1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Rejimi, Sünnîliğe Taraf ve Alevîliğe Karşı Zannetmek!
Rejimi, Sünnîliğe Taraf ve Alevîliğe Karşı Zannetmek!

Rejimi, Sünnîliğe Taraf ve Alevîliğe Karşı Zannetmek!

Hiç bir müslümanın kendisini müslüman olarak nitelemekten öteye bir başka isimlendirmeye itibar etmemesi gerekir. Çünkü, Kur’an’ın en net isimlendirmesi de böyledir.

A+A-

Selahaddin E. Çakırgil gündemi yorumluyor:

Taksim- Gezi Hadiseleri ve devamı mahiyetinde, Türkiye’de son 8-10 ayda meydana gelen sosyal karışıklıklar sırasında hayatını kaybedenlerin sayısı 10’u geçti.

Trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin bir günde ortalama 10’u bulduğu bir ülkede, 8-10 ay içinde ölenlerin sayısının 10 kadar olması kıyaslanacak olursa.. 

Konu fazla büyütülüyor denilemez mi?

Hele de, hergün onlarca, silahlı mücadelelerde, bombalamalarda, bombardımanlarda, hattâ yüzlerce insanın öldüğü Ortadoğu bölgesindeki durum ortadayken..

Ama, sosyal hadiselerin bu özelliği görülmelidir. Çünkü, o hadiselerin arkasında bir inanç, ideoloji, bir dünya görüşü ve o inanç veya ideolojilere gönül vermiş veya karşı olan büyük kitleler vardır ve bu yüzden, bu gibi durumlarda, meydana gelen karışıklık veya çatışmalar sırasında hayatını kaybeden her bir insanın cenazesi, bir bayrak haline getiriverilir. Hattâ, bazı sosyal hadiselerde, o hadiseleri yönlendirenler bir cenaze olsa bekleyişi içinde bile olurlar.

Bunu, 1980 öncesi anarşi yıllarından da biliriz.

Çünkü, sahiblenilebilecek bir cenaze ‘kazananlar’  hemen onun tâbutunu alır; İstanbul’un, Ankara’nın anacaddelerine çıkar, yüzlerce - binlerce insanın duygusunu sömürürlerdi. Ki, bazen örgüt içi hesablaşmalarda veya kaza kurşunuyla ölenlerin bile karşı tarafın üzerine atıldığı olurdu. (Bu gibi örnekler, o dönemlerin marksist öğrenci liderlerinden -sonraların gazetecisi- Hasan Cemal’in hâtırâtında da vardır.) 

Cenaze elde edenler, ne istedikleri veya istemediklerine dair taleblerini ve ideolojik sloganlarını bu yolla toplumda daha geniş kesimlere ve daha etkili şekilde sunmak imkânını bulurlar ve bu duruma içerleyen karşı tarafdan bazıları da, ‘Keşke bizim de bir cenazemiz olsa..’  bekleyişi içinde olurlardı. Hattâ, çatışmalarla ilgisi olmayan şekilde meydana gelen genç ölümleri bile, bir şekilde ideolojik bir kalıba sokulur ve topluma öyle sunulurdu.

Taksim- Gezi Hadiseleri sırasında ve sonrasında, İstanbul’da, gösterilere yetişmek için hızla araba kullanırken kaza geçirip vefat eden bir kişinin de hadiseler sırasında öldürülenler tablosuna eklendiğini hatırlayalım.

Bu arada, bu hadiseler sırasında çeşitli şehirlerde üç polis de hayatını kaybetti, ama, bu canlar, o karışıklıkları destekleyenler açısından aziz olmadığından, hattâ düşman bilindiğinden bir önem taşımıyordu.

*

Ancak, bu hadiseler sırasında ölenlerle ilgili olarak ortaya çıkan tablo ilginç, düşündürücü ve hattâ ürkütücü bir noktayı daha işaret ediyordu.

Bu, ölen sivillerin hepsinin de ‘alevî’ olmasıydı.. Bu da o cenazelerin ‘cemevi’ denilen mekanlardan kaldırılmasından daha bir net olarak anlaşılıyordu..

Bu nasıl böyle olabiliyordu?

Ölenler niçin hep alevî mezhebine mensub oluyorlardı.

Yazının Devamı…