Ramazan

26.08.2009 15:39

Joost Lagendijk

Son günlerde bütün Hollanda gazetelerinde Ramazan vardı. Başyazılar Ramazan’dan söz etti, ağırbaşlı köşeyazarları ona dair görüş beyan etti. Tarık Ramazan’dı söz konusu olan.

Tarık Ramazan Mısır kökenli, İsviçre doğumlu bir akademisyen. Dünya çapındaki en etkili Müslüman entelektüellerden biri ve Oxford Üniversitesi’nde Çağdaş İslam Araştırmaları Profesörü. Avrupa’daki birçok genç Müslüman’ın hayranlığını kazanan Ramazan, hem İslam’ın hem de modernitenin savunucusu olarak başarılı bir örnek. Bir medya yıldızı, karizmatik ve güçlü bir münakaşacı. Ayrıca en başından beri tartışma yaratan bir şahsiyet.

Bilhassa Fransa’da siyasi yelpazenin sağında ve solunda yer alan birçok isim, birkaç yıl önce yayımlanan ve çok ses getiren bir kitaptan dolayı ona güvenmiyor. Yazar Caroline Fourest, kitabında Ramazan’ın dindar İslamcı takipçilerine söylediği ile Batılı dinleyicilerine söylediğinin birbirinden tamamen farklı olduğunu iddia ediyor, onu tebdil-i kıyafet halindeki bir köktendinci olarak sunuyordu.

Peki bu adam Hollanda’daki başsayfaları neden şimdi kaplıyor? 2006’da Ramazan’a, Müslüman azınlıkların entegrasyonu konusunda Rotterdam Belediyesi’nde danışmanlık teklif edildi. Ayrıca Hollanda’nın önemli üniversitelerinden biri olan Erasmus Üniversitesi’nde de Vatandaşlık ve Kimlik üzerine misafir profesör olarak ders vermeye başladı. Geçen haftaysa her iki görevine de son verildi. Resmi gerekçe, Ramazan’ın İran destekli uydu kanalı Press TV’de bir talk-show sunmasıydı. Bu işi nedeniyle İran rejimini dolaylı olarak desteklemekle suçlandı. İranlı yetkililerin cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hileli sonucuna karşı sokaklara dökülen protestoculara uyguladığı bütün o şiddetin ardından ölümcül bir günahtı bu. Ramazan ise bütün bu yaşananlardan dolayı oldukça öfkeli ve Hollanda makamlarını ülkede son yıllarda yükselişte olan İslamofobi’ye teslim olmakla suçluyor.

Benin bu konudaki duygularım ise biraz karışık. Bir grup lafını sakınmayan sağcı ve solcu köşeyazarının Ramazan’ın Rotterdam’a gelişine başından beri karşı çıktığı doğru.  Bugüne kadar yazılarında Ramazan’ın nabza göre şerbet verdiğine dair bildik suçlamalardan dem vurdular. Yerel ve ulusal düzeydeki popülist siyasetçiler onu, derin güvensizlik duydukları, bazen nefret ettikleri bir dinin popüler, dolayısıyla da tehlikeli bir temsilcisi olarak hedef aldılar. Hepsi Ramazan’dan kurtulmak için bir bahane arıyordu ve Press TV’de yaptığı proglamla da o bahaneyi bulmuş oldular. Erasmus Üniversitesi’ndeki birçok meslektaşı, bunun Ramazan’ın üniversiteden kovulması için asla bir gerekçe olmaması gerektiğini söylüyor, ki bence de öyle. Oxford Üniversitesi örneğine bakalım. Ramazan oradaki çalışmalarına devam edecek, çünkü Britanya’da ifade özgürlüğü kişisel beğenilerin veya fikirlerin önünde geliyor.

Öte yandan, Rotterdam Belediyesi’nin Ramazan’dan beklentisi ise şehirde  büyüyen Müslüman toplumu ile İslam’ı ve Müslümanları anlamayan ya da onlara güvenmeyen geniş yerel nüfus arasında bir nevi köprü kurucu işlevini üstlenmesiydi. Ancak yaşanan bu olaylardan sonra yani Ramazan bizzat böylesine tartışmalı hale gelmişken bunu yapmayı nasıl sürdürebilir? Ramazan’ın, Müslümanlar arasında son derece popülerken, köprünün diğer tarafındakilerce kuzu postunda kurt olarak görülmesi gerçeği karşısında ne yapılabilir? Bütün bu soru işaretlerinden dolayı belediyenin de başka seçeneği kalmadı ve Ramazan’ı görevden almak zorunda kaldı.

Ramazan’a dair bütün tartışma, Avrupa’nın geniş kesimlerindeki daha geniş çaplı bir fenomenin parçası. Popülist siyasetçiler için İslam ve Müslüman korkusu, seçimleri kazanmak için en başarılı şekilde suiistimal edilecek bir konu haline geldi. Entelektüeller katındaki ayrım çizgisi ise, gerçek Müslümanların asla tam demokrat olamayacağına bütün ruhuyla inananlarla buna kuvvetle karşı çıkanlar arasında. Ramazan tartışılmaya devam edecek, çünkü ona göre en muhafazakâr Müslümanların bile farklı fikirlere saygı duyabilmesi ve demokrasinin kurallarını kabul etmesi gerekiyor. İstanbul’da Ramazan’ı davet edip İslam ve modernite üzerine konuşmasını sağlayabilecek bir üniversite yok mudur acaba?

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim