Ramazan onarımı

03.09.2008 10:21

Nihal Bengisu Karaca

Eski Ramazanlar denilir, her Ramazan'da bu klişenin davulunu dövmeye azmedenler çıkar, ama, dikkat buyurduğunuzda göreceğiniz üzere, gerçekte, bir 60-70 sene öncesine oranla çok daha güzel geliyor Ramazan.

'Güzel'den kastım görkemi değil, sofrası, cümbüşü, alayişi değil. Güzelden kastım giderek daha dolu gelmesi, getirdiğine olan sevgimizin, özlemimizin azalmaması, giderek artması. Yanlış anlaşılmasın, daha iyi Müslümanlar olduk, İslam'ı daha iyi yaşıyoruz da, Ramazan'ın hakkını vermeye ilişkin idrakimiz arttı gibi bir şey söylemiyorum. Kimse adına konuşmak istemem, ama kendimi kemalat seyrinde yıldan yıla mesafe kat edebilmiş bir mü'min gibi görmüyorum. Ama gerek kendimde, gerekse çevremde hissettiğim bir şey var: İyi ki varsın Ramazan, duygusu. Ya bu yıl gelmeyiverseydin, naapardık, nasıl ortada kalırdık duygusu.

 

Ramazan, hiç seğirtmeden, her yıl geliyor. Onu karşılama şekillerimiz değişiyor; mürailiğin dozu kaçıyor, yetimi ve yoksulu her zamankinden daha fazla gözetmemiz gerekirken işi eğlenceye döküyor, kibarlığından ses edemeyen Ramazan'ı gücendiriyoruz. Ama değiştiriyor bizi; çabalarımızdaki taklit, yerini hakikate bırakmak, pes etmek zorunda kalıyor; ihlasın bir anlık parıldaması bile kırabiliyor nefsin gururunu, bir bakıyorsun el yükseltiyor merhamet... Bunları hissedebildik diye, hemence iyi insanlar olmuyoruz belki, ama 'iyi' bir insanın ne olması gerektiğine ilişkin her şeyi yeniden hatırlıyoruz.

 

Ramazan ve orucun, onunla pek alakadar olmayan insanlarda bile tuhaf bir mutluluğa neden olduğunun farkında mısınız? Mütedeyyin insanlar için bu mutluluk ilk elden onun anlamıyla ilintili, rahmet kapılarının bütün bir ay açık olmasıyla. Bir arınma, bağışlanma imkanı, zor bir ibadeti yerine getirmekten kaynaklanan gönenç gibi türlü türlü manayı içkin. Ancak ilginç bir şey daha var. Ramazan'ın sadece oruç tutan ya da kalben müsterih inançlı kişiler üzerinde değil; dinden diyanetten hazzetmeyenler, İslam denilince yüzü bir hoş olanlar, başörtüsü denilince anasına küfretmiş gibi yapanlar, kadın dövenler, kul hakkına otobandan girenler ya da kul hakkına girmiş oldukları anlaşılmasın diye yolları çevirenler, malzemeden çalanlar ve hatta kamuoyunda 'it' 'puşt' diye nitelendirilenler ile bu tıynette olup da henüz bunu bilmeyenler üzerinde de değişen derecelerde bir gücü, bir kavrama, hüzünlendirme ve sersemletme etkisi var.

 

Çünkü ibadetin kolektif icrasının kolektif şuurda işaret ettiği bir yer var. Çünkü gerçekte, cami önüne bırakıldığını ve evlat edinildiğini sonradan öğrenen çocuklar gibiyiz.

 

Güven duygusu tarumar.

 

Hemen herkesin, imsak vakti verdiği bir sözü, akşama kadar tutabilen bir organizmanın parçası olmaya ihtiyacı var. Yaptığı bir tercihin sonuçlarına bu kadarcık bile olsa katılabilen ve katlanabilen, eylemlerinin anlamını kavrayabilen ve sorumluluğunu alabilen bir insanlığın hâlâ hayatta olduğuna inanma arzusu içindeyiz.

 

'İnsanlara yaklaştıkça insanlığa olan sevgim azalıyor' demişti Karamazof Kardeşler'in kahramanı. Bize acı çektiren, güven duygumuzu alaşağı eden, maddi ve manevi yatırımlarımızı boşa çıkartan, hoşgörümüzü hunharca kullanan, zulmeden ve zulmünü tamir edeceği yerde dönüp tekrar zulmeden bu insanlığın yine de ve hiç değilse bir sözünü tutabiliyor oluşunu, bir sözünün altını doldurabiliyor oluşunu görmeye ihtiyacımız var. O insanlığı her şeye rağmen sevmeye ihtiyacımız var. Ondan ümidi kesmeme gibi bir borcumuz var.

 

En anlamlı karşılaşmaların en şaşırtıcı dönekliklerle kardeş olduğu, en sağlam konsensusların akşamdan sabaha bozulduğu, 24 saat içinde çözülemeyecek hiçbir mutabakatın kalmadığı bir dönemde sahurdan iftara kadar sürebilen bir yiğitliğe, evet, ihtiyacımız var.

 

İnsanlara sabahtan akşama aç ve susuz kalmalarını emreden Allah, kendi sözüne riayet edenleri 'Rahim' sıfatıyla onurlandıracağını vaat ederken, 'Rahman' sıfatıyla kendi yolunda olan olmayan/ inanan-inanmayan, iyi kötü herkese rahmet ediyor; insanlığın insanlığa 'güven duyabilme' potansiyelini tamir ve tadil ediyor. Bir 'nun'un hatırına, insanlığı insanlıktan soğutmuş olanlar da nasipleniyor bu onarımdan. Bir gün gelmeyiversen, bu insanlık naapar, hiç bilemiyorum Ramazan.

 

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim