1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Puslu Havayı Fırsat Bilen Ulusalcılar Taifesi
Puslu Havayı Fırsat Bilen Ulusalcılar Taifesi

Puslu Havayı Fırsat Bilen Ulusalcılar Taifesi

15 Temmuz Darbe girişimi sonrası darbeci çetelerle ilişkili kişi-kurumların tasfiyesi amacıyla başlatılan soruşturmalar ve bunun oluşturduğu puslu havayı fırsat bilen ulusalcılar Giresun Üniversitesi’nde de boş durmuyorlar.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

İntikam ve hırs duygularıyla hareket eden fırsat düşkünleri problemli oldukları masum kişileri “FETÖ’cü” diye jurnallemek için rahatlıkla ajanlığa soyunmaktan çekinmiyorlar. “FETÖ’cülük” damgası bu fırsatçılar için rakiplerini diskalifiye etmenin, mağduriyet söylemi üretip kendini temize çıkarmanın ve makam elde etmenin adeta meşru bir argümanına dönüşmüş vaziyette. Fırsatçılar mevcut puslu havadan da istifade ederek içlerinde hırsla büyüttükleri intikam duygularını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Bu puslu havada olan da tabi ki masum insanlara oluyor.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Giresun Üniversitesi’nde yaşananlar da bundan farklı değil.

Giresun Üniversitesi’nin mevcut yönetimi tarafından darbe soruşturması kapsamında diğer 20 personelle birlikte görevden alınan eski rektör Prof. Dr. Aygün Attar, şimdilerde üniversitenin yeni rektörü ve yönetimi hakkında “FETÖ’cülük” ithamında bulunarak intikam almaya çalışıyor. Kendisi tipik bir ulusalcı kimlik ve kişiliğe sahip olan eski rektör Prof. Dr. Aygün Attar, yerine dindar kişiliğiyle bilinen Prof. Dr. Cevdet Coşkun’un atanmasını içine sindirmemiş olacak ki onu ve ekibini hedef göstermek için “FETÖ’cülük” ile itham edebilmekte. Nitekim Prof. Dr. Aygün Attar, medyaya servis ettiği açıklamasında Prof. Dr. Cevdet Coşkun ve ekibine yönelik “FETÖ’cülük” ithamında bulunarak onlar tarafından görevden alındığını ve “FETÖ’cüler”ce mağdur edildiğini iddia etmekte.

Prof. Dr. Aygün Attar, Oda TV’nin yer verdiği açıklamasında, mevcut rektör Cevdet Coşkun ve ekibinin Cemaatçi kimliklerini örtbas etmek amacıyla kendisini açığa alarak soruşturma başlattığını öne sürüyor.

Başkalarını hedef göstererek kendisini mağdur ve masum göstermeye çalışan Prof. Dr. Attar, “Gerek farklı idari görevlerde ve gerekse dört senelik rektörlük görevim süresince FETÖ/PDY’ye karşı sergilediğim dik ve tavizsiz duruşum sadece Giresun ve Türkiye’de değil, sayısız konferanslar verdiğim dış ülkelerde de iyi bilinmektedir… O nedenle FETÖ’nün Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas süreçlerinde terör örgütünün Zaman, Bugün, CHY gibi yayın kuruluşları beni hedef alarak özellikle Türkiye’ye karşı yöneltilmiş Ermeni soykırımı iftiralarının çürütülmesi amacıyla uluslararası arenada verdiğim mücadele sekteye uğratılmak istenmiştir.” diyor.  

Prof. Dr. Aygün Attar’ın kendilerini hedef gösteren bu açıklaması üzerine Giresun Üniversitesi Rektörlüğü bir açıklama yaptı.

Rektörlük açıklamasında şunlar kaydedildi:

“15 Temmuz 2016’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde daha önce hiç karşılaşmadığı bir biçimde FETÖ/PDY üyesi asker üniforması giymiş teröristlerin gerçekleştirmeye çalıştığı hain bir darbe ve işgal kalkışması ile karşı karşıya kalmış ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük devlet adamlığı sıfatı ve necip milletimizin feraseti, basireti ve üstün kahramanlığı ile bu melun ve meşum hareket akamete uğratılmıştır. Devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarında kendilerine yer edinmiş bu vahşi teröristlerle mücadele yöntemleri gündeme gelmiş ve bu bağlamda birtakım yasal çalışmalar yapılmıştır. Bu mücadeleye öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisince üç (3) aylık Olağan Üstü Hal (OHAL) ilan edilmesiyle başlanmış ve daha sonra Bakanlar Kurulu tarafından Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) çıkartılarak söz konusu mücadeleye hız verilmiştir.

Bu bağlamda 22/7/2016 tarih ve 667 sayılı KHK’nin 4. Maddesi (1)’de “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” şeklindeki ifade ile söz konusu terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olan kamu çalışanları hakkında soruşturma başlatılması emredilmiş ve buna binaen de Yüksek Öğretim Kurumu üniversite rektörlüklerinin bu emrin yerine getirilmesi hususunda harekete geçmesini istemiştir. Bu bağlamda Üniversitemiz Rektörlüğü bünyesinde bir komisyon oluşturulmuş ve bu komisyonun yapmış olduğu titiz ve özenli çalışmalar neticesinde yirmi bir (21) personele görevden el çektirilmiştir. Görevden el çektirilenler arasında kamuoyunun da malumu olduğu üzere bir önceki dönemde rektörlük görevinde bulunmuş Prof. Dr. Aygün Attar da yer almıştır. Soruşturma sürecinde izlenen prosedür gereği söz konusu şahsın da ifadesi alınmış ve görevden el çektirmenin ana hatları kamuoyuna yansıyan yanıltıcı ve sübjektif değerlendirmelerin aydınlatılması amacıyla daha sonra kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Ayrıca söz konusu şahıs ile ilgili olarak Cumhuriyet savcılığı tarafından da bir soruşturma yürütüldüğü bilinmektedir. Rektörlüğümüz tarafından yürütülen soruşturmanın sonlandırılacağı makamın da Yüksek Öğretim Kurulu olacağının bilinmesine rağmen Prof. Dr. Aygün Attar,  birtakım iftira ve hakaret içerikli basın açıklamalarıyla üniversitemiz yönetimini ve söz konusu komisyonu asılsız ve mesnetsiz bir şekilde suçlayarak kamuoyunu yanıltmaya ve yönlendirmeye çalışmaktadır.

Üniversite yönetimi ve sözü edilen komisyonun büyük bir titizlik, özen, hak ve hukuka saygılı bir şekilde, zan ve vehimden uzak bir anlayışla yerine getirmeye çalıştığı bu görev, suçluluk psikolojisi bağlamında değerlendirilebilecek bir yaklaşımla değersizleştirilmeye çalışılmakta ve üniversitemizin kurumsal kimliği zedelenmek istenilmektedir.

Yaklaşık 4 yıllık birikmiş sorunların çözümü; otuz bini aşkın öğrenci ve çalışanı ile yeni bir eğitim öğretim yılı hazırlıkları için gecesini gündüzüne katan, ülkemiz adına katma değer üretmeye çalışan üniversite yönetimini suni gündemler yaratarak asıl işini yapmaktan alıkoymaya çalışan bu art niyetli kişilere karşı kamuoyumuzu dikkatli ve uyanık olmaya davet eder; her halükarda adalet, hakkaniyet ve hukuk çizgisinden sapmayacağımızı bir kez daha ifade etmek isteriz.

Hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır ki, gerek adli gerekse de idari yönden soruşturma konusu olan bu tezviratlar, yetkili mercilerce en kısa zamanda açıklığa kavuşturulacak ve Üniversitemiz bundan böyle eğitim ve bilim alanındaki başarılarıyla gündemde kalacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

HABERE YORUM KAT

1 Yorum