1. YAZARLAR

  2. D. Mehmet Doğan

  3. Ramazan saadeti...
D. Mehmet Doğan

D. Mehmet Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan saadeti...

A+A-

Ne günlere geldik... Bir zamanlar, daha Ramazan yaklaşırken, irtica haberleri gazetelerimizi kaplamaya başlardı. Sonra her Ramazan’da oruç vukuatları olur/icad edilir, kahraman Türk basını bunları Ramazaniyelik olarak allar pullar, oruç tutmanın zararları, dindarların fenalıkları hanesine yazardı. Oruçluların oruç tutmayanlara saldırısı eksenli “oruç terörü” lafı bile icad edilmişti! Elbette oruç karşıtı “bilimsel” açıklamalar da yapılırdı! Bunları Kenan Evren gibi askerî rütbesi olanlar yaptığı gibi, her türlü doktorluk rütbesi taşıyanlar da yapardı...

Bu sene, şu ana kadar, böyle haberlerle karşılaşmadık. Artık oruçlular, oruçsuzlara saldırmadığından mı, yoksa böyle haberlerin iş yapmadığından mı, bilemiyoruz!..
Tam Ramazan’ın vukuatsız geçeceğini düşünürken, gerçek bir Ramazan vukuatı haberi bütün gazetelere yansıdı. Hem de oruçlularla oruçlular arasında!
Saadet Partisi’nin İstanbul iftarındaki vukuat gerçekten önemsenmeli. Ama bu habere yer veren basının baktığı açıdan değil. Din adına siyaset yapmak iddiasında olanlar, dindarlıkla siyaseti birlikte götürmek mevkiinde olanlar açısından...
Husumet Ramazan’la bağdaşır mı? Şiddet Ramazan’la imtizaç eder mi? Kavganın Ramazan’la arası nasıldır? Bu sorular şüphesiz abes!..
Oruçlu olmanın esas mânâsı, yemeden içmeden kesilmek midir?
Bazı diyetçiler, oruçlulardan daha fazlasını yapıyorlar! Günlerce hiçbir şey yiyip içmeyenler var!
Oruç ayının adı neden “Ramazan”dır? İşte yorumlardan biri: Ramazan kelimesi, yazın tozunu toprağını güz öncesinde yağarak temizleyen yağmur olan ‘ramda’dan gelir...
Ramazan bir yağmur, bir rahmet. Nefsimizin kötülüklerini silip süpüren, bizi yıkayan, arındıran bereketli bir yağış. Rahmet ayının rahmeti bu kadar gün geçti, oruçluları kuşatmadıysa, tuttukları oruç olabilir mi?.. Kur’an-ı Kerim bize Ramazan ayında bağışlandı, hiç olmazsa bu ayda onu okuyup anlamaya çalışan var mı? Yoksa bazıları yemeden içmeden kesilip, kin ve husumet sergilemek için iftarı mı bekliyor?
Oruç susmaktır! Sesini yükseltecek yerde sükût etmektir!
Oruç, kötü bir şeyi yapmaktan kendini men etmektir!
Oruç, husumetten nefsi alıkoymaktır!
Oruç değil oruçlulara, oruçsuzlara, hatta mahlukata karşı şiddetten uzak durmaktır!
“Sizden evvelkilere yazıldığı gibi, size de oruç yazıldı... Ta ki korunasınız!”
Oruç “cehennem ateşinden koruyan kalkan” değil midir?
Oruç mükellefi her türle şehvetten, bu arada siyaset şehvetinden, iktidar şehvetinden alıkoymalı!
Kötü söz söylemeyen oruçludur. Kendisine sataşanlara iki defa “Ben oruçluyum” deyip uymayan oruçludur. Boşu boşuna aç kalan değil!
Güya oruç tuttun, amma nefsini yücelttin, iktidar şehvetini artırdın. Bu tuttuğun oruç değil!
Saadet kongresi sırasında yazmıştık, “Siyasetle saadet” olur mu diye.
1970’lerde MSP hareketi başlarken Nureddin Topçu’nun yazdığı “İslâm’ı sömüren siyaset” yazısına atıfta bulunmuştuk. Dinin siyaset için araç kılınması, Topçu için kabul edilemezdi. İslâm dâvâsı siyasetle değil, bilgiyle, ruh terbiyesiyle, eğitimle ve kültürle güçlenebilirdi...
1970’lerin Selâmet siyaseti kurumlaştı, dal budak saldı. İktidara ortak oldu, hatta iktidar oldu... Bu mevzular üzerinde hâlâ yeterince kafa yoran yok!
Senin derdin İslâmiyet değil, siyaset!
Git siyaseti hangi partide yaparsan yap. Ama Müslümanlık taslayarak yapma!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT