Psikolojik harekâtın ardındakilere birkaç soru

08.11.2009 10:47

Hamdullah Öztürk

"AKP ve Gülen'i Bitirme Planı" ismiyle şöhret bulan skandal belgenin aslı, Adli Tıp Kurumu'nda onaylandıktan sonra iki ihbar mektubu ve bir ses bandı düştü gündeme. Bu arada askerî mahkeme belgenin aslını istemekte ısrar ediyordu.

Nedense?

Hani belge ilk çıktığında, önce kanaatini belirtip, sonra o kanaat istikametinde hükmünü vermemiş olsa!.. Hani belgeyi ararken, çalıştığı binada bilgisayarların özel usullerle silinişinden, evrakların imhasından habersiz kalmamış olsa!.. Hani "kâğıt parçası" dedikleri fotokopi nüshanın Dursun Çiçek'e ait olduğuna dair Jandarma Kriminal Dairesi rapor vermemiş olsa, belki anlaşılırdı. 'Adres sivil mahkemeler olmasına rağmen askerî mahkeme de işi ciddiye almış' diyerek, hayra yorulabilirdi.

Maalesef!

Dursun Çiçek'in evinde arama yapmak için giden kişinin, beş-altı saat çay içip sohbet ettikten sonra "Bir şey bulamadan!" geri dönüşünü, "övünerek", nasıl da efsane gibi anlattığını dinliyor şimdi bütün Türkiye!

Bulsa ne olur bulmasa ne olur? Mesela 28 Şubat sürecinde, her ay MGK toplantılarından önce gazetelerde birbiri ardına yayınlanan haberler bir plan dâhilinde değil miydi? O haberleri koltuklarının altına alıp toplantıya giren askerî cenah, onları ilk defa gazetelerden mi okuyordu? Yıllar sonra 28 Şubat'ın ne kadar gerekli olduğunu delilleriyle ortaya koymak üzere Yavuz Donat'ı çağıran Süleyman Demirel, klasör klasör gazete kupüründen başka bir belge koyabilmiş miydi? Bir gün yayın toplantısını, zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'le birlikte yapan gazeteciler, Refah-Yol hükümetini indirmek üzere Genelkurmay karargâhında hiçbir plan yapılmadığını düşünebilir mi?

Yani hiçbir belge olmasaydı, yaşadıklarımıza bakıp, toplumun bir kesimi ve iktidar üzerine mütemadiyen planlı faaliyetler icra edildiğini anlamıyor muyduk? Yargıtay Ceza Genel Kurulu gibi en üst mahkeme tarafından beraatının onaylandığı günün ertesinde, bir gazetenin haberini düşünelim, mesela. Gazete, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin ABD'de ikamet durumundan dolayı açılan mahkemede, savcının, Türkiye'deki davanın iddianamesinden kopyalanmış iddialarını çarşaf çarşaf vererek adeta Ceza Genel Kurulu'nu tekzip etmeye kalkmıştı. Beraat kararının ertesi günü girilen bu haber bir tesadüf müydü? Aynı gazete, ABD mahkemesinin, o iddiaların hiçbirini dikkate değer bulmayıp, Gülen lehine karar vermesini derin bir sessizlikle geçiştirmişti. Neden ki? Savcının iddianamesine kadar her şeyi milimi milimine takip edenler mahkeme kararından haberdar olmamış mıydı acaba?

Masum insanlar hakkında suç oluşturmak üzere yapılan ilk plan değil ki bu şaşıralım. Bu bir Türkiye realitesidir ve bu realite çok acıdır.

Şimdi soruya geçelim: Kendi başbakanına ve kendi milletine karşı "bitirme planı" hazırlayan daire son gelişmelere paralel ne tür planlar hazırlamıştır? Mesela, ikiz kardeşimiz mesabesinde olan Azerilerle gerilim yaşıyoruz. Devletin politikalarını rahatlıkla uygulayabilmesi için, Azeri kardeşlerimizi teskin etmek, Türkiye'nin samimiyetine onları inandırmak üzere ne tür planlar yapmıştır. Mesela, Ermenistan sınırının açılması söz konusudur. Ermenistan halkını yumuşatmak, diasporanın tezlerinin yanlışlığına onları inandırmak üzere hazırlanmış bir eylem planları var mıdır bu daire çalışanlarının? Ve son soru: Eğer bu psikolojik harekât planları kusursuz olarak uygulanabilseydi, arkasından gelecek asıl hareket ne olacaktı? Özellikle "Türkiye'de darbe dönemleri bitmiştir" düşüncesinde olanlara küçük bir ek soru ilavesiyle bitirelim: Darbenin "evrim" geçirmiş yeni türü ne olabilir?

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim