1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kamış

  3. Psikolojik harp kiminle harp ediyor
Mehmet Kamış

Mehmet Kamış

Yazarın Tüm Yazıları >

Psikolojik harp kiminle harp ediyor

A+A-

Bir savaş düşünün; sağınızda solunuzda her an birileri ölüyor, bombalar patlıyor. Kanlar, irinler, iniltiler, bağırtılar... İnsan böylesi bir savaş alanında merhamet yorgunu olmaz mı? Bir zaman sonra sağında solunda ölenlere kulak asmaz ve sadece kendisinin hayatta olup olmadığına bakar.

Biz de tam böyle bir ülkede yaşıyoruz. Nasıl dehşetli bir mekândan geçtiğimizi geçtikten sonra çok daha iyi idrak ediyoruz. Fişlemeler, andıçlamalar, takipler, yalan yanlış yaptırılan haberler, iftiralarla karartılan hayatlar vs.

Ya merhamet yorgunuyuz ya da olayı tam olarak anlayamıyoruz. Ya iftiralar direkt bize gelmediği için yaşadığımıza bakıyoruz ya da bu anormallik içinde doğup büyüdüğümüz için bütün bunlar gayet normalmiş gibi geliyor.

2000 yılında Milli Güvenlik Kurulu'na sunulup kabul edilen bir stratejiye göre Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevleri arasında "İlköğretimden itibaren öğrencilerin hangi dershanelere devam ettiğinin okulları tarafından Milli Eğitim müdürlüklerine bildirilmesi" de yer alıyordu. Yani Milli Eğitim Bakanlığı, çocukları fişleyecek, ilkokula geldiği günden itibaren yıllarca haklarında rapor tutacak; bu çocuklar ileride büyüyüp herhangi bir devlet görevine talip olursa o göreve getirilip getirilmemelerine söz konusu raporlara bakılarak karar verilecek. Bunun adına da irtica ile mücadele denecek.

Dün Nazlı Ilıcak'ın, Hıfzı Çubuklu ile yaptığı röportajı okuyunca insan dehşete düşüyor! Röportajda çok büyük ifşaatlar yoktu ama bizzat Çubuklu'nun ağzından bu sitelerin Genelkurmay tarafından kurdurulduğunu okumak bile insanın ürpermesi için yeterli oluyor. Çubuklu, 1999 tarihinden bu yana peyderpey internet sitelerinin kurdurulduğunu ve yayın yaptığını söylüyor.

Bu ülkenin Genelkurmay'ında Psikolojik Harp Dairesi var ve bu harp dairesi bütün mesaisini içeriye, özellikle de dindarlara harcıyor. Toplumu bu konuda yalan yanlış haberlerle manipüle ediyor.

Ama asıl dehşet veren şey; uygun bulmadıkları insanlar hakkında yalan ve iftirayla karalayıcı yayınlar yaptırmaları... Yani ipinin çekilmesini istedikleri insanları, akla hayale gelmeyen iftiralarla kamuoyunda küçük düşürme girişimleri. Böyle bir ülkede kimin garantisi vardır, kim kendisinin emin bir ülkede olduğunu düşünür?

Bu psikolojik harp dairesi, sadece internet sitelerini organize etmiyor. Küçücük çocukların fişlenmesini istiyor, "İrtica Eylem Planı" adı altında suça hiç bulaşmamışlara suç tezgâhlamaya kalkıyor. Erzincan'daki bu tezgâh gerçekleşmiş olsaydı yargı eliyle toplumun bir kesimine karşı sürek avı başlatılmış olacaktı. Zaten dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, bütün mücadeleyi yasalar çerçevesinde yürüteceklerini söylemiyor muydu? Yasalar içinde yürütebilmeleri için bir gerekçe lazımdı. Eğer gerekçe yoksa uydurulurdu.

Evet, uydurulan bir ülke... Ne gerekiyorsa Psikolojik Harp Dairesi onu uydurmak için büyük çaba içine giriyordu. Zaten Psikolojik Harp Dairesi ne işe yarardı, şartların olgunlaşması sağlamaktan başka.

Burada şöyle bir soru sormak abes olur mu bilmem; Türkiye Suriye'ye benziyor mu? Ya da yakın bir vakte kadar benziyor muydu? Suriye hakkında ansiklopedik bir bilgi verip yazıyı bitirelim. Suriye; nüfusun yüzde 6,5'unun içinden çıkan bir zümre tarafından demir yumrukla yönetiliyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun devlette kritik bir görevde yer alabilmesi mümkün değil. Silaha hâkim olan, devlet erkini kullananlar hep o yüzde altı buçukluk kesimden. Bu yüzden en küçük muhalefetin üstüne tanklarla gidip orayı yerle bir etmekten sakınmıyor. Suriye'yi sadece gündemde olduğu için anlattım. Başka bir kastım yok.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum