzden en ufak bir beklenti içerisine girmemiştir.

Tabi müşriklerin saldırılarından etkilenmiyor değildi. Mesela mucize taleplerine karşı bazen ya şöyle bir mucize gösterebilsem veya bir mucizem olsa diye aklından geçiriyordu(Bu bile ne kadar beşer birisi ne kadar insani bir tepki değil mi?).Buna karşı ise Cenabı Allah: Ey Muhammed müşriklerin itirazları mucize talepleri zoruna gidiyorsa hani yani bir mucizem yok diye sıkılıyorsan utanacak gibi oluyorsan şunu iyi bil ki biz sana mucize vermeyeceğiz. Git kendine bir mucize bu.Ya yerin dibine bir tünel kaz ya da göğe bir merdiven daya.Bakalım bir mucize bulabilecek misin?

Sunumun ardından soru cevap kısmına geçildi. Yazarın Siyeri farklı okumak kitabı başta olmak üzere diğer eserlerinde vurguladığı hususlarla ilgili sorulara Mehmet Azimli cevapladı. Programın sonunda Yazar kitaplarını imzaladı.

HABERE YORUM KAT