1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. ANKARA

  4. Rusya’ya Suriye Protestosu
Rusya’ya Suriye Protestosu

Rusya’ya Suriye Protestosu

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, 366. basın açıklaması eylemini Baas rejimine destek veren Rusya Elçiliği önünde yaptı.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, 366. basın açıklamasını Ankara'daki Rusya Büyükelçiliği önünde gerçekleştirdi. Suriye halkına 2 yıldır korkunç bir vahşet yaşatan Baas rejimine verdiği destek dolayısıyla Rusya'yı kınayan platform mensupları bir sonraki eylemlerini de Çin Büyükelçiliği önünde yapacaklarını duyurdular.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

9 ŞUBAT 2013 TARİHLİ 366. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI:

Değerli basın mensupları, kıymetli katılımcılar! Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun inanç, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskı ve engellemeler ile insanlara yapılan tüm saldırı ve zulümlere karşı tavır koyma amacıyla oluşturduğumuz platformumuzun 366. Hafta Basın Açıklamasına hoş geldiniz.

Tüm dünyanın gözü önünde Mart 2011 tarihinden buyana,  Suriye’de büyük katliamlar yapılmakta ve doğusuyla - batısıyla, kuzeyi – güneyi ile, kapitalisti – sosyalisti ile tüm dünya ya susuyor. Ya da maddi – manevi, silah veya askeri destek veriyor. Suriye’deki zalim Esedi destekleyenlerin başında ise Rusya, Çin ve İran gelmektedir.

Evet, iki yıldır süren katliamlarda açıklanan rakamlara göre yaklaşık 65 bin insan katledilmiştir. Bunların 4500’ü çocuklardır. 225 bin kişinin yaralı olduğu bildirilmektedir.

İsrail savaş uçaklarının Şam’daki askeri araştırma merkezini bombalaması karşısında kılını kıpırdatmayan Esed ordusu, iki yıldır kendi halkı üzerine misket bombası, parça tesirli bomba ve vakum bombası yağdırarak tarihte eşi az görülür bir katliamı sürdürmektedir. En son işlenen katliamlardan birisi de Halep’te, elleri arkadan bağlanarak idam edilip ırmağa atılmış yaklaşık yüz kişinin cesedinin çıkarılması hadisesidir. Bu ve benzeri katliamlar, Baas vahşetinin ne derece gözü dönmüş ve ne denli azgınlaştığını ortaya koymaktadır. Evet, orada, Halep’te sadece insanlar katledilmiyor: Osmanlı mirası tarihi mekânlar da yok ediliyor. İslâm ülkeleri kültür başkenti seçilen Halep’te camiler, kaleler yerle bir ediliyor. UNESCO ise sessizce seyrediyor, tıpkı Batının, ABD’nin katledilen insanların, kadın ve çocukların ölümü karşısında sessiz kalması gibi… soğuk kış günlerinde aç susuz yiyecek, giyecek, ilaç vs. bulamayan mazlum insanları tüm dünyanın adeta ölüme terk etmesi gibi… Fakat en kötüsü de bu zulme destek veren, arka çıkan, Esed rejimine sahip çıkan ülkeler olmasıdır. Bunların başında tekrar buradan ilan edelim ki; Rusya, Çin ve İran gelmektedir. Nitekim Rus Dışişleri Bakanı Sergey LAVROV, “-Kim ne derse desin Esed hiçbir yere gitmiyor, gitmesini söyleyenler Rusya ve Çin olsa bile” diyerek zalim ve katil Esed’e sahip çıktıklarını O’na destek verdiklerini ilan etmişti.

Buradan, Birleşmiş Milletlerin Suriye’deki sivil kıyımını mezhep savaşı ilan ettiğini hatırlatarak, bu savaşın azınlıkta olan Nusayrilerin Müslüman halka yönelik bir katliam girişimi olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Birleşmiş Milletler siyasi çözüm adı altında Baas rejimine sürekli mühlet vermektedir. Bundan cesaret; emperyalist ve kapitalist bloğun temsilcisi konumundaki başta Rusya olmak üzere Çin ve İran’dan destek alan Esed akla hayale gelmeyen işkence ve katliamlar yapmaktadır.

Kendi bakanlarının dilinden, “kim ne derse desin, Esed hiçbir yere gitmiyor diyerek” zalim Esed’e sahip çıkan…

Rusya Savunma Bakanı tarafından Suriye’ye askeri açıdan destek vermeye devam edileceği deklare edilerek katil Esed ordusuna destek veren…

Yine LAVROV’un beyanatı ile “Suriye’ye askeri müdahale konusunda kimse istekli değil” denilerek, müdahalenin veto edilmesini dile getiren Rusya’yı, tarihe kara bir leke olarak geçecek tutum ve desteklerinden dolayı kınıyor, zulme ve katliamlara ortak olmaktan bir an önce vazgeçmelerini öneriyoruz.

Rusya’yı sadece Suriye konusunda değil Mali işgali konusunda da uyarıyoruz. Rusya; Araud, Mali ve Batı Afrika’nın istikrarının tehlikede olduğu gibi asılsız bir gerekçe ile Mali’ye askeri müdahalede bulunan Fransa’nın yanında yer almakla Fransa’nın katliamlarına da ortak olmaktadır. Asıl amacı Mali’nin altın, uranyum, fosfat, petrol ve doğalgaz yataklarını sömürmek olan Fransa’ya bilindiği gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oy birliği ile destek vermiş; Belçika, İngiltere, Kanada, Almanya ve ABD askeri ve lojistik destek vereceklerini bildirmişlerdi. Şimdi bu sömürgeci ülkelere Rusya da katılmıştır. Buradan Mali’yi işgal eden Fransa ve onun destekçisi Avrupa ülkeleri ile kendi halkını katleden katil Esed ve onların yanında yer alan Rusya’ya karşı, özellikle bu günlerde toplantılar düzenleyen İslâm Birliği Teşkilatı ile tüm sivil toplum kuruluşlarını insanların topyekün katledildiği, ülkelerinin işgal edildiği, yer altı – yer üstü zenginliklerinin gasbedilmeye çalışıldığı şu günlerde duyarlı olmaya, insan hak ve hukuklarının ihlal edildiği durumlarda tüm bu zulümleri protesto etmeye, zulmün ortadan kalkması için uluslar arası çözüm üretecek köklü çalışmalar yapmaya davet ediyoruz.

Basın açıklamamızda değinmek istediğimiz bir diğer husus da laiklik konusudur. Laikliğin Anayasaya girişinin 76. Yıl dönümünde laiklik adına Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı birer mesaj yayınladılar. Laiklik ilkesinin; “Farklılıkları zenginliğe dönüştüren”, “Ülkeyi birlik, barış ve huzur içinde yaşatan”, “İnancından dolayı kimsenin kınanamayacağı”, “Devletin bütün inanç mensuplarına ve inancı olmayanlara eşit mesafede olacağı” gibi yaldızlı sözlerle göklere çıkartıldığını gördük ama, en büyük eksiklik, laikliğin daha, Anayasal ve Hukuksal bir zemine oturtularak tarifinin bile yapılmamış olmasıdır. Önce laikliğin hukuki bir çerçevesi çizilmeli. Diğer yandan anayasal bir hak olarak düşünce, inanç ve ifade özgürlüğünün verildiği beyan edilirken, hâlâ; Danıştay kararlarına rağmen, baş örtülü hanım avukatlara despotça uygulamalarla görev yaptırılmıyor. Burada şunu vurgulamak istiyoruz: Devlet eliyle kadın ayrımcılığı yapılmasın. Başörtülü hanımların eğitim ve çalışma hakları hiçbir şekilde engellenmesin ve bu haklar hukukî / kanunî güvence altına alınsın. Hepsinden önemlisi de bu hakları engellemeye çalışanlara verilecek cezalar mutlaka hukuki metinlerde gösterilsin. Yoksa verildiği söylenen haklar birilerinin keyfi uygulamaları ile hep ihlal edilecektir.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

ankara-inanc-ozgurlugu-platformu_01.jpg

ankara-inanc-ozgurlugu-platformu_02.jpg

HABERE YORUM KAT