Ramazan’da Bile Bağlanamayan Şeytanlar

30.06.2014 19:05
Ramazan’da Bile Bağlanamayan Şeytanlar
İran merkezli olarak üretilen “türbeleri koruma ve Kudüs’ü özgürleştirme” propagandası her türlü cinayet, katliam, işkence, tehcir ve işbirliğini meşrulaştırmak üzere sürdürülen siyaset bir Acem-Fars diplomasi siyasetidir.

 KENAN ALPAY'ın yorumu: 

Âlemlerin Rabbine hamdolsun, şükürler olsun ki rahmet ve mağfiret ayı olarak bildirilen Ramazan’a kavuştuk. Oruç ve namazla, infak ve duayla takvaya erişmemiz ve salihler zümresine dâhil olmamız için lütfedilen mübarek Ramazan’ın yudum yudum içmeye başladık.

Küfür ve şirkten, günah ve zulümlerden arınıp hayra, marufa ve ıslaha yönelmemiz için, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in rotasını çizdiği hidayet temelli bir hayat için yine ve yeni bir fırsatın işte içindeyiz. Peki, Hz. Muhammed (a)’ın Buhari ve Müslim’den rivayet olunan şu hadisi şerifi bugüne nasıl tekabül ediyor acaba: “Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurularak bağlanır. Cehennemin kapıları kapatılır, hiçbir kapısı açılmaz. Cennet kapıları ise sonuna kadar açılır, hiçbirisi kapalı tutulmaz.”

Zalimlerin Ortak Paydası: Maliki

Saddam Hüseyin’in 30 yıllık kanlı despotizminin ardından ABD ve müttefiklerinin işgaliyle tam bir harabeye çevrilen, ardından İran ve ABD tarafından tahkim edilen Maliki rejimi marifetiyle tam bir cehenneme çevrilen Irak’ta ramazan ayı sizce nasıl idrak ediliyordur?

Mesela Irak’ta anne ve babalar evlatlarıyla, komşu ve akrabalarıyla huzur içerisinde iftar sofrasına oturabiliyor mudur acaba? Çocuklar, gençler yarış edercesine bir heyecanla teravih için camilere, mescitlere akın edebiliyor mudur? Yoksa Irak yine Saddam döneminde olduğu gibi, ABD işgali sırasında olduğu gibi Maliki rejimi döneminde de kanla boğulmuş acılardan başını kaldıramadığı bir zulüm ikliminden bunlara hiç fırsat bulamıyor mudur?

Irak’tan gelen haberler bütün bir kamuoyunu IŞİD tehdidine karşı teyakkuz hatta seferberlik halinde olmaya teşvik ediyor. IŞİD’in kampları bombalanabilir, militanları öldürülebilir veya hapsedilebilirse hem Irak’a hem de Suriye’ye çoktan barış gelecekmiş! Bu hususta sevindirici olduğu ihsas edilen haberler de yok değil. Sadece Maliki rejimi değil İran da büyük bir diplomatik efor harcayarak ABD’nin yanı sıra Rusya’yı da IŞİD sorununu halletmek üzere sürece dahil etmiş.

BBC Arapça’ya konuşan Maliki ABD Başkanı Obama gibi Rusya Devlet Başkanı Putin’in de desteğini aldıkları ‘müjde’sini verirken Irak semalarında ABD’nin İHA’ları çoktan uçmaya başlamış, Rusya’dan alınan Sukhoi savaş uçakları envantere kaydedilmişti bile. ABD’li 300 savaş uzmanı Bağdat’a inmiş, Rusya ve Belarus’tan milyarlarca dolar ödenerek alınan savaş helikopterleri, füze savunma sistemlerinin teslimatına peyderpey başlanmıştı. Zaten çoktan beridir Irak’ın güneyindeki Basra Körfezi’nde de ABD’ye ait uçak gemileri güvenliği arttırmak ve muhtemel bir saldırıya destek vermek amacıyla hazır tutuluyordu.

Sünni eyalet ve kasabalarda başlayan ayaklanmayı bastırmak için Esed rejimine bağlı hava kuvvetleri Kaim gibi şehirleri vuruyor, İran ise General Kasım Süleymani komutasındaki Kudüs Ordusu’yla ‘kutsal türbeleri’ korumak bahanesiyle Suriye’den sonra Irak’ta da esaslı bir siyasi ve askeri nüfuz alanı kuruyordu. Ayetullah Sistani başta olmak üzere hemen bütün Şii ‘ulema’ gibi İran da bu işgale ve işgal sonrası oluşturulan mezhepçi despotizme ortak oluyordu.

Yazının Devamı...

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim