Refah Birinci Çıktı Diyanet İmama Kıydı

27.02.2013 03:17
Refah Birinci Çıktı Diyanet İmama Kıydı
Meclis 28 Şubat Alt Komisyonu Başkanı Yaşar Karayel, o dönem cuntanın Diyanet’i de kullandığını belirterek, “Din adamları meslekten atıldı” demişti.

Erol Metin / Yeni Akit

TBMM 28 Şubat Alt Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, o dönem cuntanın her kurumu kullandığı gibi Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da kendi amaçları doğrultusunda çalıştırdığını aktararak, “Dindarlara kendi elleriyle yaptırılan işler ortaya çıktı. Din adamları meslekten atıldı. Maaş kesme, kınama ve benzeri cezalar verildi” demişti. 28 Şubat sürecinde imamlık yapan Yusuf Dursun’un başına gelenler Karayel’i doğruluyor. Hizbullah üyeliğiyle suçlanan Dursun, mahkemenin beraat kararına ve lehteki ifadelere rağmen Diyanet tarafından görevinden atılmış.

Mahkeme Akladı Diyanet Attı

Dursun’un hikayesi, Ağrı’nın Eleşkirt ilçesine bağlı Yeşilova (Çürük) köyüne atanmasıyla başlıyor. 95 seçimlerinde köyde en çok oyu Refah Partisi’nin almasıyla Dursun hedef tahtasına oturtuluyor. Dursun, seçim sonucundan sonra yavaş yavaş “Hizbullahçı” damgası yemeye başlıyor. Eleşkirt merkeze gelen Dursun, burada da halkla iç içe olmayı sürdürüyor. Terör olaylarından dolayı köylerini terk edip Eleşkirt’e taşınan vatandaşların durumundan haberdar olan Dursun, cemaatin yardımıyla yoksul aileler için büyük bir yardım kampanyası başlatıyor. Bu kampanyadan dolayı Eleşkirt Kaymakamı, kendisine takdir belgesi veriyor. Tayini Düzce Gümüşova Yeşilyayla köyü imamlığına çıkan Dursun, 2000 yılında jandarma tarafından burada “Hizbullah terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla gözaltına alınıyor. Dursun, tutuklanıp cezaevine konulurken, mahkeme kararını beklemeyen Diyanet, Başmüfettiş’in yazısını dikkate alıp Dursun’u meslekten atıyor. Diyanet Başmüfettişi, cemaatinin Dursun için seferber olup ilgili yerlere ifade vermelerini bile görmezden geliyor. Bir süre sonra Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi, Dursun’u suçsuz bulup beraat kararı veriyor. Buna rağmen Diyanet, yine kendisini geri göreve almıyor.

“Anlayışlarına Hizmet Etmiyordum”

Halkla sıkı bir diyalog içinde olmasının birilerini rahatsız ettiğini ve bu yüzden “Hizbullahçıdır” yaftasını yediğini anlatan Dursun, “Faal biriydim. Namaz memurluğu yapan bir imam değildim. Sosyal problemlere eğiliyordum. Cemaatin bana büyük bir teveccühü vardı. Halkın sorununu kendi sorunum olarak görüyordum. O dönem imamlar sosyal sorumluluk almaktan çekiniyordu. Dolayısıyla tek kalıyordum. Çalışmalarım art niyetli insanlar tarafından Hizbullahçılık olarak değerlendiriliyordu. Yüzlerce öğrenciye Kur’an öğrettim. Gençleri terörden uzak tutmaya çalışıyordum. Bu faaliyetlerim bazılarının siyasi anlayışına hizmet etmiyordu. Rahatsızlık duyuyorlardı” dedi.

“Ailemle Zor Günler Geçirdim”

Görev yaptığı her yerde yaptığı hizmetlerden dolayı kamu kurum ve kuruluşlarından takdir ve teşekkür belgesi aldığını kaydeden Yusuf Dursun, tutuklanmadan 3 ay önce de müftülüğün kendisine teşekkür belgesi verdiğini dile getirerek, “Hırsızlık yapmadım, terör suçu işlemedim. Sadece imamlık vazifemi hakkıyla yerine getirmeye çalıştım. Mağdur edildim. Görevden alındığımda zor günler geçirdim. İş bulamadım. Ailemle aç kaldım. Bunları hak etmedim. Bugün yine görevde olsam aynı hizmetleri yine yapacağım. İnançlı biriyim. İnsanların sorunlarına duyarsız kalacak değilim. Bunu yapmak suç mu?” diye konuştu.

“Diyanet’in Gerekçesi Ne?”

Diyanet’in iç tüzüğündeki 98/b maddesine konulan hüküm nedeniyle tekrar göreve dönemediğini belirten Dursun, haklarının iade edilmesini isteyerek, şöyle konuştu: “Cezaevindeyken Diyanet müfettişleri ifademi almaya geldi. Her şeyi olduğu gibi anlattım. Ama yine de bildiklerini okudular. Mahkeme bile hakkımdaki suçlamaları değerlendirmeye almamış ve beni beraat ettirmişken, Diyanet hangi gerekçeyle beni 98/b maddesi kapsamına alarak görevden alıyor onu da anlamış değilim. 657 Sayılı Kanuna tabi olan ve aynı dosya kapsamında benimle birlikte yargılanan diğer kurumlardaki memurlar, beraat ettikten sonra görevlerine geri döndüler. Ama ben açıkta kaldım. Bu kararın ne hukukla ne de vicdanla bağdaşır bir yanı yok.”

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim