Ramazan ve Kur'ân

14.06.2016 12:34

Hayrettin Karaman

 

Kur'ân-ı Kerim'in Ramazan Ayı’nda ve Kadir Gecesi'nde indirildiğini biliyoruz. Bu mübarek kitabın tamamı bir günde gelmediğine, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) peygamberlik hayatı boyunca yaklaşık yirmi üç senede tamamlandığına göre, Kadir Gecesi'nde gelmesini “gelmeye, vahyedilmeye başlaması” şeklinde anlamamız gerekecektir.

Allah Teâlâ Kur'ân'ın gelmeye başladığı geceyi “mübarek bir gece” olarak nitelemektedir. Mübarek, “kutlu, bereketli, insana maddî ve manevî imkânlar bahşeden, fırsatlar sunan” demektir. Kur'ân'ın böyle bir gecede inmeye başlaması hem o gecenin ve onu ihtivâ eden Ramazan Ayı’nın hem de Kur'ân'ın önem ve değerini açıkça ortaya koymaktadır. Değerli ödüller önemli günlerde verilir; Kur'ân Allah'ın, kullarına en büyük lûtfu, eşsiz nimetidir ve bu ödül Rahmet Peygamberi aracılığı ile ümmetine Ramazan Ayı’nda verilmiştir.

Kur'ân'ın Ramazan Ayı’nda gelmiş olması ve her Ramazan gecesi Cebrail'in Hz. Peygamber'e (s.a.v.) gelerek Kur'ân'ı müzakere etmeleri, karşılıklı birbirlerine okumaları güzel bir geleneğin de kaynağı olmuştur; bu geleneğe “mukâbele” denilmektedir. Şimdilerde uygulaması azalan bu gelenek yerleşim bölgesinin büyük câmîlerinde icrâ edilirdi. Daha çok sabah ve ikindi namazından önce ve sonra belli sayıda hafız, en kuvvetli bir hafız başkanın yönetiminde halkalanır, sırayla belli miktarda ezbere Kur'ân okurlar, cemâat de ya Kur'ân'a bakarak veya bakmadan bu okumayı takip eder, dinlerdi. Hali vakti müsait olan bazı aileler de evlerinde mukâbele okuturlar, konu komşu toplanarak bunu dinlerdi.

Yavuz Sultan Selim zamanında hilâfetle beraber mukaddes emanetler de Osmanlı'ya intikâl edince içlerinde Yavuz'un da bulunduğu kırk kadar hafız, Hırka-i Saâdet Dairesi'nde Kur'ân hatmine başlamışlar ve bu hatim -ki bu da bir nevi mukâbeledir- devletin hayatı boyunca devam etmiştir.

Oruç aynı zamanda bir irâde terbiyesi, Kur'ân da ilâhî emrin alındığı yer, bulunduğu kaynaktır; emri alıp güçlü bir irâde ile uygulamanın ödülü ise iki cihanda saâdettir.

Elbette Kur'ân müminin başucu kitabıdır, o bir düzgün hayat, makbûl kulluk kılavuzudur, bu sebeple her zaman okunmalıdır, fakat Ramazan'la olan sıkı ilişkisi sebebiyle bu ayda daha ziyade okunmalı, dinlenmeli; Ramazan rûhaniyetinin bahşettiği ilhamlı bir zihin ve gönül ile üzerinde düşünülmelidir.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim