1. YAZARLAR

  2. Kurtuluş Tayiz

  3. Polisiye tedbirler sorunu büyütüyor
Kurtuluş Tayiz

Kurtuluş Tayiz

Yazarın Tüm Yazıları >

Polisiye tedbirler sorunu büyütüyor

A+A-

KCK operasyonları ABD’li sosyolog Maslow’un o ünlü sözünü hatırlatıyor bana; “Elinde çekiç olan her şeyi çivi olarak görür”. PKK yıllarca askerî tedbirlerle bitirilmeye çalışıldı, şimdi de KCK polisiye tedbirlerle engellenmeye çalışılıyor. Polis, yürürlükteki “Terörle Mücadele Kanunu” çerçevesinde önüne gelen BDP üyesini, çalışanını KCK’lı suçlamasıyla gözaltına alıp cezaevine gönderebiliyor. TMK’ya göre herhangi bir BDP’li siyasetçiyi KCK üyesinden ayırabilmek imkânsız. BDP’ye karşı “siyasi operasyon” yapmakla suçlanan hükümet, kanunları işaret ederek sorumluluktan kaçıyor; ama uluslararası standartların gerisindeki ceza hukuk sistemini ve özellikle de “Terörle Mücadele Kanunu”nu değiştirmek için harekete geçmiyor.

12 ekimde yayımlanacak olan AB İlerleme Raporu’nun KCK operasyonlarıyla ilgili bölümünde şu eleştiriler yer alıyor: “Adlî denetim yerine sıkça başvurulan gözaltılar, dosyalara erişimin kısıtlanması, tutuklama kararlarına ve bu kararların gözden geçirilmesine ilişkin ayrıntılı gerekçe verilmeyişi, Türk ceza hukuku sisteminin uluslararası standartlar çizgisine getirilmesi ve terörle mücadele yasalarının değiştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.”

Raporda bu operasyonların siyasal sonuçlarıyla ilgili de önemli tesbitler var: “Seçilmiş temsilcilerin (BDP’liler kastediliyor) tutuklanması yerel yönetimleri zor durumda bırakmakta ve Kürt meselesinde diyaloga engel olmaktadır.”

Yani KCK operasyonları hem hukuki ve hem siyasi olarak iki açıdan kusurlu. Hukuki boyutu için hükümet BDP’yi Meclis’e gelmekte direndiği ve bugüne kadar birlikte çalışmaya yanaşmadığı için elbette suçlayabilir; ama siyasi boyutu için burada galiba tek sorumlu olan hükümet. Özetle bu operasyonlar hem hukuki olarak sorunlu, hem de siyasi olarak hatalı.

Kuşkusuz KCK meselesi hükümetin ve güvenlik bürokrasisinin içinden çıkmakta zorlandığı karışık bir konu. Üstelik KCK’nın “sütten çıkmış ak kaşık” olduğunu da kimse ileri süremiyor.

Burada şöyle bir hata göze çarpıyor; devlet PKK’yı yıllarca Kürt sorunundan bağımsız bir asayiş ve güvenlik problemi olarak ele aldı. Siyaset devreye girip askerin elinden çekici aldığında ise artık çok geç kalınmıştı...

KCK’yla mücadelede de benzer bir hata var. KCK siyasi bir sorun ve polisiye tedbirlerle çözülemez; PKK’nın askerî önlemlerle çözülemediği gibi.

Hükümet ve güvenlik bürokrasisi BDP ve KCK’yı birbirinden ayırmakta yaşadığı güçlüğü yasal düzenlemeler ve siyasi adımlarla aşmayı denemek yerine, işte bu gözaltı ve tutuklama furyasıyla çözmeye çalışıyor. Bu ısrar bugüne kadar Kürt siyasal alanını daraltmaktan, Güneydoğu’da kaosu büyütmekten, şiddete meşruiyet kazandırmaktan başka bir sonuca yol açmadı. Kulaktan kulağa fısıltıyla dolaşan, “BDP’liler parti komiserlerinden şikâyetçi (KCK kastediliyor), bu operasyonlarla BDP’nin önü açılıyor” sözleri gerçeklikten uzaktır. Bu operasyonların Kürtler üzerinde nasıl bir etki bıraktığından habersiz değilse eğer hükümet, ilk fırsatta, BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın önerdiği, Türk Ceza Kanunu ile TMK’da değişiklik öngören “mini demokrasi paketi” için müzakerelere başlamalıdır.

kurtulustayiz@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT