Rabbanî ve Afganistan’ı Tanımak Için...

10.10.2011 04:51
Rabbanî ve Afganistan’ı Tanımak Için...
Selahaddin E. Çakırgil abimiz Burhaneddin Rabbani özelinden Afganistan değerlendirmesine devam ediyor.

Rabbanî ve Afganistan’ı yakından tanımak için.. –IV

Burada anlatılanlar, Üstad Burhaneddin Rabbanî’nin ’öldürülmesi’ni vesile edinerek, Afganistan’da verilen İslamî mücadelelerin nasıl olup da sonunda cihad teşkilatları arasında kanlı bir boğuşmaya dönüştüğünü anlama çabasını da yansıtmayı hedeflemektedir..  Ki, böylece belki bugünlerin izahı da biraz daha kolaylaşabilir..

Bunun için de, bu ülkenin jeo-politik ve sosyal atmosferinden bir nebze söz etmek gerekmektedir..

Burada İslamî kimlikleri ile bilinen kimseler özellikle hedef alınıyor veya korunuyor değildirler.. Kimseye husûmet de sergileniyor değil..

Belki onların bulunduğu şartlarda bulunsak, bizler de aynı tavırları ve hattâ daha fazlasını sergileyebiliriz..

Ayrıca unutmayalım ki, Allah tarafından özel olarak korunduklarına inanılanlarla çocuklar dışında, kimse hatasız, günahsız olarak nitelenemez..

Açıktır ki, bu satırların sahibi de tesbitlerinde, gözlemlerinde, değerlendirmelerinde birçok hatalar yapabilir..

Ama, birileri, bir hata dolayısiyle değil de, kendi muhabbet besledikleri kimselere onların istediği şekilde yaklaşılmadığını görünce feveran ediyorlar; hatta ölçüsüz ve edeb sınırlarını bile zorlayan sözde fikrî yorumlar ve eleştiriler yazdıklarını sananlar görülüyor.. Bu gibilere cevab vermeye gerek olmadığı açıktır..

Burada yorum yazan veya e-mail adresime mesaj gönderen bazıları da, benim‚ kendileri gibi düşünmediğim için, başladığını ilan ettikleri -ne demekse- ’küresel cihad’dan, habersiz ve nasibsiz olduğumu iddia ederek beni suçluyorlar.. Bazı yakışıksız iddia ve ithamlarda bulunanların çoğu müstear isimlerin arkasına sığınıyorlar..

Bu satırların sahibi, kimliğiyle ortadadır ve şahid olduklarımdan bazılarını ve müslümanların geleceğinde ibret olabileceği ümidiyle, yazıya döküyor ve amma, bütün yaşadıklarımı yazıya dökmek gibi ve merakları tahrik edecek bir tavır sergilemekten kaçınıyorum.. Yûnus Emre’nin deyimiyle, ’Yoğise, eydeyidum (söylerdim) nice ayruksu (başka) haber..’

Ancak, bir önceki yazıya yorum yazan bir okuyucunun, ’Rabbanî'nin karunî servetinden ve İran'ın onu Hikmetyar ve sonra da Tâlibân'a karşı açıkça desteklediğinden bahsedecek mi?’ şeklindeki cümlesine değinmek gerekiyor.. Çünkü, bu, vebali gerektiren ağır bir bühtan olabilir.. Hele de Âhiret inancı taşıdıkları için müslümanlar, bu gibi ithamlardan daha bir korkmalıdırlar..

Bu gibi yakıştırmalar hemen bütün siyasetçiler için daima dile getirilir.. Ben bu gibi iddialardan uzak durmaya daima çaba harcarım..  Böyle bir ithama mâruz kalan Rabbanî ise, artık bu dünyada değil.. O zaman bu gibi iddialar gelişigüzel söylenmiyorsa, şer’an muteber delilleri belirtilmelidir.. Ve ben, onun kaarun gibi zengin olduğuna dair bir iddiayı duymadım.

Ayrıca şu konuya da değinmeliyim ki, siyasî çalışmalar, mahiyeti gereği para da istemektedir.. Ve bir ideolojiye, inanca, bir siyasî çalışmaya hangi sebeble olursa olsun, yakınlık duyan veya bağlanan kimselerden hali-vakti yerinde olanların maddî destekleri, bilinmeyen bir şey değildir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, lider konumunda olanların bu gibi maddî imkanları şahsî heva ve hevesleri için kullanıp kullanılmadığıdır..)

Yazının devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim