Sahipli ama sahipsiz çocuklar

21.11.2010 00:46

Özlem Zengin

Bayramdan birkaç gün önce, Şırnak’da 4 yaşındaki Nujiyan ve 6 yaşındaki ağabeyi Beşir, evlerine 3 kilometre uzaklıktaki Sulak Karakolu civarında dolaşırken bir metal parçası bulurlar.

Ne olduğunu anlamadıkları metal parçasının patlaması neticesinde Nujivan hayatını kaybeder, ağabeyi ise iki elini. Babaları, olaydan sonra, çocukların her gün iki kilo kadar hurda topladıklarını ve kilosu 1 liradan sattıklarını, eve çok yorgun geldiklerini söylemiş. Bir çocuğun öldüğü diğerinin ise iki elini kaybettiği bir olayda başka hiçbir şeye gerek kalmamakta; bizatihi olayın kendisi tarifsiz acı.

Dışarıdan öyküleri farklı ama özü itibariyle benzer azımsanmayacak kadar vakaları duyuyor, okuyor, milletçe o acıları beraber yaşıyoruz. Ancak bu türden olayları sanki sadece üzüntü boyutunda yaşamayı tercih eder gibiyiz. Nerde hata yapıyoruz, sorusundan kaçıyoruz.

Tamam, o yaştaki çocukların para kazanma telaşına düşmeleri ayrıca acı verici; ama yaşlarının toplamı on eden iki sabi nasıl olur da hurda aramak için yaşlarının yarısından fazla kilometre mesafeyi yaya gider gelir, bu yolculuk ne kadar sürer... Muhtemelen, sabah çıkan akşam gelen çocukları kimse merak etmez mi, aç mı susuz mu demez mi, kapı önüne çıkıp adını seslenmez mi, yüzünü özlemez mi...

Babaları başlarında olmayan, yedi çocuğun anneleri var mı, onlara kim bakar, haberden anlamak mümkün olmuyor. Muhakkak emanet edildikleri birileri vardır. Acıyı büyütmek değil amacım ama yaşanan acının ağırlığı ihmallerin üzerini örtmesin. Nasıl daha doğru ebeveyn olunur, sorusu üzerinde konuşmamıza imkan versin. Kadın hakları konusunun üzerine titrediğimiz kadar, çocukların anne babaları üzerindeki haklarını da konuşalım. Kadın cinayetleri, dayak şiddet söz konusu olunca yer yerinden oynuyor, öyle de olsun, olmalı; ama çocuklar söz konusu olunca ancak üçüncü kişilerden gelen saldırılar ya da devlet kurumlarındaki ihmaller, kötü muameleler tepki görürken, aile içi ihmaller göz ardı ediliyor. Evinde olması gereken ihtimamı göremediği için kaybolan, taciz edilen, ölen çocuklar ne olacak. Yoksulluk bu neticelerin yegane sebebi olsaydı, varlık içinde yokluk çeken çocuklar olmaz benzer olayları onlar da yaşamazdı.

Bir tas çorba etrafında ya da kuş sütü eksik sofrada asıl olan evlatlarını toplamayı başaran anaların varlığı. Bir tarafta çocukların agularının günlüklerini tutan abartılı anneler diğer yanda saldım çayıra mevlam kayıra modeli anneler. Memlekette hep zenginle fakir arasındaki uçurumdan bahsedilir, oysa annelik modelleri arasındaki uçurum daha da derin.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim