1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Reno Pazarı...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Reno Pazarı...

A+A-

‘Reno Pazarı’nda başörtüsü yasağı uygulanıyormuş...

 ‘Reno Pazarı’, bir diğer ve daha münasip ifadesiyle tüketim kooperatifi, ticari amaç gütmeyen bir kapalı kutu işletmesi... Öyle olması gerekiyor. Kendi dar çerçevesindeki has elemanlarının mutfak kiler ihtiyaçlarını derin kaynaklardan temin ederek, umuma açık piyasaya nisbetle daha uygun bedelle takdim ediyor...
Migros ise öyle değil. Ticari amaçla kurulmuş bir perakende pazarlama şirketi. Sabancılarla Fransızların ortaklığındaki Carrefoursa gibi... Kimi AKP mebuslarına ait Kiler’ler gibi... BİM’ler gibi ve bunların cümlesiyle birlikte hükümetin ortak gayretleriyle bizim mahalledeki sıradan vatandaş Hüseyin’e top attırdıkları küçümencik bakkal dükkanı gibi...
Bunların cümlesi toplumun bütününe açık olup, ‘ne kaa köfte, o kaa ekmek’ tekerlemesiyle ifadesini bulan piyasa mantığı üzerinden cirosunu yükseltebilirse o kaa başarılı sayılan ticaret mahalleri...
Örtülüsü, örtüsüzü, donlusu donsuzu ve zengini ile fakirinin yanında, erkeği ve dişisiyle cümle halka, buyur çekiliyor, buralarda...
Tabii, başarıdan murat, sermayesindeki pay sahiplerinin nisbi ve-veya mutlak kazanç yüksekliği...

‘Reno’nun kendi özünde, ana teşkilat kuruluşunun ruhunda, ‘başörtüsüne karşıtlık’ ilkesi var ise, lokantasında da görülecek bu karşıtlığın etkileri, yüz numaralarında, boyahane, montajhane ve kreşleriyle birlikte, konserve fabrikalarında ve nakliye kervanlarında, banka ve sigorta şube bürolarında da...
Reno, evveliyetle askerlerin, kendi maaşlarına destek ve takviye amacıyla ve kendilerine özgü ticari kooperatif biçiminde holding tarzındaki kurdukları çok dallı piyasa organı olan OYAK’ının otomobil imalat sahasında faaliyet gösteren bir şirketi...
OYAK’ın asli sahipleri yanlarında başörtüsünü görmek istemiyorsa, sermayesini ulaştırdığı tüm zeminlerde bununla dirsek temasından da kaçınacaktır...
Bu doğal determinist kurala karşı şamataya, laga lugaya gerek olmamalı...

Uğur Dündar iki akşamdır Bursalı bir hanımın duyarlı davranışlarından şitayişle bahsediyordu...
Bursalı hanım, beş on veya onbeş kadar, cicili bicili çoluk çocuk üst giyeceği hazırlamış... Çift şişli bu örgü işlerinin dağıtımında fireye hiç yer vermiyeceğini, verdirmeyeceğini belki de tek isim olarak düşündüğü, Uğur Dündar’a göndermiş. Ve bir de mektup...
İstemiş ki,
Elazığ’da deprem oldu, duyarlı insanlar da kendisi gibi harekete geçsinler. Oralardaki vatandaşlarımızın eksiklerini tamamlayarak yaralarını sarsınlar... Hiç ayırımsız, hiç fark gözetmeksizin ve sınıf seviyelerine de hiç itibar etmeyerek ve de renklerinin, dinlerinin ve inançlarının birbirlerine benzemezliklerine de hiç aldırmayarak...
Türkiye’nin taa bir öte köşesinden bir başka öte köşesine doğru yardımlaşma duygusuyla harekete geçen duyarlı bu hanım vatandaşımızın tüm milletçe örnek alınmasını isteyen Uğur Dündar da, aynı duyarlılığa sahip olmalı ki, çift şiş işi cicili bicili hırka, kazak ve zıbınlar üzerinden ayırımsızlığı,
İnsani hasletlerimizin arasına bir kez daha yerleştirdi...
İnsani hasletlerimizin arasında baş sırada yer alanın yardımlaşma olduğunu belirten Dündar, yardımlaşırken de ‘amanın haa’yı bastırırcasına ırk, din, iman, deri rengi, dilde şive ve lehçe farklılıklarından etkilenerek ‘sakın haa, ayırımcılığa kalkışmayın’ buyuruyor...
Reno Pazarı’da, ana mayasının OYAK gibi bir yardımlaşma hareketinden fışkırdığı için, katmerli duyarlılığının fokur fokur kaynadığı bir kaynaktır...
Uğur Dündar, bu kaynakta başörtüsü ayırımcılığının, Türklerin örf, adet, ahlak ve insani geleneğinde yerinin bulunmadığını, bulunamıyacağını bildiriyor...
Reno Pazarı’ndaki bu ayırımcılığın, çok çirkin kaçtığını, kaçacağını söylemek istiyor...
Faks: (0212) 632 83 06

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT