SABED'de Şahitlik Kavramı İşlendi

20.05.2013 00:38
SABEDde Şahitlik Kavramı İşlendi
SABED Sapanca Bilgi Eğitim Dayanışma Derneği Kuran’i Kavramlar seminerlerinde bu ay Şahitlik kavramı işlendi.

Eğitimci Erol ÜLGEN’in sunumu ile gerçekleştirilen seminer de Erol ÜLGEN “Şahitlik kavramının Müslümanlarına gündemine girmesi ile yeniden bir diriliş ve direniş bilincinin gündeme geldiğini asırlar boyunca belli fıkhi alanlara sıkışmış dinin Şahitlik kavramı ile birlikte adeta yeniden bir özgürlük imkanına kavuştuğunu” söyledi.

Yaklaşık iki saat boyunca devam eden seminerde Erol Ülgen’in vurgu yaptığı diğer başlıklar ise aşağıdaki gibi şekillendi.

 ŞAHİTLİK

1-Anlam, Kapsam ve Bağlam

Kur’an da şehide fiili, fiil ve türevleri olarak kullanılmıştır. Şüheda, şahidin/şahidin, meşhüd, istişhad gibi.

Tanık olan, gözleyen, gözlenen, tanık olunan, tanıklık, gözlem, bilip öğrenme manalarındadır. Şehadet kelimesi Kur’an da : hazır olma, açık belirti, bizzat görme, şahitlik yapmak manalarına gelir.Türkçede kullanılan şehadette bulunma, şahid/tanık olmak bu anlamdadır. Kur’an da gaybın karşıtı olarak da şehadet/şuhud kullanılıyor.

Arapça ş.h.d. kökünden türemiş olan şehadet kelimesi sözlükte bir şeyin mahiyetine vakıf olmak, bir şeyi kesin olarak bilmek, onu sözlü olarak ifade etmek gibi anlamlara gelir. Aynı kökten türemiş olan şehid ise kesin olarak bilen, bildiğini haber verme konusunda güvenilir olan kimse için kullanılmaktadır.

Şehadet: Hazır olmak, bilmek, delalet etmektir.

Şehit: Tanık, dosdoğru, güvenilir bildirici, haberci, örnek alınan anlamına gelir.

2-Allah’ın şahitliği

Allah gaybı ve gizli/açık her şeyi bilmesiyle el-Alim, her şeyden haberdar olmasıyla el-Habir/haberi olan, açık ve gayb olan şeylere şahit olması açısından eş-Şehid tir.

Allah kendisini şahid olarak da nitelendiriyor. Kendi varlığına bizzat kendisi şehadet ediyor.

“Ve Davud ile Süleyman(ı da an). Hani bu ikisi, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip otladığı bir ekin hakkında hüküm vereceklerdi ve Biz de onların bu hükümlerine tanık (şahid) idik. 21/Enbiya 78

“… Allah: O halde şahid olun; bende sizinle birlikte şahidlik edenlerdenim.” 3/Al-i İmran 81

Allah bir ayette kendisi hakkında çoğul olarak şahidin/şahidler demektedir.

Biz onların hükümlerine şehid/şahid’ler idik.” (Enbiya 21/78)

 “Allah sizin yaptıklarınıza şahid iken …” şeklinde geçmektedir. (Al-i İmran 3/98)

 “Allah onların yaptığı her şeye şahidtir.” (Yunus 10/46

Allah benimle sizin aranızda şehidtir.” (6/En’am 19, 17/İsra 96, 29/Ankebut 52, 13/Ra’d 43, 48/Fetih 28)

Rabbinin her şeye şehid (şahid) olması yetmez mi ? “ 41/Fussilet 53)

Allah her şeye şehid’tir/şahidtir.” (Hac 22/17, Sebe 34/37, Nisa 4/33, Ahzap 33/54, Mücadele 58/6, Buruc 85/6)

3-Peygamberlerin Şahitliği

Peygamberler de şehid, örnek ve modeldirler:

Şehid olmak ümmetin insanlığa karşı görevidir de.

“… Size bundan önce Müslüman ismini O verdi. Bunun sebebi, sizler de insanlar üzerine şehid (tanık/örnek) olasınız diye …” 22/Hac 78

İbrahim (a) kavmine, Rablerinin gökleri ve yeri yaratan  Allah olduğunu söyledikten sonra “… Ben buna şahidlik edenlerdenim.” Diyordu. 21/Enbiya 56

Ey Peygamber! Biz seni hakikaten şahid, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” 33/Ahzap 45, 48/Fetih 8

Bakın (ey insanlar!) Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi size de karşınızda hakikate şahidlik yapacak bir elçi gönderdik.” 73/Müzemmil 15

İsa (a) kendisini kavmi üzerine şahid olarak (tanık) niteliyor. “… Ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahid idim (şahidlik ettim)” 5/Maide 117

2/Bakara 143 Peygamberimizin yaşadığı ümmetine şahid olarak gönderildiği gibi.

16/Nahl 84 de Kur’an, günü gelince her ümmetten bir şehid (tanık) çıkarılacağını söylüyor.

4-Açıklama

Hayatı ve hayat içinde gerçekleşen olayları doğru kavramak, adil bir tutum/tavır sergilemek, fıtrata uygun davranış ve bakış açısı belirlemek; kavramlara yüklediğimiz anlamlarla şekil alır, ameli/işlevsel pratiğimiz ortaya çıkar. Düşüncelerimiz, caba / gayretlerimiz / emeğimiz / bedellerimiz anlam bulur, her kavram kendi anlam dünyasında insanoğlunda hukuk oluşturur / muhakeme yeteneği kazandırır, sınav sorumluluğumuzda onun hakkını verip vermemesi ile şekillenerek ameller ortaya çıkar.

Kendisini İslam’a nispet eden insanlar, ben Müslümanlardanım diyenler Kur’an ın yüklediği kavramsal anlamlarla algısını oluşturur, gecenin bir vaktinde mesajı ağır ağır okur, secde eder, kıyama durur, akleden şahitler İlahi mesajı kavrar. Heva ve heveslere kapılmadan, fıtri yaratılışa uygun hayat tarzını ifa ederler.  

Kur’an ın temel davası insanın şirke düşmeden/zulme sapmadan hayatını sahih bir inançla donatmak, ilim ve adaleti kaim kılmak, salih amellerde bulunarak sürdürmesini sağlamaktır.

Vahyin ilk mesajları; bilginin kaynağının ne olduğunu? Nereden ve niçin geldiğini? Nasıl bir sonla karşılaşacağını? Hayatının oluşum ve işleyişini? Nasıl olması gerektiğini inşa eder/pratik kazandırır. Hayatı ve ölümü böylece önem kazanır.

   “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz” 3/Al-i İmran 53

Müslüman şuurlu bir tercihle yola girmiş, bir hedefe doğru yönelmiştir. Dosdoğru, yönü ve istikameti belli, hidayete getiren bir yoldur. Hayatın sınırlı alanlarına müdahale etmez, hayatı bir bütün olarak kabul eder sosyal, siyasal, hukuki alanları. İman şahadetle başlar, birey bazında kalmaz toplumsal kurtuluşu hedefler, böylece mücadelesinin alanı hayatının tümünü kapsar.

Şehadet uluhiyet ve rububiyette alemlerin rabbinin birlenmesidir. Allah’tan başkasına kulluğun inkârı, ortağı olmadığını doğrulama, itaat etme, bağlanma, teslim olmadır.Kâinat ve insanın hayatı ile ilgili Allah’ın iradesi/hükmü sürekli olarak adalet üzerinedir. İnsanlar fıtratının gereği iyiye, güzele, doğruya yönelecek bicimde yaratılmış ve bu hükümler değişmeyecektir.

Allah, melekler ve ilim sahipleri, O’ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O’ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” 3/Al-i İmran 18 

Rabbimiz insanların hayatında da adaletin oluşmasını, Allah ile yaptıkları ahde sadakat göstermelerini, diğer varlık alemi ile ahenkli bir bicimde sürdürmelerini, aslı ve nesli ıslah etmelerini, ŞAHİTLİKLERİNİ ister.

Şehadet, insanlarda İslami bir kimlik oluşturma ve ameli olarak gösterme işlevidir. Dinini hayat biçimi olduğunu kavrar, yaşayarak tanıklık eder. 

 “Allah’a şirk koşma, muhakkak şirk büyük bir zulümdür.” 3/Lokman 13 

Şehadet tevhidi bir duruşla dirençle/eylemle zalimin, zulmün karşısında örnek bir tavır koymadır. Zulmü ortaya çıkaran şahittir ve tevhid ile şirki ayıt eder, aykırılığını ortaya koyar.

Bütün zulümlerin temelinde insanın Allah’la ilişkisinin yerli yerine oturtamaması vardır. Bu nedenledir ki Şirk, küfür, yalanlama, fisk ve cehaletin her türlüsü Kur’an da zulüm olarak tanımlanır.Şahitler Allah yolunda cihat ederler, (2/218, 4/95, 5/54, 2/54, 3/13-146) aktif mücadele ederlerken örnek model (2/143, 3/104) oluştururlar.

Şahit hayatını bir bütün görür, Dinin parça parça edemez. İslam insanı çatışmadan, karamsarlıktan, ikilemden kurtarmak için dünya ve ahreti hatırlatarak yaptığımız amellerin bir karşılığı olduğu bilincini vererek, hayatı ve ölümü bir bütün olarak ele alır ve tanzim eder. Yaşadığı sistemin doğasını/yapısını ayırt eder; putlaştırılmış simgelere, tabulara, taguti düzenlere karşı safhını belli ederek, ilahi dünya görüşünü insanlığın hayat tarzına dönüştürücü, belirleyici eylemlerde bulunur.

Hayatını bölünmüş, parçalanmış, sınırlı alanlar olmadığına şahitlik ederek, günlük yaşantısının muhasebesini yapar, takip edilmesi gereken metodları belirler, vahyi belirleyici tavrını ortaya koyar.

Modernizmin genel yapısı, insanoğlunun hayatından dini etkisiz kılarak, uhrevi alanı unutturarak bilinçli bir şekilde belli alanlara yaratıcısını sıkıştırmakta/işine karıştırmamaktadır. Daha fazla üretmek, tüketime teşvik etmek; doyumsuz, sınır tanımayan tatminsizlik, aşırılıkta ileri gitme gibi din dışı/dinsiz bir toplum oluşturmaktadır.

Şahit bireyi ve toplumu inşa ederken, yaşanılan modern dünyanın felsefi alanı/referanslarını ayırt ederek, fıtri kabul ve redlerini ortaya koyar. Vahyi mesajlarla uyarır, düşünsel dönüşümü hedefleyerek ıslah edici eylemlerde bulunur. Mallar ve canlarıyla imtihan olunacağı, dünyalıklarını hazırlayarak cennete gireceklerini hatırlatır.

“Dinlerini oyun ve eğlence edinen, kendilerini bu değersiz dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Bir insanın kazandığı ile helake düşmemesi gerektiğini bu Kur’an ile hatırlat. Orada onun için, Allah’tan başka ne bir koruyucu, ne de bir aracı vardır. …..” 6/En-am 70 

Sizler kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?” 2/Bakara 44 

Ey iman edenler! Niçin yapamayacağınız şeyi söylersiniz?” 61/ Saf 2

Allah’ı sevdiğini, inandığını söyleyenler, ilahi vahye uygun söylem, tavsiye ve önerilerde bulunan şahsiyetler olduğu halde: yaşayışı/pratiği ilahi olmayan, pozitivizmi esas alan kişiler bireysel hayatlarında tutarsızlıklar sergilemekte, kimliklerini oluşturamamaktadır. Söylemleri ile yapıp ettikleri arasında tezada düşüp, ıslah edici yönleri olmadığı gibi örnek alınacak şahsiyetler de değildirler.

Kendi çıkarlarını, menfaatlerini düşünürler, zulme karşı koymaz, yaşantısında şirkle ilgili alanları ayırt edemez, mazluma kimsesize,yetime sahip çıkmazlar. Ekonomik, siyasal, toplumsal ve bireysel alanlarda belirleyici/ hüküm koyucu olarak Allah’ın şeriatını esas alan, hayatlarına yansıtan, şahitler değildirler. Sorumluluk almaktan kaçınan, kendisine göre dini alanlar belirleyen, bu alanlar içinde ahreti için de bir şeyler yaptığını zannedip, duygusal dünyalarını tatmin etmekten, dünyevileşmekten öte gidememektedirler.

Şahit kendi heva ve hevesinden yasa koyanların cahiller, zalimler olduğunu bilir. İslam, insanı ve cağı şekillendirmeye yönelik hayatın tümüne hitap eder, İslam sosyal hayata siyasal olarak yön verme amaçlıdır. Her türlü seküler yapılara zıttır, kanun koyucu ve belirleyici olarak Allah’ı kabul eder, akılcı düzenlere ve sistemlere karşı savaş açar. Irkçılığa ve mezhepçiliğe karşı, ümmet bilincini, din kardeşliğini inşa ederek topyekûn insanlığı kucaklar. Zulüm nereden ve nasıl gelirse gelsin karşı koyar, bir duruş ve eylem belirler, ahreti için rüku eder, secde eder, ibadet eder, Allah yolunda mücadele eder, taguti düzenin kutsallarına itaat etmez, onlara karşı malları ve canlarıyla cihat eder.

Şahitlik Allah’ın hüküm koyucu, belirleyici olduğuna inanmaktır. İman sadece zihinlerde soyut değer olarak oluşmaz, vicdanlara hapsedilemez. İman ve amel bütünlüğü içinde, cahili ve beşeri düşüncelere karşı; Vahyi mesajı asıl kimliği yaparak kendisini tanımlar/konumlandırır, taguti düzenlere karşı topyekûn mücadele eder. Mücadelelerini azimli bir şekilde, yılmadan, gevşeklik göstermeden hayatlarının sonuna kadar devam ederler. Sorumluluklarının bilincinde görevlerini yerine getirirler, söz verdiklerinde sözünde dururlar, emanete hıyanetlik etmezler, adil tanıklardır, hakkı ve sabrı tavsiye ederler.

Şehadet Allah için yaşayıp, Allah için ölmeyi amaçlayan bir hayatın pratik yansımasıdır. İlim, inanç, amel bütünlüğünde hayatlarını sürdürürler, olgu ve olaylar karşısında adaletten ayrılmazlar.

Şahitlik hak ile batılın arasında bilinçli bir tercihtir. Bu tercih bireyin bütün eylemlerini kuşatır, sorgulayıcı ve akılcı bir yol izler; hüküm koymada tek belirleyicinin rabbi olduğuna iman ederek, tagutun yolunu izleyenlerle (4/76, 3/13) mücadele eder, mazlumun, kimsesizin, yetimin, zulme uğrayanların yanında saf tutar, yönünü ve istikametini belli eder.

Amellerinde özgür iradeleri ile tercih eden şahitler; namazını kılarlar, Allah’ın verdiği nimetlerden infak ederler, malları ve canlarıyla cihat ederler, iyiliği emredip, kötülük karşısında ıslah edici eylemlerde bulunurlar. Böylece adımlarını hesaplı atan, hareketlerini kontrol eden, hesap verme bilincine sahip insanlar yetiştirmeyi hedeflerler.

Mümin olmak kendi seçimimiz, yaptığımız bir tercihtir. Rahmetin kaynağının ön koşulu takva, takvanın şahidi ise ıslah çabası olarak ifade edilmiş, emek harcayarak, çaba sarf ederek sorumlulukların yerine getirilmesidir. Salih amel işler, namazı kılar ve infak ederek nefsimizi kötülükten korur, dünyevileşmekten, şeytani arzulardan arınırız. Kardeşlerimizle böylece güç birliği yaparak cahiliye kötülükleri ortadan kaldırırız.

SABED Kur’ani Kavramlar seminerleri Haziran ayında Mehmet Baki KIZILTEPE’nin sunumu ile gerçekleştirilecek olan Takva kavramı çalışması ile bu sezon için son bulacak.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim