Sadece merhamet

26.08.2011 00:31

Mustafa Ulusoy

Vücudunun dörtte üçü su değildi artık siyah derili çocuğun; safi kemikti.Çocuk zayıfladıkça, insanlık can çekişiyordu.

Çocuğun gözleriyle insanlığın gözleri değmiyordu birbirine çoktandır.

Utancın son faslındaydı artık bir deri bir kemik kalmış insanlık.

Çocuk insansızdı belki.

Çocuk sahipsiz değildi lakin: Çocuğun sahibi Mutlak Varlık.

Vakit gelmişti.

Çocuğun gözleri dünyadan meleğe kaymıştı. Dünyaya boş boş bakıyordu çocuk çünkü gözleri meleğe kilitlenmişti artık.

Melek gülümsüyordu.

Gülümsüyordu, çünkü sonsuz rahmetin kapısından içeri alacaktı onu birazdan.

Çocuk zar zor hatırladı nicedir unuttuğu gülümsemeyi.

Ölüm Meleği ruhunu bedeninden sıyırdı nazikçe. Çocuğun ruhunu başka bir meleğe verdi. O başka bir meleğe. Kat kat semayı kat etti melekler, yanlarında çocuğun ruhu.

Bir melek başka bir meleğe iletti ruhu ve nihayet Cennete ulaştırıldı çocuğun ruhu.

Somalili çocuk cennetin çocuğuydu artık.

"Seni insanlık diri diri toprağa gömerken suçun neydi?" diye sordu bir melek. Çocuğun bir bilgisi yoktu.

İnsanlığın utancı çocuk/lar cennette şimdi.

Bir melek, "Gördün mü, insanlar seni unuttu belki, Rabb'in seni unuttu mu?" diye seslendi çocuğa.

Çocuk, "Hayır!" dedi gülümseyerek.

Ekledi: "Hâşâ ve Kella!"

"Masum çocuklar ölürken, Allah neredeydi, onları neden kurtarmıyordu?" diye soranlar yanılmıştı.

Yanılmışlardı çünkü kendileriyle o kadar meşgullerdi ki, merhameti emreden Yaratıcı'nın seslenişini duymamışlardı bile. Erteledikçe ertelediler merhameti. Oysa bir başkasından esirgediğimizi O'ndan talep etmek ne kadar doğruydu?

***

Adam çalıştığı binadan çıktı. Biraz soluklanmak için bahçedeki banka oturdu. Yanına yavru bir kedi sokuldu. Kedinin başını okşadı. Kedi zıpladı, kucağına oturdu. Adam kedinin başını okşadı. Kedi mırıl mırıl karşılık verdi. Eve gitme vakti artık diyerek kediyi yavaşça yere saldı. Kedi yeniden banka zıpladı, yerinden kalkmamış olan adamın kucağına bir kere daha kuruldu. Adam kediye, "Benimle eve mi gelmek istiyorsun yoksa?" dedi. Kedi, "miyav" diye bir ses çıkardı. Adam, "Bu işte bir hayır var, galiba Allah bu kediye sahip çıkmamı istiyor" diye düşündü. Kediyi de alıp evin yolunu tuttu. Dişi enik munis karakterliydi. Ona Munise adını verdi. Yeryüzüne geleli ne kadar olmuştu? En fazla bir ay mı? Dünyada yeniydi Munise. Afiyetle mamasını yedi dünyanın yeni misafiri, ardından da güzel bir uykuya daldı. Uyandı, odanın içinde oynamaya koyuldu.

***

Kadının hipoglisemi nöbetleri vardı. Oruç tutamıyordu. Buna üzülüyordu ama kaderine de razıydı. Tutamadığı oruçlar için fidye verecek muhtaç birilerini arıyordu. "Allah'ım gerçekten ihtiyacı olan birini nasip et" diye yalvardı. Şehrin diğer ucunda başka bir kadın nasıl para denk getiririm de kızıma hem okulda giyeceği hem de bayramda sevineceği bir ayakkabı alırım diye kara kara düşünürken telefonu çaldı. Her iki kadın da, "Allah'ım sana şükürler olsun," diye seslendi Rablerine.

***

Ülkenin başbakanı ekibiyle Somali denilen uzak bir memlekete gitti.

Ülkelerin sınırı vardı ama merhametin sınırı yoktu.

***

Adam her gece kalktı, yalvardı, yakardı, gözyaşı döktü. İnsanlığın hali ne olacak diye kalbine bir bıçak saplandı. Dua etti. Hüzünlendi. Dua etti. Ellerine baktı. Mutlak acizliğini gördü. Dua etti. Saçları biraz daha beyazlandı.

***

Adam günlerdir arkadaşını düşünüyordu. Meraklandı, "Acaba, sorununu halletti mi?" diye. Eli telefona gitti. Arkadaşının sesi iyi geliyordu. Sevindi.

***

Şairin (Cahit Koytak) içi kıpır kıpırdı. Uyanmadı, sanki bir el onu dürttü, uyandırıldı. Kalktı, ışığı açtı, yüzünü yıkadı. Kalemini buldu, defterini açtı.

Besmele çekti: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla deyip yakardı:

"Kendi içinde arıyorsun Tanrını/Ve her aklına geldiğinde/Kalbinin üzerinde/Hissetmek istiyorsun/O'nun elini, öyle değil mi?/.../Peki, O'nu bir başkasının içinde/Aramayı denedin mi hiç?/Annenin, babanın, kardeşinin,/Bir komşunun, bir yoldaşının,/Bir dostunun ya da düşmanının içinde?/Bir yoksulun, bir evsizin, /Bir çocuğun ya da delinin,/Bir hırsızın, katilin ya da sapığın içinde/Aramayı denedin mi hiç,/Yaptığın ya da düşündüğün oldu mu bunu?"

***

Belki de O'nu en çok bir başkasına göstereceğimiz merhamette bulacağız...

 ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim