Süleyman Ceran

YORUMLAR ( Toplam 14 yorum)
Nizamettin Türeyenci
Popüler Sinema ve Tarihi Sorumluluk
10 Mart 2012 Cumartesi 14:43
Tarihi sorumluluğu önemsiyoruz. Tarihi sorumluluk açısından güzel bir film olmak zorundaydı. Bu konuda çok başarısız bir film olduğunu düşünüyorum.
Tarihi sorumluk konusunda başarısız olan bir film için popüler sinema açısından bir başarı var mıydı? diye soracak olursak bence o da yoktu. Fetih 1453'ü izlemek için sinemaya gidiyorusunuz, Ulubatlı Hasan'ı izlettiriyorlar size...
Tarihi sorumluk konusunda başarısız olan bir film için popüler sinema açısından bir başarı var mıydı? diye soracak olursak bence o da yoktu. Fetih 1453'ü izlemek için sinemaya gidiyorusunuz, Ulubatlı Hasan'ı izlettiriyorlar size...
Erhan TOPRAK
konjoktörün filmi
26 Şubat 2012 Pazar 23:38
Filmi seyretmedim şu ana kadar olumlu-olumsuz bir çok kanaat dinledim.
Sinema filimlerinin senaryosunun yaşanılan dönemin siyasi ve toplumsal dokusuyla sıkı ilişkisi var gibi...
Üklemizde bir çok alanda İslami (!) değerlerlerin tavan yaptığı zamanlara şahitlik ediyoruz her alanda "yeşil'e" bürünüyoruz ama bence bu yeşil "küf" yeşili. Toplumun, sözüm ona İslami hassasiyetleri yüksek tutulmaya çalışılırken bu durumdan vazife çıkarmak isteyen ve toplumu kendisine "pazar" gibi gören zihniyet hemen Fatih ve İstanbul kutsalını ranta çevirdiler.
Filmi yapanlar açısından olayın sadece seyirci kitlesinin sayısına odaklı olması,daha önce çevirdikleri filimlerinde /Recep ivedik/ amaç ne olursa olsun para kazanmak olunca şahsım adına çokta beklenti içinde olmadım.
Konjöktörün filmi diyorum.Bir gün İslami duyarlılığı ve vasatı olan Müslüman'lar bu işlere el atarlarsa ki atmalılar o vakit doyasıya seyredeceğimiz yapıtlar olur umarım.
Selametle...
Sinema filimlerinin senaryosunun yaşanılan dönemin siyasi ve toplumsal dokusuyla sıkı ilişkisi var gibi...
Üklemizde bir çok alanda İslami (!) değerlerlerin tavan yaptığı zamanlara şahitlik ediyoruz her alanda "yeşil'e" bürünüyoruz ama bence bu yeşil "küf" yeşili. Toplumun, sözüm ona İslami hassasiyetleri yüksek tutulmaya çalışılırken bu durumdan vazife çıkarmak isteyen ve toplumu kendisine "pazar" gibi gören zihniyet hemen Fatih ve İstanbul kutsalını ranta çevirdiler.
Filmi yapanlar açısından olayın sadece seyirci kitlesinin sayısına odaklı olması,daha önce çevirdikleri filimlerinde /Recep ivedik/ amaç ne olursa olsun para kazanmak olunca şahsım adına çokta beklenti içinde olmadım.
Konjöktörün filmi diyorum.Bir gün İslami duyarlılığı ve vasatı olan Müslüman'lar bu işlere el atarlarsa ki atmalılar o vakit doyasıya seyredeceğimiz yapıtlar olur umarım.
Selametle...
Murat AYDOĞDU
Topluma bakmak
23 Şubat 2012 Perşembe 19:30
Doğru ya da yanlış, mahallelerimizde, kasabalarımızda insanlar akın akın bu filme gidiyorlar. Tv’lerdeki versiyonu ‘Muhteşem Süleyman’da reyting yapıyor. Bunlar toplumsal bir olaydır ve biz bu toplumda yaşıyoruz. Dolayısı ile konunun ele alınması yaşadığımız çevre ile ilgilidir. Süleyman kardeşimiz de konuyu ele almış ve de güzel işlemiş. Buradan yanlışları, zaafları savunmadığını da görüyoruz, ama boş verin bu konuyu ele almayın ilgisizliği doğru değil.
Konuya bize ne diye bakarsak, bizi hiç ilgilendirmeyen birçok meseleye de aynı gözle bakarız, bu da bizi toplum dışına iter.
Ayrıca izlenimim olarak: Türk sineması, prodüksiyon ve aksiyonel sahnelerde oldukça gelişti ama içerik fakirliği, yüzeyselliği, şatafatlı, aşırı nesnel ve basit cengaverlikler zaaflı görünüyor. Karşılaştırma için İran sinemasına bakalım; güçlü bir senaryo, edebi üslup buna karşı aşırı mistisizm, derunilik, gizem, yani tam anlamı ile hermetizm. Şimdi şöyle düşünüyor insan; İsa’nın son günlerinin anlatan mistik Batı sinemasında, insan iradesini tamamen devre bırakıp, “vay be! her şey bizim kontrolümüz dışında” anlayışının İslami versiyonu. Ben burada Türk sinemasının insanları hamasetli bir tabiiyete sürüklemesinin aynısını İran sinemasında sufi bir tabiiyete sürüklemesi arasında sonuçsal benzerlik görüyorum. Hatta Türk sinemasının yoz etkisinden kurtulmak daha bile kolay, buyurun.
Konuya bize ne diye bakarsak, bizi hiç ilgilendirmeyen birçok meseleye de aynı gözle bakarız, bu da bizi toplum dışına iter.
Ayrıca izlenimim olarak: Türk sineması, prodüksiyon ve aksiyonel sahnelerde oldukça gelişti ama içerik fakirliği, yüzeyselliği, şatafatlı, aşırı nesnel ve basit cengaverlikler zaaflı görünüyor. Karşılaştırma için İran sinemasına bakalım; güçlü bir senaryo, edebi üslup buna karşı aşırı mistisizm, derunilik, gizem, yani tam anlamı ile hermetizm. Şimdi şöyle düşünüyor insan; İsa’nın son günlerinin anlatan mistik Batı sinemasında, insan iradesini tamamen devre bırakıp, “vay be! her şey bizim kontrolümüz dışında” anlayışının İslami versiyonu. Ben burada Türk sinemasının insanları hamasetli bir tabiiyete sürüklemesinin aynısını İran sinemasında sufi bir tabiiyete sürüklemesi arasında sonuçsal benzerlik görüyorum. Hatta Türk sinemasının yoz etkisinden kurtulmak daha bile kolay, buyurun.
Hasan Hüseyin
Kemal'e
23 Şubat 2012 Perşembe 13:51
Haksözhaber sitesinin okuru böyle değil, kesinlikle değil. "bu ne biçim değerlendirme" demez çünkü o insanlar. Biraz saygı. Eleştirdiğimiz insanları çok yönlü düşünmemiz, diğer yazılarına bakarak tartmamız gerekmez mi? Merhametle yaklaşmak lazım. Bence yerinde ve dozajında bir eleştiri. Filme de gitmeyeceğim, ben yazıdan bunu çıkardım çünkü.
kemal
bu ne biçim değerlendirme!
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:16
Doğrusu bu film hakkında bu siteden böyle bir yorumun yayımlanması çok düşündürücü! Ne amaçlara hizmet edeceği açık olan bu filmin bu sitede makaleleri yayınlanan bir yazarca bu derece sahiplenici bir üslupla değerlendirilmesi gerçekten bir zaaf... Pes doğrusu..
Arif isimli kişi yanlış anlamadımsa müslüman olmadığını da belirterek bence yerinde bir tespit yapmış..Hakikaten de öyle bir sözün, söylendiği iddia edilen bağlam da dikkat alınınca (ki Hendek savaşında rasülün hendek kazarken bir kayayı parçaladığı sırada söylediği rivayet edilir) aslında Peygamberimize nisbeti oldukça zor görünmektedir...
Bu değerlendirme tutmamış...
Arif isimli kişi yanlış anlamadımsa müslüman olmadığını da belirterek bence yerinde bir tespit yapmış..Hakikaten de öyle bir sözün, söylendiği iddia edilen bağlam da dikkat alınınca (ki Hendek savaşında rasülün hendek kazarken bir kayayı parçaladığı sırada söylediği rivayet edilir) aslında Peygamberimize nisbeti oldukça zor görünmektedir...
Bu değerlendirme tutmamış...
Süleyman Ceran
İnsaf
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:16
Konstantiniyye'nin fethi ile alakalı hadisin gerçekliği bir kenara peygamberimizin arkadaşlarının kuşatmalara katılması bile başlı başına önemlidir. Müslümanların Kudüs'ten sonraki en büyük kazanımları İstanbul değil midir? Böylesine önemli olayı bağlamı içinde değerlendirip incelemek gerekir.
Filmle ilgili yoğun bir eleştiri yaptığım yazı baştan sona okununca görülecektir. Yeni Akit'te yayınlanan bir yazının gereği olacak derinlikteki çalışma daha genişletilebilir, eleştiriler teolojik alanda yoğunlaştırılabilirdi, ama gerek görmedim.
İçinde sıkıntılı taraflar olsa bile sinematografik açıdan iyi bir iş çıkarılmış demek, herkese topluca Allah rızası için bu filmi destekleyin anlamı çıkarmaz. Popülist bir film olan "Fetih 1453" piyasa filmidir, o kadar.
Bundan da daha fazla kıymetli değildir.
Filmle ilgili yoğun bir eleştiri yaptığım yazı baştan sona okununca görülecektir. Yeni Akit'te yayınlanan bir yazının gereği olacak derinlikteki çalışma daha genişletilebilir, eleştiriler teolojik alanda yoğunlaştırılabilirdi, ama gerek görmedim.
İçinde sıkıntılı taraflar olsa bile sinematografik açıdan iyi bir iş çıkarılmış demek, herkese topluca Allah rızası için bu filmi destekleyin anlamı çıkarmaz. Popülist bir film olan "Fetih 1453" piyasa filmidir, o kadar.
Bundan da daha fazla kıymetli değildir.
MEHMET CAN
FETİH
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:15
Ortaççağ şartlarında 100000 kişi ile değil, 1000000 kişi ile dahi feth edilemeyecek bir kaledir İstanbul.
Arif, peygamber'in (sav) müjdelediği bu fethi nasıl böyle aşağılayabilirsin? Fatih dönemine kadar yapılan onlarca kuşatma neden başarısız oldu hiç düşündün mü?
Akıl, fikir!
Arif, peygamber'in (sav) müjdelediği bu fethi nasıl böyle aşağılayabilirsin? Fatih dönemine kadar yapılan onlarca kuşatma neden başarısız oldu hiç düşündün mü?
Akıl, fikir!
arif
hadis
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:15
peygamberin böyle bir hadisi olduğu da tartışmalı bir konudur ayrıca. Ben müslüman değilim konuya islamın yayılması açısından bakmam. Sen o günkü işgali meşrulaştırırsan Amerika'da gelir senin halkını işgal eder o zaman ses çıkarma hakkın kalmaz.
arif
işgal
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:14
"İslam dünyasının en etkileyici epik sinema konularından biri de elbette İstanbul’un fethedilmesidir. Halkımız, destanlaştırdığı, "
100000 kişi ile 6000 kişilik bizans ordusunu aylarca yenememek destandır ama ülkesini savunanların destanıdır olsa olsa. Irkçı duyguları kabardıkça kabartan bir ifade...
100000 kişi ile 6000 kişilik bizans ordusunu aylarca yenememek destandır ama ülkesini savunanların destanıdır olsa olsa. Irkçı duyguları kabardıkça kabartan bir ifade...
Fikri
Müslüman Milletin Destanı
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:14
Kalbinde, beyninde ve dilinde yalnız ALLAH olan, Hazreti İbrahim den bu yana tevhid üzere yürüyen ve Peygamberimiz Hazreti Muhammed in işaret ettiği rivayetler doğrultusunda Konstantini almak için çaba gösteren bir milletin zaferi. Milleti İslamiyeye mensub mücahidlerin yazdığı bir destandır Konstantinin Fethi.
Tarih araştırıldığında görülür ki Osmanlının son yüz senesine kadar Türk kelimesi yok aşamasındadır. Müslüman ve gayri müslim iki teba vardır. Tarih her zaman ters yüz edilir güçlülerce. Filmde bunu yapmış Türk propagandası yaparak.
Yine de kim ne derse desin Malazgirtte Alparslanla, Kudüste Selahaddinle övüneceğiz küffara karşı kazandıkları zaferlerden dolayı.
Bugün de ABDİsrail-AB-Rus-Çin-Hindistan-Tayland vb ülkelerde nerde küffara diz çöktüren bir ordu varsa onlara dua etmekteyiz. Zaferleriyle övünmekteyiz.
Bir gün o mücahidlerden olmak arzusuyla.
Tarih araştırıldığında görülür ki Osmanlının son yüz senesine kadar Türk kelimesi yok aşamasındadır. Müslüman ve gayri müslim iki teba vardır. Tarih her zaman ters yüz edilir güçlülerce. Filmde bunu yapmış Türk propagandası yaparak.
Yine de kim ne derse desin Malazgirtte Alparslanla, Kudüste Selahaddinle övüneceğiz küffara karşı kazandıkları zaferlerden dolayı.
Bugün de ABDİsrail-AB-Rus-Çin-Hindistan-Tayland vb ülkelerde nerde küffara diz çöktüren bir ordu varsa onlara dua etmekteyiz. Zaferleriyle övünmekteyiz.
Bir gün o mücahidlerden olmak arzusuyla.
Ahmet Murat Kaya
10 maddede 1453
22 Şubat 2012 Çarşamba 03:01
1. Fatih imajı: Kaprisli, istişareden yoksun ve adeta bir inat uğruna şehir fethetmiş adam.
2. Filmin hedef kitlesi, liseli gençler. Zira lise tarih kitabı gibi gereksiz bir belgesel boyut da var. Kamera bir Roma’ya, bir Cenova’ya gidiyor.
3. Efektler mutlaka lazımdır ama burada, abartılmış. Örneğin baştaki o şahin. Kamera gözüne giriyor falan..
4. Kel,iri yarı, pala bıyıklı, pehlivan tipli bir ulubatlı hasan tiplemesi daha isabetli olabilirdi. Bu manken gibi bir şey olmuş. İnandırıcılıktan uzak.
5. Filmdeki aşk hikayesi son derece zorlama ve komik. Ayrıca S. Ceran’ın da dediği gibi, çapkın Türk işbaşında..
6. Osmanlı orduları disiplinden yoksun resmedilmiş. Sanki olay tamamen iman gücü ve Fatihin inadıyla gidiyor.
7. Ak Şemsettin güldürüyor. Nasrettin hoca gibi resmedilmiş, karizmadan uzak.
8. Senaryo her anekdota yer vermek istemiş ve nihayetinde dağılmış. Bütünlükten uzak.
9. Birde kahpe Bizans olayı var tabii. Halbuki, şehrini savunan fedakar unsurlar da işlenebilirdi.(Cennetin Krallığı)
10. Kostüm, karakter ve replikler kesinlikle Tv dizilerinin (muhteşem yüzyıl) gerisinde. Örneğin Kanuni ve Malkoçoğlu ikilisi ile Fatih ve Ulubatlı ikilemesi kıyaslayabiliriz.
Nihayetinde, Truva, Cesur Yürek, Cennetin Krallığı, Gladyatör, 300 Spartalı ya da Çağrı filmi arayanlar için hezimet ama Recep İvedik yönetmeni için başarı denebilir.
2. Filmin hedef kitlesi, liseli gençler. Zira lise tarih kitabı gibi gereksiz bir belgesel boyut da var. Kamera bir Roma’ya, bir Cenova’ya gidiyor.
3. Efektler mutlaka lazımdır ama burada, abartılmış. Örneğin baştaki o şahin. Kamera gözüne giriyor falan..
4. Kel,iri yarı, pala bıyıklı, pehlivan tipli bir ulubatlı hasan tiplemesi daha isabetli olabilirdi. Bu manken gibi bir şey olmuş. İnandırıcılıktan uzak.
5. Filmdeki aşk hikayesi son derece zorlama ve komik. Ayrıca S. Ceran’ın da dediği gibi, çapkın Türk işbaşında..
6. Osmanlı orduları disiplinden yoksun resmedilmiş. Sanki olay tamamen iman gücü ve Fatihin inadıyla gidiyor.
7. Ak Şemsettin güldürüyor. Nasrettin hoca gibi resmedilmiş, karizmadan uzak.
8. Senaryo her anekdota yer vermek istemiş ve nihayetinde dağılmış. Bütünlükten uzak.
9. Birde kahpe Bizans olayı var tabii. Halbuki, şehrini savunan fedakar unsurlar da işlenebilirdi.(Cennetin Krallığı)
10. Kostüm, karakter ve replikler kesinlikle Tv dizilerinin (muhteşem yüzyıl) gerisinde. Örneğin Kanuni ve Malkoçoğlu ikilisi ile Fatih ve Ulubatlı ikilemesi kıyaslayabiliriz.
Nihayetinde, Truva, Cesur Yürek, Cennetin Krallığı, Gladyatör, 300 Spartalı ya da Çağrı filmi arayanlar için hezimet ama Recep İvedik yönetmeni için başarı denebilir.
muhammed
bir film izledim(My name is Khan)
21 Şubat 2012 Salı 23:30
süleyman abi geçenlerde bir film izledim onun hakkında bir yazı yazdın mı bilmiyorum ama bence kesin ilgini çekecek belki de izlemişsindir filmin adı ''Benim Adım Khan'' hint yapımı bir film 11 eylül öncesi ve sonrasının amerikadaki sosyal yapı üzerinde nasıl bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor...çok insani ve anlamlı buldum..bununla ilgilenirsen çok memnun olurum.saygılar
muhammed
olumsuz
21 Şubat 2012 Salı 23:23
İsyanbulu'un fethi gibi çağ açıp çağ kapayan bir malzeme bu kadar heçedilirdi...halkın milli duygularına da güvenilerek masraftan kaçınılmamış buna dayanılarak daha film gösterime girmeden bu film çok satar rekor kırar diyorlardı...herkesin yapmaya cesaret edemeyeceği kadar zorlu bir konu olduğunu ifade edelim...bu yüzden daha fazla titizlik istiyordu... bu çapta bir bütçeyle istanbulun fethini holywood hatta bolywood yapımıyla izleseydik eminim daha adaletli hakkı daha iyi teslim edilmiş bir yapıt seyredebilirdik...
Recai
"Fetih"e Bakışlar
21 Şubat 2012 Salı 08:14
Bu film hakkında herkes bir şey söylüyor.
Birbirini tutmayan onlarca yorum okuyoruz her gün.
Olumsuz görüşler ağırlıktaydı benim şimdiye kadar okuduklarım arasında.
Fakat Süleyman Bey her şeye rağmen başarılı olduğunu söylemiş sanki.
Birbirini tutmayan onlarca yorum okuyoruz her gün.
Olumsuz görüşler ağırlıktaydı benim şimdiye kadar okuduklarım arasında.
Fakat Süleyman Bey her şeye rağmen başarılı olduğunu söylemiş sanki.

KARİKATÜR


Epik sinema, tarihin belli bir dönemini içine alması, süresi, konu genişliği ve yüksek beklentileri ile gerçekleştirilmesi hayli zahmetli olan bir tür. Bu nedenle olsa gerek sinemamızda bu alana uygun bugüne kadar çok ciddi örnekler verilemedi. Şimdiye kadar yapılmış filmlerin, bu türün etrafında dolanan, izlenimler barındıran, kişisel karizmalarla öne çıkmış, iyi niyetli ama zayıf yapımlar olduğunu belirtmekte fayda var.





