1. YAZARLAR

  2. Leyla İpekçi

  3. ‘Şaibeli ölüm’lerin büyüttüğü evlatlar
Leyla İpekçi

Leyla İpekçi

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Şaibeli ölüm’lerin büyüttüğü evlatlar

A+A-

Şaibeli ölümlerin büyüttüğü evlatların ülkesi burası. Şimdi evlatlar konuşmaya ve babalarını öldüren ‘asıl el’leri sorgulamaya başlıyorlar. Yıllardır söylese de, ilk kez meseleyi detaylandıran Ahmet Özal, babasına düzenlenen suikast hakkında savcıya ifade veriyor.

Özal’ın şaibeli ölümünden hemen sonra “babanızın kanı alındı, gelip alabilirsiniz” denmiş. Ama ardından hemşire tarafından kanın yanlışlıkla döküldüğü söyleniyor. Bu hemşirenin kan görüntüsünden şüphelendiğini ve olaydan dört beş gün sonra da evinde ölü bulunduğunu biliyor muyduk?

Adnan Kahveci’nin oğlu Cihan Kahveci, babasının kazanın hemen ardından kaybolan ve bugüne kadar ortaya çıkmayan çantası hakkında önemli açıklamalarda bulunuyor.

Eşref Bitlis’in uçağında yaşamını yitiren pilot Yüzbaşı Tuğrul Sezginler’in ablası ise uçağın düşmesiyle ilgili yürütülen davanın kendilerinden gizlendiğini ve ona ulaşabilmek için yaşadıkları zorlukları anlatıyor.

Tunceli Jandarma Alay Komutanı olduğu dönemde intihar ettiği açıklanan Albay Kazım Çillioğlu’nun oğlu Gökhan Çillioğlu da, babasının şaibeli ölümüyle ilgili yeniden araştırma için savcılığa başvuruyor. Babasını Yeşil’in öldürdüğünü söylüyor.

Eşref Bitlis’in oğlu Tarık Bitlis, ülkede yaşanan açılım politikaları nedeniyle daha önce korkan ve konuşamayan bazı kimselerin şimdi konuşmak istediğini, bu durumun babasının ölümünün ardındaki gerçeğin ortaya çıkartılması için bir fırsat olduğunu söylerken haksız mı?

JİTEM’in kurucusu, Ergenekon sanığı Arif Doğan, verdiği ifadede hem öldürülen Hizbullah lideri Velioğlu’yu yakından tanıdığını söylüyor hem Yeşil’in halen yaşadığını ve Tunceli’de zaman zaman görüştüklerini kaydediyor...

6-7 Eylül olayları için “Özel Harp işidir, muhteşem bir örgütlenmedir” diyen Sabri Yirmibeşoğlu, “halkın mukavemetini arttırmak için düşman yapmış gibi Kıbrıs’ta cami yaktık” sözlerini ağzından çıkarıveriyor.

78’liler Vakfı öncülüğünde ve birçok sivil kuruluşun katkısıyla hazırlanan Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu’nun görüştüğü onlarca işkence mağduruyla ilgili ön rapor hazırlanmış durumda.

Hanefi Avcı’nın ‘Devrimci Karargâh örgütüne yardım’ iddiasıyla tutuklanmasından sonra, “onu tanıyorum, kendisi ablamın katili olur, başka birçoklarının da katili ve bazı şanslıların sadece işkencecisi” diyerek dava açma hazırlığında olan Fatma Meral ve yakınları da var.

Daha başka gelişmeler de sürüyor. Tetikçileri bazen bulunsa da azmettiricilerine dokunulamadan zamanaşımına uğratılan faili meçhullerin davalarını izleyen nice evlat bir süre önce bir platform oluşturmuştu: Toplumsal Bellek Platformu.

Geçen yıl Meclis’teki partilere bir dilekçe sunmuşlar ve geniş yetkilerle donatılmış bir araştırma komisyonu kurulmasını istemişlerdi. Siyasi cinayetlerde zamanaşımının ortadan kaldırılması için gerekli düzenlemelerin yapılması da talepleri arasındaydı. Abdi İpekçi, Kemal Türkler gibi davalar bu gerekçeyle düşmüştü çünkü.

Geçen günlerde platform üyeleri Madımak katliamı firarileriyle ilgili görülen davayı izlemeye gitti. Ne var ki dava sadece iki buçuk dakika sürdü. Ve aylar sonraya ertelendi! Yine!

Emniyet Genel Müdürlüğü ise nihayet MGK Genel Sekreterliği’nin talimatıyla 12 Eylül öncesinin kanlı olayları ve faili meçhul cinayetlerinin dosyalarını araştırmaya başlıyor. Bu, en son haber!

O döneme ait dosyaları tozlu raflardan indirmek için özel ekipler kurulmuş. Ve bir liste hazırlanarak (bütün hakkıyla kapatılamayan) dosyalar biraraya getiriliyormuş: Kahramanmaraş, Çorum, Bahçelievler Balgat katliamları, Savcı Doğan Öz, Abdi İpekçi, Bedrettin Cömert, Kemal Türkler, Ümit Kaftancıoğlu gibi cinayetler, kanlı 1 Mayıs olayları...

Tabii dosyaların yeniden adli incelemeye tabi tutulup tutulmayacağına bu çalışma sonucunda karar verilecek. Platform sözcülerinden Zeynep Altıok, Meclis’te kendilerini karşılayan en sıcak partinin AKP olduğunu ama faili meçhullerle ilgili CHP’nin verdiği önergeleri AKP’lilerin reddettiğini belirtiyor.

Şaşıramıyorum! Partilerin ancak muhalefetteyken bu şaibeli konularda soru önergeleri verdiğini, hükümetleri bu şekilde yıpratmayı denediklerini –çünkü nasılsa bundan bir sonuç alınamayacağının zımni bir önkabul olduğunu- artık bilmeyen kalmadı. AKP ise geri adım attığı her seferinde sistem tarafından yutuluyor...

Ama partileri aşan bir gerçek var: Artık geride kalanların konuşma, bilme, bildirme zamanı. Sıvaların dökülmesini durduracak bir zamanaşımı metodu yok! Kaybolan dosyaların, vicdanda bıraktığı iz hiç silinmiyor.

80 öncesi kontrgerillayı araştırırken katledilen savcı Doğan Öz’ün oğlu Turan Öz, bir süre önce Taraf’a gönderdiği mektupta “bir geçmişi affedebilmek için bile önce bilmek şart değil mi, nasıl yaşar insan bilmeden” diye soruyordu: “Bilmiyorsan eğer, bütün toplum işkenceci, bütün toplum katil değil mi?”

TARAF

YAZIYA YORUM KAT