Provokasyonlar, ittifaklar... Siyaset terzileri işbaşında!

21.01.2011 00:57

Hasan Karakaya

Herhalde sizlerin de dikkatini çekiyor olmalıdır...

Henüz “seçim takvimi” belli olmadı ama, daha şimdiden “seçim hesapları” yapılmaya ve hatta “ilan edilmemiş seçim ittifakları” kurulmaya başlandı...

Daha önce “Ergenekon sanıklarını milletvekili yapıp, Silivri’den kurtarma plânı” deşifre olan, bu plânı açığa çıkınca da kıvırmaya ve kıvranmaya başlayan Kemal Kılıçdaroğlu, o iş için “mafsal” kullanmayı tercih etmiş olmalı ki, “ihale”yi Prof. Yalçın Küçük’e vermiş!..

Adına ister “ihale” deyin, ister “taşeronluk” olarak yorumlayın; Yalçın Küçük, hemen kolları sıvayıp, işe koyulmuş!..

Hem Kemal Kılıçdaroğlu’ndan, hem de Devlet Bahçeli’den randevu istemiş... Bu talebin nasıl karşılandığı şimdilik meçhul... Ama eğer talebi kabul edilirse, cebindeki “milletvekili aday listesi”ni takdim edecekmiş!..

Listede kimler mi varmış?..

Doğu Perinçek’ten Mehmet Haberal’a, Tuncay Özkan’dan Mustafa Balbay’a, Atilla Uğur’dan Hasan Iğsız’a, Engin Alan’dan Çetin Doğan’a kadar; hepsi, herkesin malûmu olan isimler!..

Bana öyle geliyor ki;

Kemal Kılıçdaroğlu, “ihale”yi Yalçın Küçük’e vererek, aklı sıra “eleştirilerin hedefi” olmaktan kurtulacak ve “Ben yapmadım, o yaptı” diyecek!..

Yerseniz tabii...

 

TEKİN DE LİDERİNİN YOLUNDA!

Bay Kılıçdaroğlu, “Ergenekon sanıklarını hapisten kurtarma” işini Yalçın Küçük üzerinden yürütürken, “muhtemel koalisyon ortaklarını belirleme” işini de CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’e havale etmiş görünüyor!..

Gürsel Tekin; bir yandan “Yüzde 37 ile iktidara geleceğiz” deyip, hava basarken, bir yandan da temkini elden bırakmıyor!..

Herhalde; “Ne olur, ne olmaz” diye düşünmüş olmalı ki, birkaç gün önce ağzından bir lâf kaçırdı;

“MHP ile koalisyon yapabiliriz!”

Bu söz, CHP’yi “alternatif” gördükleri için yavaş yavaş “AK Parti’ye çakmaya” başlayan ve böylece yeniden “yuvaya dönme” sinyalleri veren bilumum “liberal” taifesinden tepki görmüş olmalı ki, Gürsel Tekin, “liderinin yolunda” olduğunu gösterip, anında çark ediverdi!..

“Liberaller” kızmakta haklıydı...

Öyle ya; onlar AK Parti’yi “MHP’lileşmekle” suçlarken, nereden çıktı şimdi, bu “MHP-CHP Koalisyonu” işi!. “Koalisyon düşünülüyor” olsa bile, hele de şu günlerde bunu söylemenin âlemi ne?..

Onlardan mesajı alan Gürsel Tekin; anında “tornistan” edip, “Ben aslında öyle demek istemedim” diyerek, bu defa BDP’yi adres gösterdi:

“Hedefimiz tek başına iktidar...

Ama seçim sonrası herkesle koalisyon yaparız!”

Bu sözler, “BDP’ye göz kırpma” olarak yorumlanınca, Tekin, yine ağız değiştirdi.

“Hedefimiz tek başına iktidar!”

 

CLINTON SEÇMEN Mİ?

CHP, acaba “Hillary Clinton’ın oyu”nu alarak mı iktidar olacak?..

Bu da nereden çıktı demeyin!..

Efendim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “ABD’ye gitmeye” hazırlanıyormuş!..

Cumhuriyet’i ayrıntılı olarak okumadığımdan, ben de Selcan Taşçı’nın yazısından öğrendim...

Tabiî, o da Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’in yazısından!..

Çakırözer’in yazdığına göre;

Kılıçdaroğlu’nun programında Almanya, İngiltere ve ABD varmış!.. Selcan Taşçı, “Özellikle ABD programı ilginç” diyor ve ekliyordu:

“Benim aklım da buna ermiyor işte; bir muhalefet partisi lideri neden “yabancılar”a “AKP’nin gerçek yüzünü gösterme” ihtiyacı duyar ki!

Hillary Clinton mu gelip oy kullanacak 11 Haziran’da?

ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni sevmemesi, üzerini çizmesi velev ki alaşağı etmesi mi güldürecek yüzümüzü?

ABD eliyle gelen, evet ABD eliyle gider ama!..”

(...)

“Oturdukları yerden, bol parçalı yeni dünya “puzzle”ları tasarlayanlar mıdır “ikna” olması gereken Türkiye’de iktidar değişiminin zaruriliğine...

Yoksa, Kuzey Doğu Anadolu’nun teni, Güney Doğu Anadolu’nun yüreği kavruk insanı mıdır?

Trakya’nın eli-ayağı nasır tutmuş çiftçisi, Karadeniz’in bütün yükünü küfesine yüklenen kadını mıdır? Ege’nin ufku deniz rengi kararlı gençleri, Akdeniz’in portakal kokulu ‘endişeli’ ahalisi midir?

Çakırözer’in yazısını okuyan da sanır ki;

Türkiye’de iktidar olacak partiyi “halk” değil de “ABD” seçiyor!

“İcazet”siz olmuyor bu işler!”

 

ABD İLE AT PAZARLIĞI!

Aslında, Selcan Taşçı yanılıyor.

Çünkü, “ABD ile pazarlık” yapmaya çalışan “ilk CHP’li” Kılıçdaroğlu değil ki!..

ABD ile ilk “at pazarlığı” girişiminde bulunan Deniz Baykal’dır ve Yalçın Doğan, 20 Eylül 2003 tarihli Hürriyet’teki köşesinde, bu pazarlığı ayrıntılarıyla yazmıştır.

1 Mart 2003’te yapılan oylamada “tezkere”nin geçmemesi üzerine, “Bu CHP’nin eseridir” diye övünen Baykal, “daha öncesini” es geçmiştir!..

Yalçın Doğan, o günlerde şöyle yazmıştı:

“3 Kasım seçimlerine doğru; Irak, artık ufukta görünen çok ciddi bir sorun.

Belli ki, kim hükümet olursa olsun, kucağında bulacağı ilk ateşten top, Irak’la ilgili gelişmeler ve hükümetin bu yönde alacağı karar... Türk-ABD ilişkilerini yeni bir eksene oturtacak politika.

Dolayısıyla; CHP de, seçim öncesinde bu yönde bir hazırlık yapıyor.

Çok doğru!..

Toplantıda Baykal, “Hükümete gelirsek, her şeyden önce Amerika’nın bizden Irak’la ilgili talepleriyle karşılaşacağız” diyerek, konuyu açıyor.

CHP kurmayları seçenekleri tartışmaya başlıyor.

“ABD’ye yardım edelim ve biz de rol alalım” diyenler var.

“Hayır, girmeyelim, bu bize pahalıya mal olur” diyenler var.

“Girelim” diyenlerin de, kendi içinde seçenekleri var.

İşte, tam bu noktada, yine bir seçenek olarak, Baykal, toplantıda bulunan Kemal Derviş’e dönüyor:

“Biz girersek, ABD bize ne kadar para verir?.. Sen bunu öğrenebilir misin?”

Irak pazarlığında para lâfının ilk kez dile getirildiği an!.. Daha seçimden önce!!!

Derviş, ABD’lileri yokluyor ve yanıt geliyor:

“Altı milyar dolardan söz ediyorlar!”

Baykal’a altı milyar dolar az geliyor!..

“Kemal, bunu on milyar dolara çıkarmak mümkün olabilir mi?”

CHP, sanki iktidarda, tezkere masada ve bir seçenek olarak on milyar dolar!..
CHP, bu sorunun yanıtını ABD’den hiçbir zaman alamıyor.

Çünkü, iktidara AKP geliyor. Ama, para unsuru da pazarlığa girmiş oluyor!..

(...)

“Baykal’ın sorusu ve Derviş’in girişimi ortada iken, TBMM’de tezkereye CHP’nin ret oyu vermesi ise, tam ibretlik.

Ret oyuna ek olarak, yakalarına taktıkları kırmızı karanfillerle tezkereyi protesto ediyor CHP’liler...

Sedat’ın yazı dizisinde ilk gün çıkan At Pazarlığını Derviş Başlattı gerçeğinin perde arkasında, işte bu on milyar dolarlık soru var.

Tatsız olan şu... İktidar olursa, kaç para gelecek hesabı. İktidarda değilsen, o zaman ret!!!

Şark politikasının bıkkınlık veren son örneklerinden!..”

Sizin anlayacağınız;

CHP’de “Şark kurnazlığı” değişmedi... Kılıçdaroğlu da, Baykal’ın yolunda!..

Bir yandan AK Parti’yi “ABD güdümünde politika izlemekle” suçluyorlar, bir yandan da aynı AK Parti’yi “ABD’ye şikâyet etmek” için Hillary Clinton’a vermek üzere “rapor” hazırlıyorlar!..

“ABD’den randevu” talebi de cabası!..

Bunun adı “dürüstlük” öyle mi?..

Severim böyle dürüstlüğü!!!..

 

CİNDORUK NİYE GİTMEDİ?

Elbette, “ilginç gelişmeler” sadece CHP’de yaşanmıyor... Oktay Ekşi ve Nebil İlseven’i CHP’ye “resmen iltihak” ettirip, “CHP’yi dizayn etmeyi” sürdüren odak ve mahfiller, bir yandan da “DP’yi dizayn” etmenin derdinde!..

Malûm, Cindoruk’un davetine rağmen, “DP Genel Başkanlığı”na hiç kimse talip olmazken, son gün, bir “aday enflasyonu” yaşandı ve 6 adaydan biri olan Namık Kemal Zeybek, üçüncü turda “genel başkan” seçildi.

İyi de, o kongrede Hüsamettin Cindoruk niye yoktu, niye gelip konuşmadı?..

İşin orasını, Mahmut Övür yazdı:

“Kurt siyasetçi kongreden bir gün önce canlı yayına çıktı. Turp gibiydi ve kararını o gece vereceğini açıklıyordu.

Kongre sabahı da aynı kararlılığı sürdürdü...

Sonra birden ne olduysa, Cindoruk’un “tansiyonu yükseldi” ve kongreye gidemedi. Ne son konuşmasını yaptı, ne de aday oldu.

Sanıyorum siyaset tarihinde bir ilk yaşandı.

Saadet Kongresi’ni hatırlayın... 84 yaşındaki Erbakan zor yürümesine rağmen o salona gelmiş ve Numan Kurtulmuş’a tepki gösterilmesini sağlamıştı.

Cindoruk’un son dakikaya kadar aday olmayı düşündüğü bir kongreye gelmemesini sağlık sorunuyla açıklamak mümkün değil...

Kendi gönlüyle olsaydı, mutlaka gelirdi. Anlaşılan; devreye birileri girdi ve Cindoruk’u devre dışı bıraktı... Tıpkı Baykal gibi o da dost bildiği “güçler”in kurbanı oldu.”

Ne garip değil mi?..

Deniz Baykal’dan sonra, Hüsamettin Cindoruk da “dost kuvvetlerin kazığını yiyenler” kervanına katıldı!..

Demek ki, birileri;

“Otur oturduğun yerde!” dedi Cindoruk’a!..

Öyle ya; Encümen-i Daniş’in üzerinde mutabık kaldığı Süheyl Batum’u, partinin başına geçiremedi, o da gitti CHP’ye Genel Başkan Yardımcısı oldu!..

 

TEK HEDEF AK PARTİ!

Hiç olmazsa, Namık Kemal Zeybek gelsin de, AK Parti’deki “milliyetçi” oyları alsın!..

Hele de Erbakan Hoca’nın SP’si, Yalçın Topçu’nun BBP’si, Abdullatif Şener’in TP’si ve Sadettin Tantan’ın YP’si ile “ittifak” sağlayabilirse var ya; yeme de yanında yat!..

İşte o zaman “barajı zorlayabilirler” veya hiç olmazsa “AK Parti’nin altını oyabilir”ler!..

Hesap bu!.. Ama bu hesabın tutacağını, Erbakan Hoca’nın “DP çatısı altında ittifak”a sıcak bakacağını hiç sanmıyorum. Ama, “Ergenekon terzileri”nin bütün meselesi; “ittifak”ları geniş tutup, “AK Parti’ye yeni bir iktidar şansı vermemek!”

Öyle bir “dizayn”, öyle bir “ittifak çatısı” ki; altında CHP de var MHP de!.. BDP de var, DTP de!..

Bir de buna, “plâna bağlanmış provokasyonları” da eklerseniz, “Ergenekon taifesi”nin nasıl bir “ölüm-kalım savaşı” verdiğini görürsünüz!..

Bana sorarsanız;

Haziran’daki seçimler “AK Parti” ile “Ergenekon dizaynı” arasında geçecek, “hayatî bir seçim” olacaktır!..

Ben derim ki;

Mesele, “AK Parti” meselesi değil, “Türkiye’nin geleceği” meselesidir!..

Gördüğünüz ve göreceğiniz hiçbir provokasyon “doğaçlama” değildir...

Hepsi de “hesap-kitap işi” birer “organize”dir!..

Uyanık ol, ey halkım!..

================

Muharrem İnce’nin “anlayış”ı!

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, hiç de soyadı gibi “ince” değil!..

Ne eleştirilerinde “incelik” var, ne sataşmalarında!..

Mesela; Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Kılıçdaroğlu için, “Kılıçdaroğlu bir kamera şakasıdır” şeklindeki “ince göndermesi”ne, İnce “kaba” bir cevap vermiş: “3 bin 290 yıl önce yapılan Kadeş Anlaşması’ndan bu yana, Anadolu toprakları böyle bir siyasî dönek görmemiştir!”

“Kamera şakası” ifadesindeki “incelik” nerde, “dönek” ifadesindeki “hakaret” nerde?..

Bir de kalkmış, “Arena’daki ıslıklama”“olağan” sayıyor İnce!..

“Ne olmuş yani” diyor, “Çakmak mı attılar, bozuk para mı?.. Küfür etmemişler, tepki göstermişler!.. Bunlara karşı anlayış göstermek lâzım!”

İyi de, sen gösterdin mi o anlayışı?..

15 Aralık 2010’da, yerel Sakarya gazetesinde yazan Şadi Erdal’ın “üç cümlelik taşlama”sına, “tam 11 cümle” ile cevap vermedin mi?..

Şadi Erdal, “taşı gediğine” şöyle koymuştu:

“CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, geçtiğimiz günlerde Bozüyük’te trafik kazası geçirdi... Geçtiğimiz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı Muharrem İnce Bozüyük’te kadeh kaldırarak kutladı... O gün içtiklerinin tesiri yeni yeni görülmeye başladı herhalde!”

Muharrem İnce, işte bu “taşlama”ya; tam “11 cümle” ile cevap vermiş iyi mi?.. Ya CHP Bozüyük İlçe Başkanı Hüseyin Elmas’ın dedikleri...

Şadi Erdal’ın ne terbiyesizliği kalmış, ne saygısızlığı!..

Sizin, “anlayış” dediğiniz bu mu?..

Sizin anlayışınız “kendi nasırınıza basılıncaya” kadar mı?..

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim