Radikal demokrasi ile makul adamlar

30.07.2008 05:55

Ali Bayramoğlu

Dil sürçmeleri dikkat çeker… Önceki gece CNN'ndeki bir tartışma programında "orta yaşlı bir gazeteci" genç meslektaşına son terör eyleminin failleri konusunda itiraz ederken, "lafı hep Ergenekon'a getiriyorsunuz, herşeyden devleti sorumlusu kılıyorsunuz" mealinde sözler sarfediyordu..

Eskiler bu durumlarda "Allah söyletiyor" tabirini kullanırlar…

Değil mi ki bu konularda en çok malumat sahibi kişilerden birisiydi orta yaşlı gazeteci…

Ankara'yı çok yakından bilen, "gazeteci ile bürokrat ya da siyasetçi kırması" Ankara temsilcilerinin önde gelenlerinden birisiydi…

2003 ve 2004 yıllarında olup bitenleri yakından bilirdi, örneğin…

Son zamanlarda çarpıcı işler de yapmıştı. Askerlerin düşüncelerini, paşaların fikirlerini en çok ondan öğrenir hale gelmiştik, emekli Genelkurmay Başkanları beyanat vermek için bile onu aradıklarını biliyorduk.

Bu Ankara temsilcisi, o programda elbette "Ergenekon devlettir ya da devlet Ergenekon'dur" demek istememiştir, hatta muhtemelen böyle de düşünmüyor ya da düşünmek istemiyordur…

Ama şu bilinç altı yok mu?

Korkuların, endişelerin, zihniyet kodlarının at koşturduğu o bilinç altı…

Temsilci bu sözleri sarfederken gri hücrelerinden gelen sinyaller muhtemelen Ergenekon'la değil, devletle ilgiliydi.

Bildiği, tasavvur ettiği devlet, bilinç altından fırlayıvermişti muhtemelen…

Bu fırlama durumu aslında ülkedeki hakim siyasi kültür hakim gazetecilik anlayışını ifade eder.

Bu anlayış ise hemen her koşulda devleti doğrulamayı, olup bitenleri devlet gözlüğüyle okumayı ifade eder.

Anlayışın ve devletin müritlerinin skalası geniştir:

"Devlete çalışmak"tan "kendini devlet yerine koyma"ya, "devleti sahiplenmek"ten "devleti insana rağmen her cihazla kollama"ya kadar uzanır. Bu skalada toplum, birey hemen hiç yer almaz, aynı skaladaki millet ise zaten devletin suretidir.

Ergenekon gibi karanlıklar gün ışığına çıkınca, bu müritlerin durumu da ibretlik olur…

Nitekim oluyor…

Karşımıza sadece bu tür dil sürçmeleriyle, demokrasi gömleği giymiş otoriter söylemlerle gelmiyorlar…

Sorun çözmeden uzlaşma, sıkıntı karşısında makul olma gibi "üstün kast" vari önerilerle değişim ve sorgulama sürecini dindirmeye çalışıyorlar.

Özkökgiller'in yaptığı gibi koşulsuz ve tavizsiz demokratları "faşist" ilan ediyorlar.

Krizin uzlaşmayla aşılacağını, ancak bu uzlaşmanın "aşırı demokrasi talep edenler"le ya da "demokrasiyi aşırı talep edenler"le yapılamayacağını söylüyorlar.

Uzlaşma onlar için kendileriyle benzerleri arasında, örneğin yukarıdaki Ankara temsilcisi Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök, Abdüllatif Şener, Cemil Çiçek gibiler ya da zihniyetleri arasında yapılacak bir anlaşmayı ifade ediyor…

Anlaşma, uzlaşma dedikleri ya da zayıflayan uzlaşma sandıkları mevcut yapıyı olduğu gibi koruyacak, askeri ihya edecek, siyasetçiyi sistem, asker ve verili ideolojik düzen karşısında makul davranışlara itecek bir kriz dindirme hamlesidir…

Bu ülke değiştiyse, değişiyorsa ve değişecekse, makul, vasat, azla yetinen, sistemle uyumlu, vesayetçiliğe medyun bir tutumla değil, mücadelelerle, olamaz denilenleri hayal edebilmeyle, bu yönde adım atmakla değişti, değişiyor ve değişecek…

Bu ülke 2002-2006'da somutlaşan değişim dalgalarını 20 yılda, bu tür krizler ve tavırlar sonunda, demokrasi bağrışlarıyla üretebildi.

Sivilleşme adımları, MGK gizli yönetmeliğinin ilgası o makul adamların itirazlarına rağmen yapılabildiği, keskin adımlar atılabildiği için değişti…

Bilin ki darbecilerle uzlaşılmaz…

Bilin ki demokrasi ancak radikalse demokrasidir..

Siz siz olun demokrasi ve hukuk parolanız oldukça radikallikten asla sapmayın…

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim