1. YAZARLAR

  2. Selçuk Gültaşlı

  3. Rehn de "Fethullahçıymış"(!)
Selçuk Gültaşlı

Selçuk Gültaşlı

Yazarın Tüm Yazıları >

Rehn de "Fethullahçıymış"(!)

A+A-

"Finlandiya'da Fethullah Hoca'nın açtığı okullardan mezun oldu. Daha sonra Minnesota'da cemaatin bursuyla üniversiteye devam ve Oxford'da doktorasını ikmal ederken ışık evlerdeki sohbetlere katıldı, gizlice ihtida etti.

Genişleme komiseri olarak Zaman gazetesine sık sık haber oldu. Hatta Avrupa Parlamentosu'nda sergi açan ilk Türk gazetesi unvanını nasıl aldığı hâlâ şüpheler uyandıran gazetenin sergisine katılmakla kalmadı, orada Zaman'ın haberciliğini öven bir konuşma bile yaptı."

Rehn'in geçen haftaki üç açıklamasından sonra necip basınımızda böyle bir haber çıkmasını bekledim ama etiketleme/fişleme işlemlerinde son derece mahir ve "yaratıcı" basınımız beni hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye'nin daha yaşanabilir bir ülke olması için mücadele eden herkese yaftalar yakıştıran "bir kısım medyamız" Rehn'e henüz kulp takamadı. Allah'tan Finlandiya'da henüz Türk müteşebbislerin açtığı bir okul da bulunmuyor.

Rehn geçen hafta arka arkaya açıklamalar yaparak AK Parti'ye değil ama Türk demokrasisine sahip çıktı. Rehn ve ekibi, Anayasa Mahkemesi'ndeki davayı hemen hemen bütün medeni dünya gibi -bu ifadeleri kullanmamakla birlikte- "bir yargı darbesi", iddianameyi de ne meşru, ne hukuki ne de demokratik mücadele içinde kabul edilebilecek bir adli metin olarak telakki ediyor. Askerî darbe ile adlî darbe arasında muhakkak bir derece farkı görüyor ama tabiat farkı olduğunu düşünmüyor. Her iki neticede de halkın oyları ile seçilen iktidar gayri meşru, gayri ahlaki ve gayri hukuki yollardan alaşağı ediliyor.

Birkaç gün önce Avrupa Parlamentosu'nda konuşan Rehn'e Türk asıllı milletvekili Vural Öger'den tuhaf bir sual geldi. Öger, henüz neticelenmemiş bir davaya ilişkin Rehn'in açıklamalarının yargıya müdahale olup olmadığını sordu. Rehn'in nasıl bir karşılık verdiğine geleceğim ama ondan önce Öger'e kimin ne cevap verdiğini söylemem gerekiyor.

Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki seçimleri bir ay önce kaybeden Yannis Kasulides, Türkiye'de demokrasinin güçlenmesini istediklerini, Türkiye'nin AB'ye girmeye çalışan aday ülke olduğunu, pek tabii ki genişleme komiserinin bir aday ülkenin yargısına ilişkin her türlü yorumu yapabileceğini söyledi. Rum vekil, AK Parti'ye karşı açılan davanın siyasi bir partiye yönelik adli bir süreçten ziyade demokrasiye yönelik bir operasyon gibi algılandığını ima etti. Bilemiyorum, Kasulides de Fethullah Hoca'nın Rum Kesimi'nde açtığı okulların mezunu olabilir mi? (Kontrol ettim, henüz orada da okul yokmuş.)

Rehn, Öger'e Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Venedik Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin parti kapatmaya ilişkin kurallarının net olduğunu ve AK Parti'nin hiçbir şekilde bu kriterlere uymadığını söyledi. Komisyonun, AB içinde nasıl bir fonksiyon icra ettiğini vekillere hatırlatmak durumunda kalan Rehn, Avrupa antlaşmalarının bekçisi olarak müdahaleye yetkili olduğunu vurguladı. Namuslu bir Avrupalının söylemesi gerekenleri söylüyor Rehn bir haftadır yani "demokrasiyi hafife alır, darbecilik (askerî ya da adli) hastalığınızdan vazgeçmezseniz, AB'yi unutun" diyor.

Türkiye için kim iyi bir iş yapıyor, demokrasisini güçlendiriyor, dilini dünyaya yayıyor, darbecileri ifşa ediyorsa "Fethullahçılıkla" itham ediliyor. "Fethullahçılık" Türkiye'deki azgın ve gitgide azalan bir azınlık dışında ve onların sayesinde demokrasi mücadelesi veren bir akım olarak tanınıyor artık dünyada. Gülen'in Haziran 1994'te, yani ortada ne 28 Şubat ne de AB üyeliği varken "Demokrasiden geriye dönmek mümkün olmayacaktır." dediğini azalmaya mahkum azınlık bilmese de dünya öğreniyor.

Zaman gazetesi

YAZIYA YORUM KAT