1. HABERLER

  2. HABER

  3. Postmodern Baro'dan Demokrasi Dersi
Postmodern Barodan Demokrasi Dersi

Postmodern Baro'dan Demokrasi Dersi

Barolar Bir. Başkanı Feyzioğlu, demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını, çağdaş demokrasilerin çoğulcu olduğunu söyledi.

A+A-

Feyzioğluna cevap Adalet Bakanı Ergin'den geldi: Barolar Birliği seçimlerinin çoğulcu yöntemle yapılması için öneri getireceğiz. Bu arada çok sayıda baronun Feyzioğlu ile parelel olarak Ergenekon'a da atıfta bulunan açıklamaları dikkat çekti.

Yargıtay Başkanlığı tarafından düzenlenen yeni Adli Yıl açılış törene, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu'nun, AK Parti'yi hedef alan eleştirileri damga vurdu. Barolar Birliği Başkanı seçildikten sonra CHP Parti Meclisi (PM) üyeliğinden istifa eden ancak parti üyeliği devam eden Feyzioğlu, AK Parti'yi, Milli İrade söylemi üzerinden eleştirdi. 

28 ŞUBAT YARGILAMASIYLA AYNI GÜN

Refahyol Hükümeti'ni ‘Postmodern' darbeyle deviren 28 Şubat döneminin komutanlarının, hesap verdiği güne denk gelen Feyzioğlu'nun konuşması özetle şöyle: 

- Demokrasilerde ‘seçim sandığı' kuşkusuz vazgeçilmezdir. Ancak demokrasi, sandıktan sandığa oy vermekle sınırlı bir rejim değil, bir yaşam biçimidir. 
- Dünya ve Türkiye tarihine bakıldığında, milli irade tabiri daha ziyade, seçimle iş başına gelmiş ancak çoğulculuk yerine çoğunlukçuluğu benimsemiş ve giderek otoriter eğilimler sergilemeye başlamış siyasi iktidarların tercihi olmuştur. Çağdaş demokrasiler ise çoğulcudur. Başka bir anlatımla çağdaş demokrasiler, sadece o an için çoğunlukta olan siyasi görüşleri değil, sayıca azınlıkta olan başka görüşleri de kucaklar.
- (Avukatların başörtüsü ile duruşmalara katılmalarının yolunu açan Danıştay kararına ilişkin) Kanunun açık hükmüne rağmen avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğini gözardı eden Danıştay 8. Dairesi'nin yürütmeyi durdurma kararının gerekçesini sindiremiyoruz.

ÇELİŞKİ İÇİNDE

TBB Başkanı Feyzioğlu'na yanıt Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den geldi. Ergin tören çıkışanda şöyle konuştu: Sayın Barolar Birliği Başkanı kendi oturduğu koltuğa çoğunlukçu bir seçim sistemiyle gelmiştir. 79 vilayette yapılan seçimlerde yüzde 50 oy alan liste, Genel Kurul delegelerinin tamamını alarak seçilmiştir ve çoğulculuğa asla kapı aralamayan bir sistemdir. Kendileri oturdukları koltuğa çoğunlukçu yöntemlerle gelenler, bu kürsülerden bize çoğulcu tavsiyelerde bulunma hakkına sahip değiller. Bu büyük bir çelişkidir. 

BAKAN ÇELİK:  STATÜKOYU KORUMA ÇABALARI  
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de, Feyizoğlu'nun sözlerine Twitter'dan tepki gösterdi:  Türkiye'de statükoyu koruma çabasıyla özdeşleşmiş olanların, ‘çoğulculuk' üzerinden eleştiri yapması, mesnetsiz ve temelsiz... 

İLLERDEN ORGANİZE MESAJLAR
Türkiye genelinde baro başkanları da TBB Başkanı Feyzioğlu'nun eleştirilerine paralel açıklamalar yaptı: 
DENİZLİ 
- Müjdat İlhan: Milyonlarca sayfadan oluşan dosya içeriğine, binlerce sayfadan oluşan mütalaalara karşı savunma hakkı iki saatle kısıtlanan sanık müdafi, bu uygulamanın savunma hakkının kutsallığına aykırı olduğunu söylediğinde mahkeme heyetinin talebi ile hakkında Bakanlık soruşturma izni veriyorsa, savunma ve avukatlar olarak başka sorundan bahsetmemiz gereksizdir.
BURSA 
- Ekrem Demiröz: 12 Eylül gibi yargı baskı ve kuşatma altındadır. Biz hukukçular, bu dönemde de iktidarın taleplerine göre değil hukuka göre görev yapacağız tüm güvencemizde budur. 
ESKİŞEHİR 
- Rıza Öztek: Kitaplardan Atatürk, Türk bayrağı ve İstiklal Marşı da kaldırılıyor. 
İZMİR 
- Sema Pekdaş: Geçen yıl hukuk devletinde görülmeyen uygulamalar yaşandı. Bu sebeple avukatlar üzgün, kırgın ve öfkeli. Yeni adli yılında insan hakları ihlâllerine karşı hukukun üstünlüğüne dair çok söz söyleyeceğiz. 
DİYARBAKIR 
- Tahir Elçi: Demokratik bir ülkede, örgütlenme, toplanma veya ifade özgürlüğü hakkı kapsamında kalan, açık ve kamuoyunun gözü önündeki faaliyetler, TMK kapsamında örgüt üyeliği gibi inanılması güç suçlamalara konu olmaktadır.
İSTANBUL  
-  İstanbul Barosu ise 
‘Diren Türkiye, avukatın seninle' başlıklı bir ilan yayınladı: Hukuksuzluğun görünürde bir yargı eliyle meşrulaştırılmaya çalışıldığı, Türkiye'nin hukuk devletinin gerisinde kanun devleti olmaktan dahi çıkarıldığı, olaya ve kişiye özel uygulamalarla hukukun, kişisel çıkarlara alet edildiği, başta toplantı ve gösteri yürüyüşü olmak üzere demokratik meşru hakların kullanımının hukuksuz ve orantısız şiddetle bastırılmaya çalışıldığı dayanaksız biçimde ceza tehdidine tabi tutulduğu görülmektedir. 

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE MÜZAKERELERİ ENGELLER
Yargıtay Başkanı Ali Alkan'dan ‘yeni anayasa' vurgusu... Adli yıl açılış töreninde konuşan Alkan, “Türkiye'nin anayasa değişikliğine değil yeni bir anayasaya ihtiyacı var” dedi: Türkiye'nin anayasa değişikliğine değil toplumsal uzlaşmaya dayanan, hak ve özgürlükleri esas alan, yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Anayasalar anlık olaylara verilen tepkisel yaklaşımlarla değil, evrensel normlar doğrultusunda hazırlanmalıdır. Yürütme ve yasama işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyecek olan yargı, diğer organlar karşısında tam bir bağımsızlığa sahip değilse, etkin bir yargı denetiminden söz edilemez. Yargı bağımsızlığı olması gereken düzeyin altında kaldığı sürece hukuk devleti tam olarak gerçekleşmeyecektir. İfade özgürlüğüne yapılacak her müdahale toplumsal müzakereleri engeller. İnsanların düşüncelerini özgürce ifade edemedikleri toplumlarda, bunun bedeli çok ağır ödenir. Devlet izlemek, imkan sağlamak ya da uygulamak zorunda olduğu düşünce karşısında beğenmemek biçiminde bile olsa tavır almamalıdır. Düşmanca ifade yöntemleri ifade özgürlüğüyle çelişir.

Akşam

HABERE YORUM KAT