1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Rahle İlim ve İrfan Derneği’nde Endülüs Müslümanları Konuşuldu
Rahle İlim ve İrfan Derneği’nde Endülüs Müslümanları Konuşuldu

Rahle İlim ve İrfan Derneği’nde Endülüs Müslümanları Konuşuldu

Kahramanmaraş Rahle İlim ve İrfan Derneği’nin haftalık programları kapsamında her cuma günü dernek binasında düzenlenen  “Cuma Buluşmaları” söyleşilerinin bu haftaki konuğu  Kahramanmaraş Özgür-Der Temsilcisi Celal Kurşun’du.

A+A-

Kahramanmaraş Rahle İlim ve İrfan Derneği’nin haftalık programları kapsamında her cuma günü dernek binasında düzenlenen  “Cuma Buluşmaları” söyleşilerinin bu haftaki konuğu  Kahramanmaraş Özgür-Der Temsilcisi Celal Kurşun’du.

Celal Kurşun özetle şunlardan bahsetti:

Endülüs coğrafyası Emevi Halifesi Velid bin Abdulmelik döneminde Miladi 8. Yüzyıl’da İslam topraklarına dahil edilmiştir. Endülüs deyince ilk olarak aklımıza Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nusayr gibi isimler gelmektedir. Endülüs, İslam medeniyetinin mihenk taşlarındandır. O dönemde Müslümanların tüm insanlara hakkı ve sabrı tavsiye etmek ilkesi ve kaygısıyla ulaştıkları coğrafyalardan bir tanesidir Endülüs.

Endülüs, İslam Medeniyetine ve tüm insanlığa birçok değer katmıştır. Endülüs’ün İslami ilimler başta olmak üzere tıp, matematik, astronomi, coğrafya, denizcilik, şehircilik, güzel sanatlar gibi birçok konuda tarihe damgasını vurmuş ve bu konularda İbn Rüşt, İbn Hazm, Ziryab gibi birçok ilim/sanat/bilim insanları yetiştirdiğine şahit olmaktayız.

Genel anlamda başarıların temelinde Kur'an-ı Kerim’in temel değerleri doğrultusunda Şuraya dayalı sıkı bir çalışma yatmaktadır. Böyle dönemlerde hızlı bir ilerleme ve büyüme yaşanmış öncü bir medeniyet olan Endülüs, ihtilaf ve ayrılıkların ortaya çıkıp saltanat belasının karabulut şeklinde çöktüğü dönemlerde ise liyakatin terkedildiği ve buna bağlı olarak çöküşün kaçınılmaz olduğu bir kulvara girmiştir.

Endülüs Emevi İslam Devleti’nin yıkılış sürecine de konuşmasında değinen Celal Kurşun, Ortodoks ve Katolik Hristiyanların birlik olup büyük bir Müslüman kıyımı gerçekleştirdikleri o günlerin acısını yüreğinde derinlemesine hissettiğini belirtti.  O toprakları ziyareti esnasında İslam Medeniyeti’ nin geriye kalan izlerini görünce bu hüznün ve ıstırabın dahada katlandığını belirten konuşmacı, Cordoba’nın (Kurtuba) sokaklarında hala o günlerin acı hatıralarının yankılandığına değindi. Avrupa tarihinin en aydınlık yüzü olan ve Müslümanların kurduğu bu medeniyet, insanlık tarihine hoş bir seda olarak gök kubbe altında ömrünü tamamlamış ve gitmiştir. Şimdi Müslümanlara düşen o günlerin olumlu ve olumsuz yönlerini inceleyip ibret almak ve yarınlara sağlam adımlar atmaktır.

2-109.jpg3-074.jpg

Haber ve Fotoğraf: Muhammed Faruk Zengin

HABERE YORUM KAT

3 Yorum