Ramazan denince

27.08.2009 01:48

Ahmet Kurucan

"Ramazan denince akla yeme-içme ve israf gelir" diyor birisi ve bu tesbitini rakamlar vererek gıda malzemelerini tüketme miktarı ile ispatlamaya çalışıyor. Ardından bunu fırsat bilen tüccarların ekonominin altın kuralı arz-talep dengesine bağlı olarak gıda madde fiyatlarını artırdığını nazara veriyor.

Buraya kadar bir ölçüde gerçek ve makul sayılabilecek bir tesbit bu. Ama ardından ideolojik yaklaşımının yönlendirmesiyle, bütün Müslümanları içine alan heptenci ve toptancı bir mantık ile, genellemeci hatta hakarete varan bir dil kullanarak yolsuzluklardan hileye, yoksulu sömürmeden haklının değil güçlünün yanında yer almaya, dilencilikten yandaşını kayırmaya uzanan birçok olumsuzluğu Müslümanlara hatta İslam'a mal ediyor.

Önce ilk tesbitten başlayalım. Ramazan denince bizim kültürümüzde çoklarının aklına her zamankinden daha farklı iftar sofraları ile oyun ve eğlence gelir. Doğru mu? Kültürel bağlamda doğru; ama bu doğru, dinden, dinin aslı kaynaklarından onay alıyor mu diyecek olursanız, cevap çok net: Hayır. Efendimiz (sas) döneminde -ki dinin, dinî kuralların hem tebliğinin hem de bizzat yaşanmak suretiyle temsilinin yapıldığı dönemdir- hakikaten bugün bizim yaşadığımız örneği aynıyla göstermek zordur. Bu zaviyeden bakınca israfa uzanan bir yeme-içme kültürümüz, alışkanlıklarımız, örf ve âdetimiz vardır denebilir. Ama dikkat edin, bu dinden ziyade size-bize raci olan, kökeni nereye kadar uzanırsa uzansın son tahlilde içinde insan unsurunun, yorumunun, yer aldığı bir hadisedir ve bu, zamanla tarih içinde kökleşmiş bir gelenek halini almıştır. Bu geleneği bugünün insanının sırtına yükleyip "suçlu sensin" demek en basit anlatımla insafsızlıktır.

Bu yanlışı müdafaa adına değil ama bir başka gerçeğe de dikkat çekelim; aynı türden bir israf Ramazan ile uzaktan-yakından alakası olmayan kesimlerde yok mu? İğne-çuvaldız hikâyesini hatırlatmak isterim sözün burasında. Müslümanlara yeme-içme bağlamındaki Ramazan kültüründen hareketle hakaretler savuran insanların, kendi hayatlarına mesela bir tatil geleneklerine ya da alışveriş âdetlerine bu gözle baksalar farklı bir manzarayla karşılaşacaklarına ihtimal vermiyorum. Burada spesifik örnekler verip, genellemeler yapıp, hakaretvari cümleler kullanmıyorum; çünkü aynı yanlışın içine düşmek istemiyorum.

Tenkidin ikinci kısmına gelince; Müslümanlara mal edilen o olumsuzluklar, aslında Müslüman olsun-olmasın, insanın söz konusu olduğu her yerde ve her zaman var olagelen kadim sorunlarımızdır bizim. Yandaşını kayırmaktan maddi kazanç uğruna hile yapmaya, dilencilikten haklının değil güçlünün yanında yer almaya, Kur'an ve sünnetin neresinde delil bulabiliriz ki? Aksine bunları yasaklayan yüzlerce emir vardır dinde. Buna rağmen sözü edilen menfiliklerin bazı Müslümanların hayatlarında yer aldığı inkâr kabul etmez bir gerçek. Bu ise dine değil, insana ait bir hatadır. Onun için yukarıda din ayrımı gözetmeksizin kadim sorunumuzdur dedik. Bunları bir Müslüman'ın yapıyor olması, onu haklı çıkarmaz. Aksine o Müslüman'ın sahip olduğu imanın derecesini, imanın mahiyetinde var olan yaptırım gücünün seviyesini gösterir.

Aslında ben bütün bu kil ü kali bir kenara bırakıp şu iki soruyu soralım istiyorum: Bilhassa Ramazan'da -şu tenkitlere vesile teşkil eden- israfı terk edip, onun yerine tıpkı Hz. Peygamber (sas) döneminde olduğu gibi Ramazan'ın merkezine sadece ibadeti oturtamaz mıyız? Elbette yapabiliriz. Ama bunun için önce zihniyetlerin değişmesi gerekir. Zihniyet değişimi ise sabahtan akşama olmaz. Bu bir. İkincisi; bu sürece sadece inananlar değil, oruç tutmamak, namaz kılmamakla beraber Ramazan'a ticari gözle bakan, onu bir fırsat aralığı bilen insanların da katkıda bulunması lazım. Daha açık bir ifadeyle; Müslüman inancı üzerinden ticareti terk etmeleri gerekir. TV ekranlarında birbirleriyle rekabet edercesine girdikleri Ramazan eğlencesi programları yerine inananlara Efendimiz dönemi Ramazan ruhunu verecek programlar yapmalılar sözgelimi. Yapabilirler mi dersiniz?

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim