1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Rejimin Devrilmemiş Olması Suriye Halkının Suçu mu?
Rejimin Devrilmemiş Olması Suriye Halkının Suçu mu?

Rejimin Devrilmemiş Olması Suriye Halkının Suçu mu?

Rejimin henüz devrilmemiş olması Suriye halkının zaafı ya da suçu mudur? Bu mantığın sahipleri acaba Kerbela’da direnen Hz. Hüseyin’i mi suçluyorlar, Yezid’e biat etmesini mi öneriyorlar?

A+A-

Suriye İntifadasının 4. Yılı vesilesiyle Başakşehir M. Emin Saraç Kültür Merkezinde yapılan dayanışma gecesinde Rıdvan Kaya'nın yaptığı konuşma:

Suriye İntifadası 4. Yılında

Geriye baktığında Kamboçya’yı, Raunda’yı, Bosna’yı utançla hatırlayan, hatırlamak zorunda kalan dünyanın yarınlarda Suriye’yi de aynı utanç duygusuyla hatırlayacağı kesin görünüyor. Tüm yeryüzü vahşi bir diktatörlük rejiminin bir ülkeyi sistematik bir biçimde imha edişini boş gözler ve sözlerle seyrediyor. Suriye her geçen gün biraz daha insanlık adına bir ayıba dönüşüyor. Ve tüm bu zulüm ve pejmürdeliğe karşın Suriye halkı tam 3 yıldır direniyor.

Baas rejiminin acımasız bombardımanına paralel bir tarzda birileri Suriye halkı ve dostlarından hesap sormaya kalkıyor ve “Hani üç ayda devirecektiniz, neden isyan ettiniz?” diyor! Bu soru çok çarpık bir zihniyetin ürünüdür. Beşşar zalimini meşrulaştırmaya, haklılaştırmaya matuf bir yaklaşımın ürünüdür. Oysa arkasına büyük güçleri almış; mezhepçi temelde orduyu ve istihbaratı organize etmiş; yakarak, yıkarak, katlederek ayakta durmaya çalışan bir rejim var ortada. Tam burada düşünmek gerekmez mi, acaba bu rejimin henüz devrilmemiş olması Suriye halkının zaafı ya da suçu mudur?

Bu mantığın sahipleri acaba Kerbela’da direnen Hz. Hüseyin’i mi suçluyorlar, Yezid’e biat etmesini mi öneriyorlar? Mısır halkı da sonuçta rejimi deviremedi, aynı mantıkla Mısırlıları da suçlayacak mıyız? Direniş zararlıdır mı diyeceğiz? Ukrayna’da yaklaşık yüz kişi ölünce uluslararası tepkiler karşısında rejim çöktü. Yukarıdaki mantığa göre Ukrayna halkı, on binlerce şehit veren Suriye halkından daha güçlü iradeye mi sahip oluyor?

Doğru soru şu olmalı bunca imkânsızlığa, ödenen bedellerin ağırlığına rağmen bu halk nasıl direniyor? Hiç şüphesiz Suriye halkı bugüne kadar eğer yenilgiyi kabul edip geri çekilmiş olsaydı dahi yine kınanamazdı. Ama ne enteresandır ki, izzetle direnenleri, dimdik duranları birileri çıkıp kınayabiliyor?

Yine düşünmek lazım değil mi? Katliamda sınır tanımayarak ayakta durmaya çalışan bir vahşi rejimin geleceği olabilir mi? Tam 50 yıldır acımasız bir dikta rejimi bunca baskıya, katliama, yıkıma rağmen bu halkı sindirememiş olması bu rejimin bittiğinin en büyük delili olarak görülmelidir.

Suriye bazılarının iddia ettiği gibi tavır belirleyebilmek için hiç de karmaşık bir mesele değildir. Eğer insansak, zalimle mazlum arasında tarafsız olmamalıyız. Kanlı bir saltanat rejimine karşı özgürlük ve adalet talep eden insanlardan yana tavır almalıyız. Müslümansak zaten zulme ve tuğyana kıyam edip izzetle direnenlerle saf tutmak akidemizin gereğidir.

Kıyamın bedelini Suriye halkı ödüyor ama birileri münafıkça bir tutum içinde. Allah için canlarından geçen kardeşlerinin eylemlerini değersizleştirme çabasında adeta. Al-i İmran Suresi 156. Ayeti hatırlayalım. Rabbimiz cihad edenleri kınayanları şöyle kınıyor: “Ey iman edenler! Sizler sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için ‘yanımızda kalsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi’ diyen kâfirler gibi olmayın! Allah bunu onların kalplerine bir hasret olarak koydu. Allah yaşatır ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.”

İki husus netlik kazanmalı: Öncelikle her şeye rağmen, direnişin sürmesi başlı başına bir kazanımdır. Ümmet açısından ders çıkarmayı ve iftihar etmeyi gerektiren bir vesile olmuştur. Dolayısıyla rejimin düşüp düşmediğine değil, direnişin sürdürebilmesine odaklanmak gerekir.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum