Şak diye emredenler, tak diye yapanlar ve ‘olağan şüpheliler’

03.12.2009 12:05

İbrahim Kiras

Danıştay’ın tartışılan kararına normal şartlarda ses çıkarmayacak olsanız bile, olay yeri civarında “olağan şüpheliler”e rastlayınca aklınıza başka şeyler gelir. Öyle değil mi?

Hiçbir şey gelmezse Kıvrıkoğlu Paşa’nın “28 Şubat bin yıl sürecek” sözü gelir. Herhalde bilmeyen yoktur: Mahut katsayı uygulaması dönemin kudretli generali Çevik Bir’in YÖK’e yazılı talimatı sonrasında başlamıştı. General, İmam Hatip mezunlarının üniversiteye girişinin engellenmesini istiyordu. Çünkü din eğitimi alan çocukların zihinlerinin irtica virüsünün kontrolüne girdiğine inanıyordu.

Gerçi 28 Şubat’a gerekçe yapılanlardan ne Ali Kalkancı ne Müslüm Gündüz ne de Fadime Şahin İmam Hatipli değildi, ama olsun.

Dönem birilerinin şak diye emretti

ği, diğerlerinin tak diye emri yerine getirdiği dönemdi. Yargı mensuplarından gazetecilere kadar o günün çoğunluğunu oluşturanlar sıraya dizilip karargâhtaki brifinglere katılıyordu zaten. Leb denmeden leblebi anlaşılır, daha talimat gelmeden “yüce irade”nin gereği yapılırdı.

YÖK’ün başındaki zevatın aslında paşalardan talimat almasına gerek de yoktu. Ama belki katsayı uygulaması o zamana kadar akıllarına gelmemişti. Çevik Paşa’nın yazılı talimatı gelince de hiç ikiletmediler zaten.

Yine de doğrudan “İmam Hatip mezunları üniversiteye giremez” diye bir düzenleme çıkarmak fazlasıyla “kör gözüne parmağım” diye karşılanacağından, tuttular işin adını meslek liseleri diye koydular. İmam Hatiplilerin toplam meslek liselerinin yüzde yedisini ancak oluşturduğunu ya bilmiyorlardı ya da “n’apalım canım, kurunun yanında yaş da yanar” felsefesinden hareket ediyorlardı.

***

Bugün ortaya çıkan tablo ne yazık ki “olağan şüpheliler”in yine bir araya geldiklerini gösteriyor. Pek hayra alamet bir görüntü değil karşımızdaki.

Onun için Danıştay Başkanı, “katsayı kararı ideolojik” diyen Başbakan Erdoğan’a boşuna itiraz etmesin. Başbakan’ın sözleri “sağır sultanın” bile bildiklerini tekrarlamaktan ibaret. Ama Danıştay Başkanı da kendince haklı. “Evet, biz ideolojik kararlar veriyoruz” diyecek hali yok. Danıştay’ın kurumsal itibarını korumak için bu savunmayı yapması gerekir zaten.

Ama aldıkları kararı savunabileceği hukuk zemini de yok. Daha önce “mağdurlar tarafından” yapılan başvurulara “bu konuda YÖK yetkilidir” cevabını veren Danıştay, İstanbul Barosu başvurusunu kabul edebiliyorsa bu konuda her şey söylenebilir.

Üstelik kabule mazhar bulunan başvuru 367 mucidi Sabih Kanadoğlu’nun “kararı Danıştay iptal edebilir” açıklamasının ardından gelmişse insanların aklına başka şeyler de gelir.

28 Şubatçıları, Sabih Kanadoğlu’nu ve İstanbul Barosunu aynı noktada buluşturan şey ideolojik ortaklık dışında bir şeyse, daha kötü değil mi?

Kurumların itibarını düşünenler bunları da düşünmeli.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim