Portekiz 16. yüzyılda yeni dünya ticaret sistemini nasıl kurdu?

03.06.2012 15:38

Murat Ülek

Tarihte uluslararası ticaret, en azından Avrupa versiyonu, devlet ve askerî güçle el ele yürüdü ve gelişti. Başka bir yazıda ele alacağım ilginç bir örnek, devlet, askerî güç ve 'zorla ticareti' birleştiren İngilizlerin Doğu Hindistan Şirketi'dir. Bu model Hollanda'dan Fransa'ya değişik Avrupa ülkelerinde Güney ve Doğu Asya'nın kolonizasyonunda kullanılmıştı.

Konunun mucitleri ise 15. yüzyılda Portekizliler oldu. 16. yüzyılın 'keşifler çağı' olarak adlandırılmasında İspanyol ve Portekizlilerin, zaten bilinen Güney ve Doğu Asya seyahatini kendileri adına 'keşfetmesinin' önemli rolü oldu. Süreç, Kristof Kolomb'un Hindistan'a deniz yoluyla ulaşmaya çalışırken fark etmeden bugünkü Amerika'ya ulaşmasıyla başlamıştı. Kızılderililerin hâlâ Avrupa dillerinde 'Hintli' (Indian) diye adlandırılması bundandı. Osmanlı 'Akdeniz'i' Türk gölü haline getirirken Avrupa'nın uçlarındaki fakir İspanya ve Portekiz, Amerika ve Asya'yı tam manasıyla talan ediyorlardı. Bugün bu hikâyeye bakalım ve bugüne paraleller çizelim. Ana kaynağım, bir süre Türkiye'de de çalışan Hint asıllı tarihçi Dr. Muhammad Yakub Mughul'un 'Kanuni Devri Osmanlıların Hint Okyanusu Politikası ve Osmanlı-Hint Müslümanları Münasebetleri (1517-1538)' isimli kitabı (Fetih Yayınevi, İstanbul, 1975).

Portekizlilerin okyanusa açılması

15. yüzyılda Avrupa'nın fakirliği ve geri kalmışlığı dillere destandı. Asya ile ticaret yapıyorlar, ancak büyük ticari açıklar veriyorlardı. Bugünkü deyimiyle, sürdürülemez bir cari açık problemiyle karşı karşıyalardı. Sürdürülemezliğin sebebi basitti. İpek ve baharat başta olmak üzere Asya'dan o dönemin değerli mallarını ithal ediyorlar ancak karşılığında dünya piyasalarında para eden ürünler üretemiyorlardı. Teknik tabiriyle, ticari hadler Avrupa'nın aleyhindeydi. Daha da açarsak, ürettikleri basit ürünlerden çok verip karşılığında daha az miktarda Asya ürünleri ithal ediyorlardı. Doğu'nun ürettiği ipek, baharat, dokumalar ve diğer ürünler o zamanın lüks mallarıydı. Dış ticaret açığı Avrupa'yı başka ödeme araçları aramaya itiyordu. Listenin başında altın vardı. İspanyol ve Portekizliler altın bulmak için okyanusa açıldılar.

Ancak ikinci bir sebep daha vardı. Asya-Avrupa ticareti büyük ölçüde Müslüman ülkeler üzerinden yapılıyordu. Sadece Anadolu'nun da içinde olduğu karayoluyla değil. Hindistan'dan mallar denizyoluyla Kızıldeniz üzerinden Arabistan ve Mısır limanlarına gemilerle getiriliyordu. Mısır (Memluklu) tüccarları Kızıldeniz limanlarından malları kervanlarla Mısır'ın Akdeniz limanlarına taşıyordu. Buradan da, mallar denizyoluyla başta Venedik'e gidiyor, oradan da karayoluyla Avrupa şehirlerine taşınıyordu. Venedik bu yüzden Osmanlı ve Memlukluları velinimet olarak görürdü. Bu ticaret, Mısır ve Venedik'e büyük zenginlik getiriyordu. Bu konuda önemli bir kaynak olan Maria Pia Pedani'nin Venezia porta d'Orient (Venedik: Doğu'nun limanı) isimli kitap Gökçen Karaca Şahin tarafından İtalyancadan Türkçeye tercüme ediliyor.

Serbest ticaret / 'askeri' ticaret

Portekiz önce Afrika'nın batı kıyılarına saldırdı ve burada koloniler oluşturdu. Angola'nın hâlâ Portekizce konuşması zengin altın kaynakları sebebiyle Portekiz tarafından ele geçirilmesinden kaynaklanıyordu. Afrika, Portekiz açısından önemli bir altın kaynağı idi. Amerika da hem İspanya hem de Portekiz açısından. Her iki ülke Latin Amerika'yı da hızla sömürgeleştirdi. Talan, 'özelleştirme' şeklinde kurumsallaştırılmıştı. Gözü pek İspanyol ve Portekizli gemiciler, kendilerine kralları tarafından verilen 'yetkiye' binaen belli bölgelere gönderiliyor, oradaki kabilelere saldırıyor ve elde ettikleri altınların belli bir yüzdesini kendilerine saklayarak kalanı krallarına teslim ediyorlardı. Bazı Latin Amerika ülkelerindeki müzelerde bu hüzünlü süreç bugün de canlandırılıyor.

1481 yılında Portekiz kralı olan ikinci John zamanında, Portekiz'in önceki Afrika 'yatırımı' ülkesine önemli faydalar sağlamıştı. Yeni kral gözünü Asya-Avrupa arasındaki kârlı baharat ticaretine dikti. Amacı Mısır ve Venedik'e önemli darbe vurmak ve bu ticareti tamamen okyanus yoluna kaydırarak ele geçirmekti. Vasco de Gama isimli gözü pek ve saldırgan denizci bu konuda Portekiz'e büyük hizmet yapacaktı. Vasco de Gama 1497 ve 1502'de Afrika'nın doğu ve güney kıyılarını kat etti ve ardından Hindistan'a ulaştı. Afrika'da Mozambik'e ulaştığında, dost görünmek amacıyla Müslüman bir denizci olduğunu söylemişti. Buradan Ahmet bin Macit isimli ünlü bir denizci onun Hindistan'a ulaşmasına yardımcı oldu.

Bu keşif ziyareti sırasında de Gama'nın bazı Afrika ve Kaliküt gibi Hint limanlarında büyük vahşetlere imza attı. Ticari ve hacı taşıyan gemileri batırdı. Terör oluşturmak amacıyla, içindekilerin ellerini, kulaklarını keserek karaya yolladı. Şehirleri topçu ateşiyle yıkıntı haline getirdi. Amacı, bu sularda Kızıldeniz ve Mısır'a akan trafiği durdurmak ve buradaki ülkeleri Portekiz'e vassal hale getirerek ticareti Portekiz'e kaydırmaktı. Kendisi değil ama sonraki Portekizli askerler Hindistan ticaretini denizyoluyla Batı Avrupa'ya döndürmeyi başardı. Bundan Mısır kadar Venedik de zarar gördü. Sonrasında, Mısır Osmanlıların eline geçti. Bundan önce ve sonra Osmanlılar (özellikle Hadım Süleyman Paşa'nın 1538'deki seferi ile) deniz güçlerinin bir kısmını Portekizlileri durdurmak için kullandılar ancak başarılı olamadılar. 16. yüzyılda dünya ticaretinin yeni paterni Portekiz'in askerî gücüyle böyle kurulmuştu.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim