1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Sadece 12 Eylül mü, bütün darbeler mi?
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Sadece 12 Eylül mü, bütün darbeler mi?

A+A-

Hani, “dostlar alışverişte görsün” diye bir söz vardır ya, “CHP’liler”in yaptığı da böyle gibi!..

Amaçları gerçekten “darbecileri yargılamak” mıdır, yoksa “gündem karartmak” mı?..

Doğrusu, hâlâ anlayabilmiş değilim...

Şu hâle bakın; “Kenan Evren Cuntası” tarafından gerçekleştirilen “12 Eylül 1980 darbesi”nin üzerinden tam “29 yıl” geçmiş ama bugüne kadar “hiçbir şey yapmamış” CHP’liler, bugün kalkmış, “Anayasa’nın geçici 15. maddesini kaldıralım ve böylece darbecilerin yargılanmasının önünü açalım” diyor!..

Bunu ne zaman diyorlar?.. “Bugünlerde” diyorlar...

Yani “AK Parti’yi devirmek, Fethullah Gülen’i bitirmek” amacıyla hazırlanan “ihanet plânı’nın tartışıldığı şu günlerde!.

CHP’DEN AK PARTİ’YE TEKLİF!

Düşünebiliyor musunuz;

Bütün Türkiye, tam 2 haftadır bu “ihanet plânı”nı konuşurken, Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından yapılan açıklamayı tatmin edici bulmazken ve bütün dikkatini; Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un, bugün “akredite gazeteciler”e hitaben yapacağı konuşmaya ve bu esnada sorulacak muhtemel sorulara vereceği cevaplara vermişken, CHP kurmayları çıkıyor sahneye ve AK Parti’ye teklifte bulunuyor;

“Geçici 15. Madde’yi kaldıralım!”

Önce olayı aktaralım... Konuyla ilgili dün ajanslardan geçen haber şöyleydi:

“CHP Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasanın Geçici 15. Maddesi’nin değiştirilmesine ilişkin önerilerini, AK Parti Grubu’na iletti.

Okay ve Kılıçdaroğlu, AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Mustafa Elitaş'ı ziyaret etti.

Yaklaşık yarım saat süren görüşmenin ardından Okay ve Bozdağ, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Bozdağ ve Elitaş'ın, bu konuyu yetkili organlarına götüreceklerini, değerlendireceklerini söylediğini aktaran Okay, şunları söyledi:

“Kendilerine, bu anlayışlarından dolayı teşekkür ediyorum. Bu görüşmemiz, daha sonraki süreçte de devam edecek. Bundan sonraki süreçte, dilerim, hukuka, yasama tekniğine aykırı olan, Geçici 15. Maddenin, diğer muhalefet partilerinin açıklamalarını da göz önünde tutarsak, kaldırılmasında yarar vardır. Darbeyi koruyan bir yasanın Anayasamızda yer almasını, tüm toplum gibi, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerin de içine sindiremeyeceğini düşünüyorum. Darbe ve darbecilere ilişkin bu yasal düzenlemenin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.”

Evet, olayın özeti bu...

Yani, CHP’liler diyor ki;

“Geçici 15. Maddeyi kaldıralım ve darbecileri yargılamanın önünü açalım.”

Hay hay, kaldıralım!..

Ama niye bugün?..

Ve niye, sadece 12 Eylül?..

Dedim ya;

Bazı “şüpheli”lerin “delil karartması” yapması gibi, CHP’nin şu yaptığı teklif de, tam bir “gündem karartması” gibi geldi bana!..

İstiyorlar ki;

Kamuoyu “CHP’nin teklifi”ne odaklansın, bu konuyu tartışsın ki, Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı iddia edilen “darbe plânı”nı unutsun!..

Siz olsanız, böyle bir teklife ve en önemlisi de “teklifin zamanlaması”na bakıp kuşkulanmaz mısınız?.. Bu, bir “gündem karartma”, bir “gündem saptırma” değil de nedir?..

Bu, bir “dostlar alışverişte görsün” taktiği değil midir?..

28 ŞUBAT ES Mİ GEÇİLECEK?

Söyleyin Allah aşkına;

Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP’nin bu girişimi için “sulu şaka” demekte haksız mıdır?..

Bence bu girişim, “sulu şaka”nın çok çok ötesinde bir “eşşek şakası”dır!..

Niye “eşşek şakası”dır;

Çünkü, ilk önce “zamanlaması” ilginçtir!..

Tam da, bütün Türkiye’nin “darbe plânı”na odaklandığı bir zamanda böyle bir teklif yapıp, dikkatleri dağıtmaya çalışmak, “sulu şaka”nın çok çok ötesinde, bir “eşşek şakası”dır!..

İkinci olarak;

Teklifin içeriğinde, niçin sadece “12 Eylül darbesi” vardır da; meselâ 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 darbeleri veya darbe girişimleri yoktur?..

Tamam, CHP’lilerin bir “12 Eylül takıntısı” vardır ve 12 Eylül’de “solcular da idam edilmişler”dir ama, 27 Mayıs’ta “Başbakan” ve “bakan”ların idam edildiğini görmezden mi geleceğiz?..

Ya 28 Şubat darbesi?..

Öyle bir darbe ki;

O süreçte, millete ve onun inançlarına karşı “topyekûn savaş” ilân edildi...

Millet, adeta “ruh kökleri”nden koparılmak ve neredeyse “dinsizleştirilmek” istendi!.

“Başörtüsü” yasaklandı!..

“İmam Hatip Liseleri” kapatıldı!..

“Kur’an Kursları”nın kapısına kilit vuruldu!..

En önemlisi de; “milletin parasıyla” alınmış tanklar “milletin iradesi”nin üzerine sürüldü ve “milletin oyları”yla iktidar olmuş partiler, alaşağı edildi!..

Şimdi, böyle bir “darbe”yi görmezden geleceğiz de, sadece 12 Eylül’e mi odaklanacağız?..

CHP, bunu mu istiyor?..

Hem, diyelim ki;

Bu teklif kabul gördü ve “Geçici 15. Madde”yi kaldırdık, peki kimi yargılayacağız?..

Kenan Evren’i mi?..

Ya da;

“Beşli Cunta”dan kimi?..

“Ergenekon operasyonları”nda gözaltına alınan kişilerden bazılarının “hasta ve yaşlı” olmalarını bahane ederek ortalığı ayağa kaldıran CHP’liler, “Evren ve arkadaşları”nı yargılama konusunda acaba ne kadar samimidir!..

28 ŞUBAT’TAN 2 ANEKDOT!

Ha, bu teklif, sadece “12 Eylül cuntacıları”nı değil de, “bütün darbecileri” içine alacaksa, o zaman eyvallah!..

Ama bunun için de;

12 Eylül’den değil, 27 Mayıs’tan ve “Menderes’e işkence” edenlerden işe başlamak gerekir!..

Çünkü, “Menderes’e işkence” edenlerden bir kısmı, hâlâ hayattadır!..

Ardından “28 Şubat darbecileri”ne gelinmeli ve onlara hesap sorulmalıdır!..

Biliyorsunuz...

O “karanlık süreç”te; “siyasiler” ve “gazeteciler”le ilgili “iğrenç ifadeler” kullanıldı...

İşte, bunlardan çarpıcı bir anekdot:

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ünüsan, bazı üst rütbeli subaylarla yemekli bir sohbette bir araya gelmişti. Üst düzey bir general; emniyet istihbaratı ile askeri istihbaratın ayrı çalıştığının ve İçişleri Bakanı Meral Akşener’in kasıtlı davrandığının altını çizdikten sonra şunları söyler:

“Git söyle o kadına, ileri geri konuşmasın. Gelirsek, İçişleri Bakanlığı’nın önünde yağlı kazığa oturturuz...”

Ve bir başka anekdot...

Dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak, Sabah gazetesi yönetimini arayıp; yazar Mehmet Altan’la ilgili olarak aynen şunları söylüyor:

“Söyleyin o adama, yazdıklarına dikkat etsin!.. Yoksa, makatına süngü takar, cephelerde süründürürüm!..”

Şimdi, “milletin seçtikleri”ne ve “gazeteci”lere karşı bu lafları edenleri bırakıp, bir ayağı çukurda olan Kenan Evren ve arkadaşlarını yargılayacağız, öyle mi?..

Buna, herkes güler!..

Kargalar bile güler!..

ÇEVİK BİR’LE SINIRLI KALMASIN!

Ama, dedim ya;

CHP, bu konuda gerçekten “kararlı” ise, “darbe ve darbecilerin korunduğu Anayasa maddesinin derhal kaldırılması” için, üzerine düşen görevi gerçekten yerine getirmek istiyorsa, işte o zaman bu teklife destek verilir!..

Yook, bu iş sadece “12 Eylül darbecileri”ni içine alıyorsa; hiç kimse kusura bakmasın, milletin bu tür “sulu şaka”larla geçirecek zamanı yoktur!..

Çünkü milletin gözü;

“İhanet planı”ndadır!..

Millet; Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın önceki gün yaptığı açıklamadan sonra, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un bugün neler diyeceğini, sorulara nasıl cevap vereceğini merak ediyor!..

Tabiî, yine dün “28 Şubat Süreci”nin kudretli isimlerinden Emekli Org. Çevik Bir’in 2 saat boyunca, hem de “şüpheli” sıfatıyla ifadesini alan “sivil savcı”nın, Albay Dursun Çiçek’in ifadesini de alıp almayacağını merak ediyor!.. Ve ayrıca; bu işlemlerin onlarla sınırlı kalmamasını istiyor!..

Uzun lâfın kısası;

Türkiye’de “iyi şeyler” oluyor, iyi!..

CHP’nin, 29 yıl sonra “darbecileri yargılayalım” teklifiyle ortaya çıkması da son derece anlamlı ve olumludur!..

Ne var ki;

“Zamanlama”sından şüpheliyim!..

Dilerim bu teklif;

“Dostlar alışverişte görsün” anlamında; “saman alevi gibi parlayıp sönecek” bir teklif olarak kalmaz!..

Bekleyecek ve hep birlikte göreceğiz!..

=============

Çevik Bir niye ifade verdi?

Dünkü “Arşiv” sayfamızda da okuduğunuz gibi, Avni Özgürel, isim vermeden Çevik Bir’i yazıyordu... Onun, bilgisayar üzerinden “Bir Ortadoğu ülkesi”(!) ile yazışırken, “Genelkurmay Başkanı” olmayı hesapladığını, bu hesap tutmazsa, “Cumhurbaşkanı” olmayı düşündüğünü yazdı...

Ancak, evdeki hesap çarşıya uymadı ve Çevik Bir tam “emekli”ye sevkedilecekken, “17 Ağustos depremi” yaşandı...

Ve Çevik Bir, bütün askerlerle “kurtarma faaliyeti”ne katılması beklenirken; “sıkıyönetim” ilân edilmedi, dolayısıyla “görev süresi uzatılmadı” diye, askerler “onun emri” ile yerlerinden bile kıpırdamadılar!..

Gerisini şöyle yazdı Avni Özgürel;

“Gerisini hatırlayan çoktur... Mutad devir-teslim töreni bile yapılmadı onun için. Elbisesini çıkardıktan sonra adı hâlâ gazetelerin birinci sayfalarındayken Cumhurbaşkanı olmayı denedi... Sonra!.. Sonra ödüller aldığı ülkelerin himayesinde hiçbir şart altında üzerine gelinmeyeceği güvencesiyle köşesine çekildi...”

Hayır, yanlış...

Çünkü Çevik Bir, dün “köşesinde” değil, “sivil savcının karşısında” idi ve tam 2 saat süreyle “şüpheli” sıfatıyla ifade verdi!..

Bu ifade esnasında “Başbakan’ın uçağına sabotaj girişimi” gündeme geldi mi, gelmedi mi, henüz bilmiyorum!..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT