Ramazanda Bunları Tekrar Hatırlayalım

05.06.2016 17:45

Faruk Beşer

Ramazanlar, cumalar ve bayramlar ümmetin içtima anlarıdır. Böyle münasebetlerle ümmet, kavimler üstü birlik ve beraberliğini yeniden hatırlar. Onun için, hata ihtimaline rağmen önemli olan aynı günde oruca başlamak, aynı günde bayram etmektir diyoruz.

Orucun bütün dinlerde bulunduğunu bize Kuranıkerim haber veriyor. Bu onun din için vazgeçilmez bir esas olduğunu da gösterir.

Orucun asıl amacı takvadır. Takva korunma demektir. Allah'ın emir ve yasaklarına riayet ederek kulun kendisini cehennemden koruması takvadır. Allah, 'oruç size, takvalı olasınız diye farz kılındı' buyurur. O halde oruç sadece Allah'a saygı olarak, sadece O emrettiği için, yani sadece O'nun için tutulur. Bununla birlikte biz biliyoruz ki, Allah'ın bize emrettiği ibadetlerin dünyaya bakan faydaları da vardır, ama ibadetler bunlar için yapılmaz. Bunlar adeta yanında bir adet bedava verilen peşin faydalardır.

Ama 'takvalı olasınız/korunasınız' ifadesi daha dünyada iken bile bazı kötülüklerden korunmayı da ifade eder. Bu ayda daha çok vermeyi öğrenirsek her şeyden önce nefsimizin cimriliğinden korunmuş oluruz. Sünnet ölçüleriyle yemeyi öğrenirsek hastalıklardan korunmuş oluruz. Orucumuzun sevabını yiyip bitirdiğini öğrenirsek gıybetten korunmuş oluruz. Böylece toplumumuzdaki bireyler birbirlerini kötü tanımaktan, hasetten fesattan, kısaca ahlaki rezilliklerden korunmuş olurlar. Bu korunmalar da takvadır, korunmadır.

Bu sebeple Ramazan orucu için, kulun bir bakıma fabrika ayarlarına geri dönmesidir diyebiliriz. Çünkü sene boyunca yememizde, içmemizde, ibadetlerimizde, kardeşlerimizle olan ilişkilerimizde anayoldan çıkmış ve ahlakımızı, yani Allah'ın bizi yarattığı ve görmek istediği hali değiştirmiş olabiliriz. Bilinçli bir oruç bizi tekrar, olmamız gereken yere getirir.

Oruç sayesinde sabır ibadetini tekrar hatırlarız. Oruç zaten başlı başına bir sabırdır. Böyle uzun ve sıcak günlerde oruç tutabilen bir insan sabrın büyüğünü yapmış demektir. Kalanını artık kolay başarır. Sadece biraz bilgiye, biraz kararlılığa, biraz iman takviyesine ihtiyacı vardır o kadar.

Sigarayı bırakmayı da burada söz konusu edebiliriz. Oruç böyle bir musibetten kurtulabilmenin vesilesi kılınabilir. Çünkü kişi sabahtan akşama kadar sigara içmeyebiliyorsa, akşamdan sabaha kadar da içmeyebilir.

Tuttuğumuz oruçların en büyük birinci âfeti, orucu sadece Allah için tutmayı beceremeyişimiz, yani niyetimizi saf ve halis kılamayışımız ise, ikincisi de yeme düzenimizi müslümanlaştıramayışımızdır. Çok yeme, çok çeşitli yeme, bilinçsiz ve sağlıksız yeme orucun afetlerindendir. Bu zor işi başarmak için de biraz bilgiye, biraz kararlılığa ve pek çok da duaya ihtiyacımız vardır. Bu aynı zamanda bir kültür meselesi olduğu için de toplumsal bir afettir ve izalesi için karşılıklı teşvike ve yardımlaşmaya ihtiyaç vardır. Az yemek yapanlar değil, çok yapanlar kınanmalıdır. Yani moda tabirle bu bozuk trend değişmelidir.

Herkesin bildiği, ama ne anlama geldiğini çok az düşündüğümüz bir gerçektir ki, Allah Ramazanın büyüklüğünü anlatırken, 'Ramazan ki, onda Kuranıkerim indirilmiştir' buyurur. Demek ki, Ramazan büyüklüğünü Kuranıkerim'den almaktadır. Bunun için Ramazan sebebiyle dikkatlerimiz tekrar ona çekilir. Tam da yaz kurslarının başladığı bu günlerde öncelikle evlerimizi bir mektep haline getirebiliriz. Çeşitli bahanelerle Kuranıkerim'i orijinalinden okuyamamak Allah'a karşı bir ayıp sayılmaz mı? Sonra anlamaya, sonra da anladığını uygulamaya çalışmak. Resulüllah Efendimiz 'sizin hayırlınız Kuranıkerim'i öğrenen ve öğretenlerinizdir' buyururken kastettiği şey, onun sadece okunması olabilir mi? Onun kastı, tıpkı sahabe efendilerimizin yaptığı gibi, nasıl uygulandığını öğrenip bunu fiilen göstermek değil midir?

Son bir husus: Mademki, Kadir Gecesi yüzde doksan dokuz onda dokuz Ramazandadır ve mademki, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve onda yapılacak dualar makbuldür. O halde, bu fakir bendeniz öyle inanıyorum ki, Ramazan boyunca her gece yapılan hayır bir dua asla geri çevrilmez. Yeter ki, bilinçli ve candan yapılsın, yeter ki, duamız birey olarak kendimizin, ya da ümmetin hayrına olan bir talep olsun. Yine Ramazandan söz eden ayetlerin sonunda Allah'ın şöyle buyurması çok anlamlı değil midir? “Kullarım sana beni sorarlarsa bilsinler ki, ben çok yakınım, dua ettiğinde kulumun duasına icabet ederim. O halde onlar da benim söylediklerime icabet etsinler, bana iman eksinler ki, doğruyu bulabilsinler”. Bu ifade aynı zamanda yeniden iman etmemizi de salık verir gibidir. Duaların kabulü de biraz buna bağlıdır.

Ramazanınız mübarek feyizli olsun.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim