1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. GENEL

  4. Radyo, Bir Müzik Kutusu Değildir!
Radyo, Bir Müzik Kutusu Değildir!

Radyo, Bir Müzik Kutusu Değildir!

Islahhaber’den Ahmet Maruf Demir, radyoları ele alan ve Diyarbakır’dan yayın yapan Radyo Selam üzerinden neler yapılabileceğini ele alıyor.

A+A-

Radyo, Bir Müzik Kutusu Değildir!
Ahmet Maruf Demir / Islahhaber

Uzun zamandır klasörümde duran bir başlık; Radyo, Bir “Müzik Kutusu” değildir!.. Kutuların birçok tamlaması malumunuzdur. Bunlardan en öne çıkanı bazı zamanlar birinciliği ‘sürpriz hediye kutusu’na kaptırsa da uçaklarda bulunan kara kutudur. Kara kutu; uçaklarda kokpit bölümünde bulunan ve uçuş sırasında ters giden bir şeyler olmuşsa eğer daha sonra konunun uzmanı yetkililer tarafından açılıp dinlenilen cihazın adı malumunuz. Yani çok arızi durumlar oluşmayıncaya kadar -Rabbimizden de oluşmamasını dileriz- gereksinim duyulmayan ses kayıt aleti de denilebilir.

Böyle bir giriş ile yazımıza başlamamızın sebebine gelince; uzun yıllar insanların iletişim araçları içinde en fazla kullandıkları radyonun artık eski popülaritesini kaybetmesidir. Ve işin maalesef en üzücü tarafının ise radyonun konuşulduğu ve gündeme geldiği ortamlarda, “Daha çok arabamda seyir halindeyken hoşuma giden bir müzik varsa dinliyorum.” denildiği ve bununla ilişkilendirilen “Müzik Kutusu” tanımlaması/vazifesi olarak görülmesidir. Başta da ifade ettiğimiz gibi nasıl ki uçaklarda Kara Kutu’ya en önemli noktalarda başvuruluyorsa, “Müzik Kutusu”na ise tam tersi olarak; en basit durumlarda, olağan hayatın seyri içerisinde, şahısların ‘yalnız olmadıklarını’ hatırlatan bir nesne muamelesi olarak bakılıyor artık! Özelikle son 5-6 yılda, iletişim teknolojisinde gerçekleşen büyük gelişmelerle, neredeyse hayatımızın vazgeçilmesi olan TV’nin çekiciliği, Internet’in yaşam akışı içerisinde sağladığı katkıların yanı sıra sanal medya veya sosyal paylaşım sitelerinin kişisel tatmin unsurları olarak görülmesi ve ayrıca bu etkenlerin çok fonksiyonlu telefonların icadıyla her an ve mekanda yanımızda olmaları insanlık tarihi boyunca makine alanında ilk iletişim aracı olarak bildiğimiz radyoyu hayatımızdan epey bir soyutlaştırdı.

“İletişim Çağı” mı yoksa “teknolojik felaket” mi başlığı altında son olarak 6 - 18 yaş aralığındaki 4.306 öğrenciyle birebir görüşülerek bir rapor hazırlandı. Bu rapora göre öğrencilerin yüzde 40'ının kendi televizyonu, yüzde 73'ünün bilgisayar/tableti, yüzde 63'ünün de Internet erişimi bulunuyormuş.

Öğrenciler cep telefonuna günde ortalama 2 saat 39 dakika, televizyona 1 saat 55 dakika, internete 1 saat 48 dakika, bilgisayar/tablete (Internet dışında) 1 saat 34 dakika, kitap, gazete, dergi (ders kitabı dışında) okumaya 1 saat 32 dakika, radyo dinlemeye 58 dakika zaman ayırıyorlarmış.

Gündelik hayatın seyri içerisinde, çalışan ebeveynlere nispeten öğrencilerin okul mefhumu dışında radyoya karşı olan talepleri diğer iletişim araçları içerisinde son sıradayken yetişkinlerin ilgisini ne kadar çekeceğini varın siz tahmin edin.

Peki, bütün suç sadece dinleyicilerin mi?

Elbette Hayır! Genel anlamda İslami radyolarda kendi düşünsel dünyasının titreşimlerini medya aracılığı ile duyurabilmek adına Radyo frekansları satın alıp sabah akşam aynı hocaefendilerin bant kayıtlarını dinletmek… Bir cemaat içerisinde yetişmiş olan sanatçıların veya müzik gruplarının eserlerinden başka diğer camianın müzik adamına/grubuna ses hakkı tanınmaması… Neredeyse tüm İslami radyoların yerel frekansın dışına çıkamaması veya çıkmak istememesi… Müslüman Sunucuların/DJ’lerin yine neredeyse tamamının gönüllülük esası üzerine program yapmaları/yaptırılmaları vb. durumlar Müslüman dinleyiciye karşı bir handikap olarak geri dönen nedenler.

Şunu da söylemek gerekir ki; bu saydıklarımız, dinleyici profiline göre görecelik arz eden nedenlerdir. Kastettiğim ise genel anlamda radyoların gerilemesi özellikle İslami radyoların ne yazık ki Müslümanlar arasında sahiplenilmemesine neden olan problemlerdir.

Peki, dinleyici ile radyo arasındaki bu soğukluk nasıl aşılır? Buna İslami yerel bir radyoda sunuculuğunu da yapmış olduğum Ezber Bozan Programı örneğini vermek istiyorum. Lakin hemen belirtmem gerekir ki; vereceğim örneği, okuyucunun şahsım üzerinden değil de sunmuş olduğum program üzerinden değerlendirmesi, ukalalık yaptığım düşüncesine düşmeden Allah’ın inayetiyle Radyo ve Radyo Programları hakkında daha sağlıklı sonuçlar çıkarmamıza vesile olacaktır inşaAllah.

Ezber Bozan

31 Aralık akşamına kadar önünde konuştuğumuz mikrofon durursa, ses nefesten çıkarsa ve ruh bedende bulunursa iki yılını dolduracak bir programın adıdır Ezber Bozan.

Sesimizin ulaştığı ve ulaştırıldığı; zaman ve mekan ayrımının yapılamadığı; yer ve yön belirtirken yer ve yön faşizmine kapılmadığı; yerellik mi yoksa evrensellik mi gibi absürd bir sorunun hezeyanına düşülmediği; zerreden küreden, afaktan enfüse her yere her yöne herkese ama herkese selam göndermektir Ezber Bozan.

Malik Bin Nebi’den Ali Şeriati’ye, Seyyid Kutup’tan Malcolm X’e, Mevdudi’den Şeyh Said’e… Halepçe’den Patani’ye, Moro’dan Amman’a, Bağdat’tan Arakan’a, Tahran’dan Bosna’ya kadar uzanan Ümmetin Sesidir Ezber Bozan.

Kimi zaman dinleyicisinin buzdan Ezber Bozan yazdığı, kimi zaman da sıcak yüzlü parasını infak ettirmektir Ezber Bozan.

Ezber Bozan, Güneşli havalarda med-cezir oluyor bazen; hafif poyrazlı… Bazen de gecelerden nem kapıyor ağır duygusal…

Ama en önemlisi de dinleyiciyi salt dinleyici olmaktan çıkartıp stüdyoyu evlere, evleri ise meydanlara taşırmaktır Ezber Bozan’ın asıl gayesi!

Ezber Bozan, tek bir şahsa münhasır olmayan; interaktif, değişken, katılımcı, çoğulcu, eleştirel, özeleştirel, dinleyenin kendisinden bir şeyler kattığı; konuşanın bir kişi olmadığı, düşünenin bir kişi olmadığı, konuyu bir kişinin belirlemediği herkesçi bir program. Samimi, dinamik, enerjik, ritmik ve alerjik… Bağımlılık değil bağışıklık kazandırandır bir program.

Kitap Kurdu olmak yerine KİTAB’A kurban olan program… Ezber Bozan bu iki yıllık serüveninde ya bir projeye önayaklık etti ya da farklı projelere önayak olanlara destek oldu. Ama altında imzası olan en büyük, en kapsamlı ve en bereketli projesi ise #BizdeVarızProjesi oldu. Bu yazının kaleme alınmasının tek nedeni de buydu aslında. Bu bir yardım çağrısıydı ilkin. Bir dost muhabbetini kırk fincan acı kahveye tercih edenler buyursun dedik; çayın yanındaki kesme şekeri kıtlama ile eritenler, kırk satır mı yoksa kırk katır mı anaforuna kırk hadis ile çözüm sunanlar, sınırları zorlayıp lakin itidalliği de elden bırakmamaya gayret gösterenler de buyurdular. Ve aşağıda fotoğraflar ile destekleyeceğimiz ve bu fotoğrafların altlarında notlar düşerek yazacağımız #BizdeVarız Projesi ortaya çıktı.

#BizdeVarız

Ezber Bozan'ın aracı olduğu ve heyecanlandığı iyilik kervanları projelerine #BizdeVarız! diyenlerimiz hamdolsun çoğalıyor!

ezber_bozan-1.jpg

1-Dinleyenlerimizin gidip bizzat yerinde tespit ettiği ihtiyaç sahibi evlerden bir görüntü

Bu projemizde kısaca şunları yapıyoruz: Çevremizde, Caddemizde, Mahallemizde, Sokağımızda, Binamızda... (ırk, dil, renk ayrımı yapmadan, sosyal esirgeme kurumları, kadın sığınma evleri, huzurevleri vb. dahil) Mazlumlarımıza kol kanat olmaya çalışıyoruz. Bunun için bizleri birbirlerine yakın yerlerden dinleyen, arkadaş olan dinleyicilerimizi örgütleyip onların o mazlumları ziyaret etmesini sağlıyor; fakirlerimizin var olan problemlerini güçleri yetiyorsa kendilerinin, yetmiyorsa bize canlı yayında hem ihtiyaç listelerini hem de ihtiyaç sahibi olan kardeşimizin iletişim bilgilerini vererek 'iyilik kervanına' katılmak isteyen dinleyicilerimizin bizzat kendilerinin ihtiyaç sahibi olan şahsın ziyaretine yönlendiriyor veya hayırda yarışmak isteyen dinleyicimiz bizi arayıp benim yerime şu iyiliğimi o kardeşime ulaştırın dedikten sonra en yakın birimimiz aracılığıyla o iyiliği ihtiyaç sahibine yönlendiriyoruz!

ezber_bozan-2.jpg

2- Yine o evlerden birinin mutfağı

Bu projemiz kısa zamanda çok ses getirdi hamdolsun. Dinleyici, dinleyicinin arkadaşları, akrabaları Diyarbakır yerelinde bulunan okullar, üniversite öğrencileri hemen her gruptan/sınıftan kardeşimiz bu organizasyona destek oldu. Organizasyon tecrübesizliğimizi ise Islah Hareketi ve Yardımlaşma Derneği kapattı. Son olarak #BizdeVarız Projesi, yapmış olduğumuz istişareler sonuncunda yine bu dernek altında bulunan Fakir Ailelere Yardım Komisyonuna bağlanarak çalışmasını sürdürmesine karar kıldık. Bu projemizde kısaca şunları yapıyoruz: Çevremizde, Caddemizde, Mahallemizde, Sokağımızda, Binamızda... (ırk, dil, renk ayrımı yapmadan, sosyal esirgeme kurumları, kadın sığınma evleri, huzurevleri vb. dahil) Mazlumlarımıza kol kanat olmaya çalışıyoruz. 

ezber_bozan-3.jpg

3- Toplanılan malzemelerden bir bölüm

Birbirlerine yakın yerlerden dinleyen, arkadaş olan dinleyicilerimiz örgütlenip, mazlumları ziyaret ediyorlar. Fakirlerimizin var olan problemlerini güçleri yetiyorsa kendilerinin, yetmiyorsa bize canlı yayında hem ihtiyaç listelerini hem de ihtiyaç sahibi olan kardeşimizin iletişim bilgilerini vererek 'iyilik kervanına' katılmak isteyen dinleyicilerimizi ihtiyaç sahibi olan şahsın ziyaretine yönlendirmemizi istiyorlar.

ezber_bozan-4.jpgezber_bozan-5.jpg

4- Bu projenin sessiz kahramanları. Gençlerimiz; bayan ve erkek genç daha neredeyse lise düzeyinde olan kardeşlerimizin yoğun ilgisi bayan ve erkek grupları ikiye ayırdık. Bayan kardeşlerimiz işin mutfak kısmıyla ilgileniyorlar. İhtiyaç listelerine ve ailelere göre gıda, giyim, temizlik ve ısınma gereksinimlerin alımı, poşetlemesi ve tasnifini yapıyorlar. Erkek kardeşlerimiz de belirlenen günde yükleme ve dağıtım işini omuzluyorlar.

ezber_bozan-6.jpg

ezber_bozan-7.jpg

5-Bu projeye katkı sunan kardeşlerimizin aynı zamanda kurban adaklarını da hem kestirmemizi hem de fakir ailelere dağıtmamızı istiyorlar. Son kestiğimiz kurbanlarımız ile ikişer-üçer kiloluk olmak üzere tam 62 aileye ulaştık.

ezber_bozan-8.jpg

Kardeşlerimizin bizlere ulaştırdığı ve para yardımıyla aldığımız gıda malzemelerini tespit ettiğimiz 60 aileye ulaştırdık. Çok sert bastıran soğuk havadan dolayı ihtiyaç sahipleri ısrarla bataniye istiyorlardı. Biz de üşüdük ama bizim üşümemiz birkaç saatti. Onlara ise battaniye veya ısıtıcılar ulaşmasa günlerce üşüyecekler!

ezber_bozan-9_3.jpg

6-İyilik kervanları projelerine #BizdeVarız! diyenlerimiz hamdolsun çoğalıyor! Özgür-Der, Islah Hareketi, Radyo Selam ve tabi ki sessiz ve görüntüsüz kahramanlarımızın infakları...

Müslümanların katkılarıyla yayın hayatına başlayan bu türden iletişim araçlarını kendi rızasını kazanabilme imkanına çevirdiği için Rabbimize sonsuz hamd ve şükürler olsun. Yazımızın başlığı da olan “Radyo, Bir Müzik Kutusu Değildir!” de vurgulamak istediğimizin pratiğe indirgenmiş hali budur. Yazımızın ilk iki bölümü son bölümde söylemek istediklerimiz için oluşturulmuş birkaç bilgi ve aforizmadan ibarettir. Ezber Bozan her zaman, mikrofonun sesini yükseltmeden önce Allah’a kendisini dinleyenlere karşı dillerindeki bağını çözmesini, işlerini kolaylaştırmasını ve üzerine sabır yağdırması için niyaz eder. Bu yazının da sahibi her yazısının bitiminde cümlelerin yüreklerde yer edinmesi için iki rekat namaz kılar. Özellikle yasının son bölümünde fakirlerimiz ile alakalı cümlelerimiz lütfen yüreğinizde yer edinsin.

Lütfen!

Umarım mesele anlaşılmıştır.

HABERE YORUM KAT