Polis devleti kimin eseri

16.04.2010 18:50

Melih Altınok

Hakkâri’de polisler, bir protesto gösterisinde 14 yaşındaki H.K’yı annesinin kollarından zorla alıp yerlerde sürüklüyor...

Kuşadası’nda 27 yaşındaki Umut Tamaç’ı kovalayan polis yakaladığı genci, iddialara göre çevredeki esnafın yalvarışlarına aldırmadan alnından vuruyor...

Evet, bunlara yürek dayanmıyor gerçekten. Ancak müzminleşen bu sorunun aşılması için bugüne değin itibar ettiğimiz söylemler üzerinde biraz durmamız gerekiyor. Bence bunların başında da, kimi çevrelerin askerî vesayet sisteminin alternatifi olarak örgütlendiğini iddia ettikleri ‘polis’i demokrasinin önündeki birincil problem olarak tanımlamak geliyor.

Haklısınız bu indirgemeci yaklaşımın cazibesine kapılmak kolay. Ancak, pek çoğunuz gibi zamanında polis şiddetinden ziyadesiyle çekmiş ve askerî vesayet sistemiyle polis terörünün simetrik tehditler olduğu şeklindeki yanlışa düşmüş birisi olarak söylüyorum, bu, hedef saptırmaktan başka bir şey değil; uyanmalıyız.

Aslında basit bir muhakemeyle de sonuca ulaşabiliyor insan. Bir düşünün, parlamentoyu askıya almaktan falan geçtim, hangi polis amirinin, bırakın başbakanı azarlamayı, üstündeki müdürünün iradesini tanımadığını söyleyebilir ya da buna cüret ederse başına neler gelir?

Eğer bugün bir polis teröründen söz ediyorsak bunun yegâne sorumlusu, bütün olarak ülkedeki antidemokratik ortamın kurucusu ve kollayıcısı askerî vesayet sistemidir. Polisin, belediye zabıtasının ya da tapu kadastro memurlarının fütursuzluğunu bu tehdide eşdeğer tutmak büyük bir yanılgıdır.

Sivil toplumun ya da uluslararası toplumun baskılarıyla demokratikleşme için adım atma iradesi gösteren bir siyasal iktidar tamamen kendisine bağlı bu kurumlara pekâlâ çekidüzen verebilir. Başbakan yarın hükümetin bu noktadaki kararlılığını açıklasın ve atla deve değil, birtakım yasal yaptırımlar getirsin, bakın görün ertesi gün polis teröründen söz edebiliyor muyuz?

Peki, ya tüm kurum ve kuruluşları ‘halkına karşı’ örgütleyen 80 yıllık askerî vesayet sistemi için bunu söyleyebilir miyiz?

Bakın, adam öldüren bir polis idari izin vb. zorluklar olsa da en azından adlî mahkemelerde yargılanabiliyor. Ama biliyorsunuz bizler hâlâ, adlî mahkemede 36 yıl ceza alıp askerî mahkemece tahliye edilen astsubayla, hiç olmazsa adalet karşısında eşit olmanın mücadelesini veriyoruz.

Silah alımlarında askerin tekelinin kırılması gibi tartışmalar vesilesiyle, ulusalcı kesimlerin pohpohladığı polis devleti kuruluyor martavallarına kanmayın. Polis devleti, antidemokratik kurumların ve yasaların varlığını sürdürdüğü ülkelerde söz konusu olur. Ve bu ülkelerin tümü istisnasız biçimde militarist nitelikte, darbe ideolojisinin hâkim olduğu ülkelerdir.

Polis devleti, siyasi iradeye bağlı kolluk kuvvetlerinin hâkimiyetini tanımlamak için değil, halkın iradesini tanımayan ve antidemokratik biçimde demokrasinin kurum ve kuruluşları üzerinde hâkimiyet kuran darbe rejimleri için kullanılır.

Farkındayım, mevzu çarpıtılmaya çok uygun. O yüzden altını çizerek bir kez daha söyleyeyim. Solcular, demokratlar her zaman olduğu gibi polisin ya da herhangi bir kurumun hukuksuzlukların üzerine hep gittiler, gideceklerdir de. Bu konuda yapılması gereken ne varsa yaparız. Ama demokrasi mücadelesini, statükocu darbe ideolojisinin bataklığı şuracıkta dururken, sivrisineklerle uğraşmaya indirgemenin mantıksızlığını da dile getiririz.

Sözünü ettiğim perspektif yaşama geçirilerek polis terörüyle nasıl mücadele edileceğini merak edenlere, oğlu Baran Tursun’u polis terörüne kurban veren Mehmet Tursun’un kurduğu Baran Tursun Polis Mağdurları Vakfı’nın çalışmalarını yakından izlemelerini tavsiye ederim.

***

1 Mayıs için Taksim’i aldık nihayet. Peki, şimdi ne olacak? Tabelalarında solu çağrıştıran amblemler bulunan kimi partiler, tüm demokratların bu 30 yıllık talebi AKP iktidarında yerine getirildiği için huzursuz olmuşlar mıdır dersiniz? Bence afişlere yazacakları sloganları hazırdır bile: “Taksim sizin olsun, devrimci 1 Mayıs için Çağlayan’a!”

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim