1. YAZARLAR

  2. Akif Emre

  3. Resmi muhafazakârlık– CHP ittifakı
Akif Emre

Akif Emre

Yazarın Tüm Yazıları >

Resmi muhafazakârlık– CHP ittifakı

A+A-

Seçim öncesi Demirel'le CHP arasında kurulan gizli ittifakın anlamı her geçen gün daha açık biçimde ortaya çıkıyor. Çünkü bu ittifak, yaşı kemale ermiş eski bir politikacının iktidar ihtirasıyla açıklanarak geçiştirilecek bir husus değil. Bu ittifak hem 'resmi muhafazakarlık'ta hem de CHP'de yaşanan krizin dayattığı bir sonuçtu.. Çünkü sistem yeniden dizayn ediliyor, dönüşüyor ve sistemin aldığı yeni biçime de eski iktidar sahipleri direniyordu.

Türkiye'de muhafazakarlık şaibeli bir konudur. Bir yanda halkın bastırılan inançları, gelenekleri, inandığı gibi yaşama arzusu diğer tarafta bu duyarlılıklarla pek da alakalı olamayan kafa yapısındaki muhafazakar iktidarlar söz konusuydu. Muhafazakar sağcılık aslında az çok tanımlanmış bir resmi muhafazakarlıktı. Tıpkı Kemalist batıcılık gibi muhafazakar siyaset de elitist özellikler taşır. Ne var ki sağ muhafazakar siyaset soğuk savaş dönemi devletin aldığı biçime uygun olarak dizayn edilmiş, kaçınılmaz olarak da halka dönük bir söylemden beslenmiştir.

Resmi muhafazakarlığın elitist tavrı tam da sistemin görece halka açılmaya, biçimsel anlamda bir demokrasi oyunu oynamaya karar verdiği döneme karşılık gelir. Bu çerçevede resmi muhafazakarlık devletin bir yanda dünya sistemine entegre olmasını sağlarken diğer tarafta devrimlerin topluma inmesini, benimsetilmesi işlevini yüklendi. Demokrat Parti dönemi resmi muhafazakarlığın sınırları çizilmiş, tanımı net yapılmış ilk örneğidir. DP'nin kurucu kadrolarının eski CHP kadrolarından devşirilmiş elitlerinden geliyor olması tesadüf değildi.

Resmi muhafazakarlık her ne kadar dini rengi gittikçe koyulaşsa da sistemin toplumsal karşılığı olarak siyasette kalıcı oldu. Çünkü CHP'nin temsil ettiği daha sonra sol etiketini benimseyen elitist siyasetin toplumsallaşma şansı yoktu. Buna karşılık toplumsal desteği arkasına alan resmi muhafazakarlığın da statükonun derin yapısına dahil olmasının imkanı sınırlıydı. En azından statüko elitist CHP'nin temsil ettiği kadroların denetiminde, yürütme ise resmi muhafazakarlığı temsil eden politikacıların sırtında yürütüldü.

Demirel çizgisi tam da bu noktada resmi muhafazakarlığın elitist yapısını çözer gibi görünse de "Çoban Sülü" o dar kadroya dahil olması bile zaman alacaktır.. Menderes, Demirel, Özal çizgisine bakıldığında resmi muhafazakarlığın gittikçe topluma yaklaştıği, muhafazakar siyasetin toplum değerlerine yaklaştığı, dindarlaşma eğilimi gösterdiği fark edilir.Doğal olarak bunu tersi de söz konusu.

Nasıl ikinci Dünya Savaşı sonrası paylaşım gereği, NATO üyeliğine paralel olarak Türkiye'de sistem dönüşüme zorlanarak resmi muhafazakarlığın iktidarına imkan tanıyan dönüşümler yaşandı ise; son dönemde de AB üyeliğine uygun dönüşüm yaşanıyor. Statükocu elitist sol ve sağ siyasetin imkanları tıkanmış, Türkiye 'postkemalist dönem'e girmiştir. Sistem AB ile entegrasyon kararına uygun yapısal dönüşüm kararı alarak buna uygun aktörleri devreye soktu. Yaşanan siyasal tablo bu iki projenin birbiriyle örtüşmesinden ibarettir. Resmi muhafazakarlık dönemi sona ermiş, postkemalizme uygun, küresel sistemle uyum sağlayacak muhafazakarlık devreye girmiştir.

Resmi muhafazakarlık yanında statükonun temsilcisi CHP de yeni döneme ayak uydurmakta zorlandı. Burada dramatik biçimde tabanı eriyen, yalnızlaşan resmi muhafazakarlığın yani statükonun sağ temsilcileri oldu. Bu nedenle CHP aslında Demirel'in adaylarını savunmakla kendi ideolojik tutumunu ve sistem içindeki konumunu savunuyor. Seçim sürecinde MHP ile CHP'nin yakınlaşması da bu çerçevede okunabilir.

Resmi muhafazakarlığın temsilcileri ile CHP kadrolarının sınıfsal ve ideolojik olarak aralarında bir fark yoktu. Her iki kesim de Cumhuriyeti kuran kadrolardan geliyor, sag-muhafazakar siyaseti temsil edenler toplumsal taleplere daya yakın gibi durdukları, demokrasinin cilveleri gereği kontrol dışı çıkış yapma potansiyeli taşıdıkları için sistemin asli temsilcisi olmaktan çok yedek konumda kaldılar.

CHP-Demirel ittifakı sağ ve solu ile statükonun son direniş girişimidir. Yani sol ve sağ muhafazakarlığın varlık-yokluk mücadelesine tanık oluyoruz. CHP'nin postkemalist döneme uygun dönüşüm sinyallerini Avrupa başkentlerine gönderse de küresel sisteme henüz hazır görünmediği gibi muhafazakarlığın halkla ertelenmiş buluşması bu kez toplumu daha temelli bir dönüşüme tabi tutmasına neden oluyor.

CHP, küresel sistemin icaplarına göre kendini dönüştürebilirse o zaman Demirel'le kurulan ittifak çatlayabilir. Şimdilik küresel sisteme uygun postkemalist muhafazakarlık karşısında sol ve sağ muhafazakarlık alternatif olmaktan uzak görünüyor.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT