Sabotaja Karşı Muhakeme ve Muhasebede Israr

19.05.2014 22:00
Sabotaja Karşı Muhakeme ve Muhasebede Israr
Kenan Alpay, Soma'da meydana gelen maden kazasını ve hükümetin tavrını analiz ediyor.

Soma’daki maden ocağının altında kalanlar sadece en zor şartlarda üstelik kıt kanaat olsun rızkının peşinde kazma sallayan işçiler değildi elbette. Tepeden tırnağa şeref ve tevekkülle donanmış maden işçilerini en geniş manasıyla aileleriyle birlikte acı ve hüzne boğan süreçte payı olanlar aslında hiç de az değildi. Siyaset, bürokrasi, sermaye, sendika, medya vd.

Türkiye’de yaşanan küçük veya büyük bir sıkıntının toplum ve siyaset açısından en kritik yönü giderilmek veya en azından küçültülmek maksadıyla ele alınmayışıdır. Tersine bu ülkede ‘sıkıntı’ özellikle iktidar sınıfları tarafından bir fırsat olarak sıkı sıkıya yapışılan, iyiden iyiye derinleştirilen ve bütün yönleriyle tepe tepe kullanılan ölümcül bir silaha dönüştürülür.  Çünkü devlet sınıfları ve resmi ideoloji kendini ‘sıkıntı’ üzerinden tahkim ederken siyaset ve toplumu inatla ‘sıkıntı’ üzerinden tahrif ve sabote etmeye girişir.

Soma’da meydana gelen ve Türkiye’deki maden kazalarının en büyüğü sayılabilecek facia sürecini Hükümetin özellikle de Başbakan Erdoğan’ın nasıl yönettiğine dair bir tartışmanın yapılıyor olması son derece doğal hatta zaruridir. Ancak ahlaken ve hukuken makul ve yapıcı bir tartışma zemininden ziyade ciddi bir kara propaganda hatta psikolojik savaşla karşı karşıya kalan siyaset ve toplum aşırı bir savunma refleksine savrulabiliyor.

Çok eskilere gitmeye gerek yok aslında. Ama Danıştay saldırısından Hrant Dink ve Zirve Yayınevi cinayetlerine, Dağlıca ve Aktütün karakollarının basılmasından Uludere’de 34 insanımızın öldürülmesine değin hemen her konuda olduğu gibi statükoyu temsil eden bütün aktör ve kurumlar açısından en öncelikli hedef Başbakan Erdoğan’ı düşürmek üzerine hesaplanıyor.

Gezi Ruhu ve 17 Aralık operasyonlarıyla birlikte işleyen strateji sanki Soma’da yeniden bedenlenmişçesine hortlayınca siyaset ve toplumu ciddi bir endişe ve teyakkuz hali sarıp sarmaladı. Hem Gezi Ruhu hem de 17 Aralık Ruhu’nu temsil eden Kemalist, sol, liberal veya Gülen Cemaati’nden müteşekkil birleşik cephenin en önemli misyonu da zaten bu endişe ve teyakkuz halini derinleştirip siyaset ve toplumda aşırı bir savunma psikolojisi oluşturmak ve hata kat sayısını artırmaktı.

Soma’da facianın boyutlarının derinleşmesiyle birlikte yoğunlaşan saldırıların ilk etapta Başbakan Erdoğan’ı Soma Holding’i savunur bir psikolojiye iten, kendi iktidarıyla maden firması arasında adeta özdeşlik varmışçasına beyanatlar vermesine zemin hazırlayan yanlışlar silsilesinin mutlaka iyi bir biçimde muhasebe edilmesi gerekiyor. Başbakan Erdoğan’ın eline verilen basın açıklaması ve bu çerçevede bizzat kendisi tarafından yapılan beyanların üzerine akbaba misali pike yapanlar nasıl bir imaj inşa etmenin peşindeydiler?

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim