İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Sakarya

A+A-

     Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Sakarya’daydı.

 

     Halka hitab etmek için Sakarya Kent Meydanı’nda konuşan Erdoğan’ı coşkulu bir kalabalık karşıladı. Meydan doldu.

 

     Erdoğan, gittiği hemen her yerde sevgi seli ile karşılanıyor. Türkiye seviyor Erdoğan’ı.

 

     Seviyoruz.

 

     * * *

 

     Erdoğan, Sakarya’da yaptığı konuşmada, “Bu şehrin bambaşka bir havası var. Ne zaman bu şehre gelsem, içim huzur doluyor. Buraya geldiğimde huzur buluyorum” dedi.

 

     Erdoğan’ın bu sözlerini “gönül almak” veya “oy almak” amaçlı görmemek lazım. İyi okumak gerekiyor bu sözleri. Anlamak, kelimelerin ardını aralamak gerekiyor. Sözcüklerin ardına bakmak gerekiyor.

 

     Sakarya’nın huzur verdiğini söylüyor Erdoğan. Doğrudur. Bazı “yer”lerin böyle “yön”leri vardır.

 

     Türkiye’nin aslında her yeri insana huzur verir ancak bazı illerimiz var ki, özellikle böyledirler.

 

     Meselâ, Elâzığ böyledir; pekmez kokar.

 

     Isparta böyledir; gül kokar.

 

     Sivas böyledir; kilim kokar.

 

     Mardin böyledir; kültür kokar.

 

     Sakarya da böyle; nehir kokar, şiir kokar.

 

     Anadolu’nun her karış toprağı böyledir.

 

     İnsan kokar.

 

     * * *

 

     Siz hiç, henüz iki aylık bir bebeği, iki memesi arasından kokladınız mı?

 

     İşte öyle kokar bu ülkenin toprağı.

 

     * * *

 

     Sakarya’nın başka bir özelliği daha var. Dikkatimi çeken, ilgimi çeken bir yönü daha var. Hiçbir ilde, hiçbir “memleket”te bulunmayan bir özellik bu.

 

     Erdoğan söylemedi. Eminim, hiç kimse de söylememiştir. İlk ben söyleyeceğim:

 

     Her memleketin, her yerin iyisi var, kötüsü var. Hatta her aileden bile, iyisi çıkar, kötüsü çıkar. Sakarya, bana hep “öyle değildir” gelmiştir.

 

     Bugüne dek, “kötü” olan hiçbir Sakaryalıya rastlamadım ben. Vardır belki, illâ ki, ama, bana denk gelmedi.

 

     Bugüne dek tanıdığım, tanıştığım bütün Sakaryalılar “iyi” çıktı.

 

     Ne zaman yeni bir insanla tanışsam ve o kişi Sakaryalı olduğunu söylese, hislerim, kalbim, “kalp gözüm”, şunu söyler bana: “Bu insana güvenebilirsin. Yüreğinde ‘Allâh korkusu’, kalbinde de ‘Allâh sevgisi’ vardır bu insanın. Buna sırlarını açabilir, zamanını paylaşabilirsin. Onunla dost olursan, en zor anlarında yanında bulursun.”

 

     Belki de annesi, onu tâ Kafkasya’dan oraya “karnında” taşıyarak getirdiği içindir. Belki.

 

     * * *

 

     Erdoğan orada başka şeyler de söyledi.

 

     “Bir arada yaşama kültürü” dedi, “sevgi” dedi Erdoğan, “barış”, “hoşgörü”, “dostluk” dedi, “kardeşliğin şehri” dedi Sakarya için. Bir de şunu dedi: “Sakarya, Türkiye'nin tüm renklerini huzur, barış, kardeşlik içinde kaynaştırmış bir şehir.”

 

     O konuştukça, ben televizyon başında heyecanlanıyordum. Devam ediyordu Erdoğan: “Sakarya’ya gelince Anadolu’yu, Trakya’yı teneffüs ediyorum. / … /  Bu ülke Türk’üyle, Kürd’üyle, Arab’ıyla, Çerkes’iyle, Laz’ıyla, Gürcü’sü, Çeçen’i, Abaza’sıyla… / … / Hepimiz aynı toprağın üzerinde, aynı göğün altında toplandık. Kader birliği yaptık. Birlikte çalıştık, birlikte mücadele ettik, bu toprakları kendimize vatan kıldık. / … / Kim bu topraklara nifak tohumu serpmeye kalkışırsa yanılır. Kim kardeşliğimizi, dostluğumuzu zedelemeye kalkarsa bu millet ona en sert cevabı verir, en sert tokadı atar. Burada, Sakarya Meydanı’nda bir kez daha tekrarlıyorum; hiç kimse bu ülkenin başını öne eğemez. Yurt içinde, yurt dışında benim hiçbir kardeşim, vatandaşım, hiç bir soydaşım kendisini ezik, itilmiş, ötelenmiş ve horlanmış hissedemez.”

 

     Ve bitti. İnanamadım, şok oldum! Bunları söyledikten sonra noktayı koydu ve başladı muhalefet partisiyle, “birtakım” medyayla ağız dalaşına!

 

     İşte o an orda olmak istedim. Öyle bir istedim ki orada olmayı. Orda olup “dur” demek istedim Erdoğan’a, “konuyu değiştirme” demek istedim, “boşver şimdi Baykal’ı Maykal’ı, boşver şimdi Doğan Medya’yı Moğan Dedya’yı” demek istedim. Başbakan’a “one minute” deyip elinden almak istedim o mikrofonu.

 

     Mikrofonu Erdoğan’ın elinden alıp ben seslenmek istedim oradaki insanlara.

 

     Sakarya Kent Meydanı’ndaki muhteşem kalabalığa ben seslenmek istedim. Küçük bir çocuğun elinden aldığım “yeşil – siyâh”lı Sakaryaspor atkısını boynuma asıp, şöyle seslenmek istedim:

 

     “Sevgili Sakaryalılar,

 

     Sakarya’ya her gelişimde içim huzur doluyor. Buraya geldiğimde huzur buluyorum. Çünkü Sakarya denince benim aklıma başörtü direnişi geliyor, zûlme ve zâlîmlere karşı mücâdele etme geliyor. Sakarya denince aklıma tam 52 hafta boyunca kesintisiz süren ‘Başörtüsüne Özgürlük’ gösterileri geliyor. Sakarya denince benim aklıma tağuta karşı ‘Lâ’ diye haykırmak, şirke ve tuğyana karşı inancı ve kulluk bilincini haykırmak, haksızlığa, ayrımcılığa, devlet eliyle yapılan dayatmalara karşı hakkı ve adaleti haykırmak geliyor.

 

     İşte sevgili Sakaryalılar, Başbakan çok güzel ifade etti, ihtiyaç duyduğumuz değerleri bir bir sıraladı.

 

     Ancak, sevgili Sakaryalılar, bugün ülkemizin yüzakı olan, âzîz milletimizin bağrından çıkmış bir yapılanma, Allâh ve adalet âşığı insanların gözbebeği olan bir kuruluşumuz olan Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği’ne, yani Özgür – Der’e, daha dün, sevgili Sakaryalılar ve sayın Başbakan, daha bundan 24 saat önce, Özgür – Der’e kapatma davasının açılması istendi. İstanbul Valiliği Özgür - Der hakkında kapatma davası açılması için mahkemeye müracaat etti.

 

     Sevgili Sakaryalılar,

 

     İşte o Özgür – Der ki bu topraklara, Sakarya’ya ve tüm ülkeye, Anadolu ve Trakya’nın her karış toprağına ‘bir arada yaşama kültürü’nü, ‘sevgi’yi,barış’ı, ‘hoşgörü’yü, ‘dostluk’u yerleştirmek amacıyla kuruldu, siz kurdunuz ve bugüne dek de bu amaçla yaşatıp büyüttünüz. Sakarya başta olmak üzere ülkenin her bir şehrini ‘kardeşliğin şehri’ yapmak, Türkiye’yi tüm renklerinin huzur, barış, kardeşlik içinde kaynaştığı bir ülke’ yapmak için korkmadan, çekinmeden mücâdele etti.

 

     İşte şimdi bu sesi susturmak istiyorlar. Sizin sesinizi susturmak, dilinize pranga vurmak istiyorlar.

 

     O Özgür – Der ki siz Sakaryalılar ne de çok sahip çıkmıştınız, gösteriler tertiplemiştiniz.

 

     Özgür – Der sizsiniz. Sizi susturmak istiyorlar”

 

     Bunları haykırmak istedim o muhteşem kalabalığa.

 

     * * *

 

     Türkiye’nin her yeri insana huzur verir ancak bazı illerimiz var ki, özellikle böyledirler.

 

     Meselâ, Elâzığ böyledir; pekmez kokar.

 

     Isparta böyledir; gül kokar.

 

     Sivas böyledir; kilim kokar.

 

     Mardin böyledir; kültür kokar.

 

     Sakarya da böyle; nehir kokar, şiir kokar. Sakarya direniş kokar, mücâdele kokar.

 

     Tağuta karşı ‘Lâ’ diye haykırmak, şirke ve tuğyana karşı inancı ve kulluk bilincini haykırmak, haksızlığa, ayrımcılığa, devlet eliyle yapılan dayatmalara karşı hakkı ve adaleti haykırmaktır, Sakarya.

 

     Erkekleri “siyâh siyâh” sever, kızları “yeşil yeşil” bakar.

 

     Özgür – Der bakar.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de 

      

     Bu fotoğraf, Sakaryalı çocukların Gazzeli çocuklar için oynadığı bir tiyatro oyunundan çekildi. Bu çocuklar Özgür – Der’li. Onların hak ve adalet için çarpan minik kalplerine kilit vurmak istiyorlar şimdi.

YAZIYA YORUM KAT

42 Yorum