Putin Halep'te Fırsat mı Gördü?

10.10.2016 20:33
Putin Halep'te Fırsat mı Gördü?
David Hearst, Putin'in Halep saldırılarının arkasında Rus liderin bölgede bir fırsat görmesinin yattığını savunuyor...

Vladimir Putin liderliğindeki Rusya'nın Suriye'de Beşar Esad'ın yanında yer alıp hava saldırılarına katılma kararının üzerinde bir yıldan fazla zaman geçti. Bu süre zarfında Rusya, Halep başta olmak üzere birçok yerde muhaliflerin kontrolündeki bölgelere saldırılar düzenledi.

Middle East Eye yazarı David Hearst, son yazısında Rusya'nın Halep saldırılarını ele aldı. Hearst, "Halep'te katliam için doğru zaman mı" başlıklı yazıısında Putin'i fırsatçı olarak nitelendirerek "Putin, aynı Ukrayna’da yaptığı gibi, Halep’i ve 5.5 yıldır devam eden savaşı bitirmek için bir fırsat gördü. Ya da öyle olduğunu düşünüyor…" diyor.

Halep ve Çeçenistan'da Grozni'yi de mukayese eden Hearst, yazısında şu ifadeleri kullanıyor:

"1994 ve 2000 yıllarında Grozny’nin bombalanmasına şahit olanlar için Halep’in doğusundan gelen fotoğraflar yeni manzaralar sunmuyor. Termobarik bombaların ve fosfor bombasının kullanılması, “çift vuruşlu” saldırılar, inkârı mümkün milisler; hastanelerin, pazar yerlerinin, camilerin ve sivillerin savaş zamanı toplandığı her yerin hedef alınması… Bunların hepsi Rusya’nın daha önce Çeçenistan’da denediği şeyler."

Yazının tam metni:

Halep’te Katliam İçin Doğru Zaman mı? / Middle East Eye

Vladimir Putin, Washington’a küçük sürprizlerinden birini yapıp Beşar el Esad’ın yanında Suriye’deki iç savaşa aktif bir savaşçı olarak gireli neredeyse bir yıl oldu.

O zamanlardaki Rus bombardımanlarının Lazkiye’ye sahil yolunu tekrar açarak ve Palmira’yı kurtararak Şam’ı ve rejimi de düşmekten kurtardığı öne sürülebilir. Zaten Putin de daha önce görevlerini tamamladıklarını söyledi ve bombardıman uçaklarının çoğu eve geri döndü. Şimdi ise Putin, o uçakları Halep’in doğusundaki çatışmaya geri yolluyor.

Aynı zamanda işleri yürütenin Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı olmadığı bir dönemde Sergei Lavrov ve John Kerry birbirini teskin edip Cenevre’deki müzakere masasına kadar danslarını sürdürebildiler. Anlaşmayı bozansa ABD’nin 17 Eylül’de, Deyrezzor’daki Suriye rejimi mevzilerini bombalaması oldu. ABD bunun için özür dilese de Rusya, yapılanın kasti olduğuna inanıyor.

Bölgenin fırsatçısı Putin de, aynı Ukrayna’da yaptığı gibi, Halep’i ve 5.5 yıldır devam eden savaşı bitirmek için bir fırsat gördü. Ya da öyle olduğunu düşünüyor…

Hiç Dinmeyen Ateş

Rus generalleri de daha önceleri Halep’i hallettiklerini düşündüler. 1994 ve 2000 yıllarında Grozny’nin bombalanmasına şahit olanlar için Halep’in doğusundan gelen fotoğraflar yeni manzaralar sunmuyor. Termobarik bombaların ve fosfor bombasının kullanılması, “çift vuruşlu” saldırılar, inkârı mümkün milisler; hastanelerin, pazar yerlerinin, camilerin ve sivillerin savaş zamanı toplandığı her yerin hedef alınması… Bunların hepsi Rusya’nın daha önce Çeçenistan’da denediği şeyler.

Rusya’nın Çeçenistan’daki kalkışmaya cevabındaki bu şiddetin bir etkisi oldu: Çar devrinden beri süregelen milliyetçi, Sufi hareket iki parçaya bölündü. Bir parça sürgüne gitti ve etkisiz kaldı. Diğeri ise Kuzey Kafkasya’daki DAEŞ’in temel çekirdeğini oluşturdu ve Rakka’da DAEŞ’e yabancı savaşçı temin eden kaynaklardan biri hâline geldi.

Rusya bu yangını hiçbir zaman söndürmedi. Bu yangın, nüfusunun çoğu Müslüman olan Dağıştan ve İnguşya gibi Rusya özerk cumhuriyetlerinde devam ediyor ve Moskova, Kuzey Kafkasya’nın gırtlağına ayağını bastığı anda tekrar patlak verecek. Bir anlamda, Putin şu an Halep’in doğusunda, Grozny’de 16 yıl önce savaştığı düşmanla savaştığını düşünmekte haklı. Kendisinin bizzat yarattığı bir düşmanla…

Öte yandan Halep, Grozny gibi değil. Rusya steplerinin eteklerinde yatmıyor. Bağdat ve Musul ile beraber en büyük üç Sünni şehirden biri. Beşar el Esad’ın, Hizbullah’ın veya İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Tugayının istediklerini elde etmesi durumunda bir diğer büyük Sünni göçüne yolun açılacağı bir şehir aynı zamanda.

Putin, Halep’in düşüşünün iç savaşta esaslı bir öneme sahip olduğunu düşünüyor. Bu Sünni şehrinin rejim ve diğer iki yabancı müdahalecinin (Hizbullah ve İran) kontrolünde olan Şii militanların eline geçmesinin, Suriyeli muhalifler için oyunun sonu olacağını farz ediyor.

Sadece Halep’in, Humus’un, Musul’un, Felluce’nin ve Ramadi’nin yakın geçmişine bakılırsa Rus müdahalesinin nakavt edici bir vuruşu gerçekleştirebileceği bahsine fazla para yatırmazdım. Bu şehirler, Putin ve Barack Obama’nın görüşme sayısından fazla kere düştü ve tekrar ele geçirildi. Irak’ta ABD, İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin limitlerini zorlayan kinetik kuvvet ne ise o kuvvet Rusya, İran ve Hizbullah’a da uygulanıyor.

Karşı karşıya kaldıkları acımasız ateş gücünü düşündüğümüzde Suriye’deki muhalif hareketlerin kombine edilmiş savaş güçleri kaydadeğer ölçüde dayanıklı. Büyük bir bombardıman altında dahi Halep’in ön cephelerinde şimdiye dek değişim olmadı, en azından beklenildiği kadar olamadı.

Mesele imha edilen muhalif savaşçı sayısı değil. Asıl mesele, topyekün saldırılarda birlik gibi hareket edebilen bir parçalılık hâli. Tabi ki Obama’nın muhalifleri direnecek kadar kuvvetli ama yayılacak kadar güçlü kılmama politikası bağlamında onlara verdiği kaliteli silahlar da önemli. Zaten Obama her zaman, Suriye’de zafer denen şeyin nasıl gözüktüğünden de korktu...

Frenler Boşalıyor

ABD şimdi Cenevre’yi terk ederken frenler boşalacak. Muhaliflerin kilit destekçileri Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar şimdi savaş alanına silah pompalamakta daha özgür hissedecek.

İkincisi, Amerika dışarı adım attıkça Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar daha da içeri adım atacak. Türk kuvvetleri zaten Halep’in doğusuna ulaşmaya çok yakın. Eğer DAEŞ’den El Bab’ı geri alırlarsa sadece birkaç kilometre mesafede olacaklar.

Daha önce genç yeğeninin gölgesinde kalıyor gibi duran Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Nayef birdenbire kendisini öne sürdü. Aniden Washington’da ve Ankara’da belirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ikilinin muhalifler silahlandırmakla alakalı görüştüğünü reddetti. Buna karşı bir delilim de yok ama ABD’nin Suriye meselesinden çekilişine binaen önemli bir görüşme olsa gerek.

Eğer doğru düşünüyorsam Rusya, Putin’in umduğu bir hızlı nakavtı sağlamakta başarısız oluyor, bu da Putin’in uzun vadeli düşünmesi gerektiği anlamına geliyor. Rusya, uzun sürecek bir dış müdahaleye göğüs gerebilecek bir ekonomiye sahip değil. Putin ve onun oligarklar grubu, Rusya ekonomisini petrol ve gaz fiyatlarındaki değişimden etkilenmekten uzak tutmada başarılı olamadı.

Rusya’daki kimileri için bol zenginlikle geçen, “şişman” bir on yıl sona erdi ve geri gelmeyecek. Moskova’nın her tarafındaki vinçler çalışmayı durdurdu. Putin’in tükettiği dış rezervlerin oranına bakılırsa 2 yılları kaldı. Suudi Arabistan da hakeza dış rezervlerini tüketiyor ama onların hem daha çok zamanı hem de daha çok seçeneği var.

Suriye’de uzun süreli bir askeri angajman oldukça Putin, Rusya’nın ekonomisinin altını Türkiye’nin ve Suudi Arabistan’ın ekonomileri karşısında ciddi şekilde oyuyor ve bu pek de akıllıca bir şey değil.

Felaket Geliyor

Suriye meselesi, Putin açısından birkaç şekilde işledi. Obama’yı kontrpiyede bıraktı ki bu Putin için hep bir artı. Cenevre’deki anahtar rol, Ukrayna krizi sonrası dayatılan uluslararası izolasyondan caymak için bir bilet anlamına gelebilirdi. Ayrıca Esad kurtarıldı. Obama, Suriye’de devletin tümden yok olmasından kaçınmaya ikna edildi; hem de Esad’ın savaş sonrası geçiş hükümetinin başında kalması pahasına.

Buna karşılık, üst üste seri ateş taktikleriyle Putin, Rusya için stratejik bir felaket meydana getiriyor. Plutonyum imhasına dair anlaşmayı iptal ederek Rusya ile ABD arasındaki karşılıklı güven ilişkisini Andropov’dan beri en düşük seviyeye getirdi.

Tabi Amerika’nın ve onun NATO müttefiklerinin, Soğuk Savaş sonrası “kazanan her şeyi alır” mantalitesi de bu durumda rol oynadı. NATO, Putin’in milliyetçi uyanışının masum kurbanı değil. Bunun kaynaklarından biri.

Fakat komünizm sonrası Rusya, Sovyetler Birliği’nin bir dönemki dünya gücü hâlinin gölgesi dahi değil. Başkanlık döneminin çoğunda Putin askeri gücü refleks olarak ve zayıflıktan ötürü kullandı, stratejik olarak ya da gücünden ötürü değil. Şu an küresel güç olarak işlev görebilecek tek bir askeri güç var ki o da Oval Ofis’te oturan her kimse ona ait olan askeri güç.

Putin, Halep’te bir katliam için çok iyi bir zaman olduğunu düşünebilir. Başkanlığını dış müdahalelerin son bulması üzerine tanımlayan Obama’nın buna direnecek iradesi de zamanı da yok. Böyle bir katliam yeni başkan seçilmeden aylar önce olacak ki Rusya’nın korktuğu gibi yeni başkan Hillary Clinton olursa Putin, Suriye’de kendisine açılan şans penceresinin yakında kapanacağını iyi hesaplayabilir.

Stratejik olarak ne Rusya ne İran ne de Şam’da arta kalan, 470.000 civarı vatandaşını öldüren; 4.8 milyon kadarını kaçmaya zorlayan bir savaşı sürdüren mezhepçi rejim, Türkiye ve Suudi Arabistan tarafından arka çıkılan bir Sünni çoğunluk varken ülke içerisinde yayılamaz.

Putin’in Cenevre’ye nasıl ve hangi noktada döneceği onun meselesi. Ancak ileri görüşlü bir taktik düşünüyorsa Halep’in doğusunun düşüşünün Rusya’nın başına gelebilecek en kötü şey olabileceği sonucuna varabilir. Böyle bir şey 5.5 yılın sonu olmaz, tersine, yeni bir 5.5 yılın başlangıcı olur.

Tercüme: Deniz Baran / Dünya Bülteni

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim