1. YAZARLAR

  2. Demiray Oral

  3. Referandum hastasıyız
Demiray Oral

Demiray Oral

Yazarın Tüm Yazıları >

Referandum hastasıyız

A+A-

Gına geldi yeminle.

Referandum vesilesiyle, haftalardır gazetelerin birinci sayfalarını kaplayan bir haber türünden.

“Ayşe Teyze ‘evet’ diyecek çünkü 12 Eylül döneminde yürüyen çamaşır makineleri nedeniyle çektiği acıları unutamıyor...”

Veya..

“Emekli Kâtip İsmet Bey ‘hayır’ diyeceğini açıkladı çünkü hükümetin amacının yargıyı ele geçirmek olduğunu söylüyor...”

Gazeteler her gün meşreplerine göre, bu tarz bir haber patlatıyor.

İnsan hikâyeleri üzerinden haber yapmak güzel iş, eyvallah.

İnsanların yaşadıklarına, çektikleri acılara, görüşlerine filan da saygım sonsuz ama ipin ucu kaçınca söylenenler anlamını yitiriyor.

Şu 12 eylül bir geçse de en azından kafayı takacağımız yeni bir gündem maddesi vesilesiyle psikopata bağlasak.

Son zamanlarda birçok evde olduğu gibi geçenlerde biz de gergin bir gece geçirdik kadim dostum Vatoz’ların evinde.

Mevzu elbette “evet-hayır” meselesiydi.

Vatoz televizyonda “hayır” cephesinden bir siyasetçinin konuşmasını dinlerken homur homur söylenince olanlar oldu.

Bizimle birlikte salonda oturan Vatoz’un büyükbabası (kendisi eski tüfek komünistlerdendir), bu homurtuya ateşle karşılık verdi.

Ve bize sıkı bir anti-evet kampanyası diskuru çekti. Dostum bunun üzerine, “Tamam da büyük baba ben ‘evet’i değil ‘Yetmez ama evet’i savunuyorum” demek gafletinde bulundu.

Büyükbabası dakikalarca, “Oy pusulasında öyle bir bölüm mü var? Mührü vurabiliyor musun ‘Yetmez ama evet’in üstüne sen onu söyle. ‘Evet’ oylarının oranı açıklandığında bunun şu kadarı ‘Yetmez ama evet’ diye açıklama olacak mı? Olmayacak! Diğer ‘Evet’ oylarıyla birlikte seninki de kaynayacak işte” kıvamında söylendi durdu.

Sonunda ikimiz de çareyi oradan kaçmakta bulduk.

Günlerdir resmen tek kişilik kampanya yürütüyor büyükbabası.

Kılıçdaroğlu’nun, “Tek kişi de olsa konuşurum” stratejisini çok önceden uygulamaya başladı.

Apartmanda başta kapıcı ve bahçıvan olmak üzere kimi yakalarsa hemen propaganda çalışmasına geçiyor.

Özellikle kapıcı her gün eve geldiği için muazzam bir baskı altında.

Sanırım çocuğun sol jargonla iyice beyni yıkandı.

Yakında aidatı ödemeyi geciktirince, kapıyı çalıp “Özeleştirini ver arkadaşım” filan derse şaşırmayacağım.

Büyükbabanın tek kişilik dev kampanyasıyla ilgili rivayet muhtelif.

Kimisi, fazla kaptırıp balkona çıkarak “kuşlama” yaptığını söylüyor.

Kimisi, bahçede otururken oraya gelen hangi site sakini varsa “Site içi anket yapıyorum” diyerek oylarının rengini sorduğunu.

Neyse ki memlekette “korku imparatorluğu” var da çoğu kişi tırsıp rengini belli etmiyormuş.

Çünkü o gün öğrendiği “evet-hayır” oylarını önceki günlerde öğrendiklerine ekleyip her akşam evde “Referandum anketinde son durum” açıklaması yapıyor.

Söz konusu olan büyükbaba ise tarafsızlık teferruattır şerhini koyarak son site içi anketinin sonuçlarını sizin için açıklıyorum:

Evet: Yüzde 52, Hayır: Yüzde 46, Kararsızlar: Yüzde 2.

Tek kişilik dev kampanyasını mahallenin kahvesinde, manavında, marketinde sürdürüyor.

Hatta geçen gün kendi ifadesiyle “kitle çalışması yapmak” için pide almaya fırına kendisi gitti.

Uzun pide kuyruğunda geçireceği dakikaların bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu söyledi.

Anlaşılan oy gününe kadar onun, “Referandumdan ‘evet’ çıkarsa vatan elden gider” ruh haline mahallece katlanacağız çarnaçar.

Aslında dostum Vatoz’un büyükbabasının vaziyeti çoğumuzun ruh halinin küçük bir kopyası.

İster o taraftan olun, ister ötekinden.

Sadece argümanlar değişiyor o kadar.

Belki büyükbaba kadar aktivist takılmıyoruz ama çoğumuz aynı hastalıklı ruh halinden mustaribiz bir süredir.

Bilmem kaç maddelik bir anayasa değişikliği gerçek içeriğinden başka her şeye dönüştü sonunda.

Gına geldi demiştim ya yazının en başında.

“Ayşe Teyze ‘evet’ oyu verecek çünkü...” haberlerinden değil yalnızca.

Aslında her mevzuda amip gibi bölünüp, sonra da sağır sultana dönüşme yeteneğimizden gına geldi.

Sizin oralarda vaziyet nasıl?

oraldem@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT