1. YAZARLAR

  2. Merve Şebnem Oruç

  3. Rehinelerin kurtuluşu: Başka bir yol mümkün
Merve Şebnem Oruç

Merve Şebnem Oruç

Yazarın Tüm Yazıları >

Rehinelerin kurtuluşu: Başka bir yol mümkün

A+A-

Amerikan askeri Robert Bergdahl, 2009'da Afganistan'da Taliban tarafından kaçırılmıştı. Taliban Bergdahl'i bir esir takasında serbest bıraktı. Bergdahl'e karşılık ABD, Guantanamo'da tutulan beş Taliban üyesini geri vermeyi kabul etti. Takas, Amerikan, Katar ve Afganistan hükümetinin ortak çalışması ve Taliban'la arabuluculuk yapması sonucu gerçekleşti. 31 Mayıs 2014'te beş tutuklu Katar'a teslim edilirken Bergdahl 18 Taliban üyesi tarafından Pakistan sınırında görevlilere teslim edildi. Tabii bu takas ABD'de büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Amerikan Hükümeti'nin Bergdahl'in serbest kalmasına karşılık geri verilenler Cumhuriyetçilerin ağrına gitmişti.

Amerika'nın sağcılarına göre, Pentagon bu takasla kanunları çiğnemişti. Savunma Bakanlığı gerek Kongre'deki ilgili komiteleri bilgilendirmede gerek harp bütçesinden yaptığı bir milyon dolarlık harcamada kurallara uymamıştı. Onlara göre suçlu Obama'ydı. Bergdahl'i kurtarmak için nasıl Taliban'la müzakere edilebilir, nasıl karşılığında taviz verilebilirdi.

Avrupa'da da rehine olaylarında fidye ödenmesi en çok tartışılan konulardan biri. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın ev sahipliğinde yapılan uluslararası toplantıda da aynı konu gündeme geldi. Fransız Dışişleri Bakanı Laurent Fabius'a Fransa'nın terör örgütlerine fidye ödeyip ödemediği soruldu. Fabius bunu reddetse de ortaya çıkan deliller aksini söylüyor. Fransız medyasının uzun süre tartıştığı haberlere göre, 2010'da İslami Mağrip El Kaidesi tarafından Nijer'de kaçırılan dört Fransız için Fransa 34 milyon dolar ödemişti.

Bir başka örnek İtalya'dan: IŞİD'in kameralar önüne çıkarıp öldürdüğü son isim David Haines, İtalyan bir meslektaşıyla beraber kaçırılmıştı. İtalyan hükümetinin herhangi bir açıklama yapmamasına rağmen İtalyan gazetecinin IŞİD'e ödenen fidye karşılığı bir süre önce serbest kaldığı biliniyor.

Avrupa'da fidye ödenmesine en yoğun şekilde karşı çıkan ülkeyse muhafazakârların yönetimde olduğu İngiltere. Haines'in infazına rağmen İngiltere bu politikasından vazgeçmeyeceğini söylüyor.

Özetle Batı'da rehine meselesine yönelik eğilimler karar vericilerin politik eğilimlerine göre değişiyor. Demokratlar ve sola yakın duran yönetimler insan hayatını her şeyin üstünde tutup her türlü tavizi vermeye hazırlarken, Batı'nın muhafazakârları ve ırkçı eğilimleri olanlar buna şiddetle karşılar.

ABD'nin Steven Sotloff ve David Foley örneklerindeki tavrı, Bergdahl takasını tekrar gündeme getirdi. Foley'e karşılık 132 milyon dolar fidye istendiğinde kabul etmek şöyle dursun, FBI gazetecinin ailesini 'teröre destek verme' riski ile tehdit etmişti. Sonuç olarak Sotloff ve Foley göz göre göre ölüme gitti. Aileler ise Bergdahl için delinen kuralların kendi evlatları için neden delinmediğini sorguluyor. Dahası Orta Doğu'da görev yapan veya sık sık ziyaret eden pek çok Batılı sivil, kendi başlarına aynı durum geldiğinde devletlerinin kendilerini koruyacağı güvencesini hissetmediği için 'fidye yok' politikasına eleştiriler yağdırıyor.

Bu sırada bölgedeki mezhepçi katliamların kaynağına göz yumup mevcut durumun bir nedeni değil bir sonucu olan IŞİD'i bombalamak suretiyle gerçekten yok edebileceğini düşünen Batılı mantalite, rehinelere karşı da kaba kuvvetin çözüm olacağını düşünerek hareket ediyor ve ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf'in de 'Amerikalı rehineleri kurtarmak için hava ve kara birliklerini içeren kurtarma operasyonu düzenledik ama başaramadık' diyerek ortaya koyduğu gibi başarısızlığa uğruyor. Nitekim kendilerini fare Batı'yı dağ yerine koyup 'CIA, MI6 istemezse Orta Doğu'da kuş uçmaz' sanan yorumcu ve politikacılara garip gelse de, Batı'nın çözümlerine alternatif çözümler var ve Batı sonuç alamazken bunlar sonuç veriyor.

IŞİD'in 101 gün önce Musul Başkonsolosluğu'ndan kaçırdığı 46 personelin MİT tarafından gıpta edilecek bir operasyonla kurtarılması bunun en taze ve en başarılı örneği. Dün gün içinde medyaya yansıyan haberlere göre rehineler için fidye ödenmedi, bırakılmaları karşılığında herhangi bir şart kabul edilmedi ancak rehinelerin hayatını riske atacak bir askeri operasyon da düzenlenmedi. Rehineleri düne kadar 5-6 kez kurtarılma aşamasına geldi ancak bu girişimler bölgedeki savaş ortamının getirdiği riskler nedeniyle sonuca ulaşmadı.

Bugünkü sonuçta şüphesiz MİT'in bölgede kazandığı tecrübenin ve hükümetin ayrım yapmaksızın insani ve vicdani saiklerle yakınlık kurduğu aşiretler ve etnik gruplarla geliştirdiği işbirliğinin önemli bir rolü var.

Bir değil iki değil, daha önce serbest bırakılan 32 TIR şoförüyle birlikte toplam 78 Türkiye vatandaşının burnunun bile kanamadan kurtarılması, boş lafa karnı tok olup neticeye bakanlar için müthiş bir başarı demek. Son kertede insan hayatının kurtarılması için fidye, takas vb pek çok yönteme başvurulması gerektiğini düşünenlerdenim. Ancak bunun da ötesinde, ne fidye vermeyi ne de askeri operasyonu gerektiren ama insani diplomasinin getirdiği bölgede kurulan iyi ilişkiler neticesinde, kafa patlatıp emek harcamaya dayanan,, beş kere deneyip altıncıda başarılı sonuç almayı sağlayan bir yöntem var. Ve en büyük alkışı, içeriden ve dışarıdan gelen tüm baskılara rağmen yılmayan ve vazgeçmeyen, bu akıl, bu inanç ve bu çaba hak ediyor.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT